GİZLİHAZİNELER DEFİNECİLER AKADEMİSİ
Arama
 
 

Sonuç :
 


Rechercher çıkıntı araştırma

En son konular
» Koltuk Taşı
Cuma Eyl. 01, 2017 11:19 pm tarafından horosanlı

» Scorpion gpr
Ptsi Ağus. 28, 2017 8:17 am tarafından ramses28

» 2013 -OCAK AYI İŞTİMASI YAPALIM Bİ GARDAŞLARDAN KİMLER VAR.
Çarş. Tem. 06, 2016 10:29 am tarafından korasoglu

» 14-mart-2015
C.tesi Mart 14, 2015 8:32 am tarafından BORAN38

» KARE-DİKDÖRTGEN OYMALAR ve ÇÖZÜM UYĞULAMALARI
Ptsi Eyl. 29, 2014 5:08 am tarafından kılıç3838

» sümbül...
Salı Eyl. 02, 2014 12:36 pm tarafından Battal Ebrail

» taşın üçgen şeklinde delinmesi bir define işareti midir?
Çarş. Ara. 18, 2013 8:05 am tarafından 56476364528

» deneme
C.tesi Kas. 23, 2013 7:54 pm tarafından CANTAR

» buldugumuz bir taş
Ptsi Eyl. 09, 2013 3:54 am tarafından cansu

» Eski rum evleri ve definesi
Ptsi Eyl. 09, 2013 3:46 am tarafından cansu

Kimler hatta?
Toplam 3 kullanıcı online :: 0 Kayıtlı, 0 Gizli ve 3 Misafir :: 1 Arama motorları

Yok

Sitede bugüne kadar en çok 213 kişi C.tesi Tem. 29, 2017 8:28 am tarihinde online oldu.
RSS akısı

Yahoo! 
MSN 
AOL 
Netvibes 
Bloglines 



Bağlı değilsiniz. Bağlanın ya da kayıt olun

Altına hücum sürüyor

Aşağa gitmek  Mesaj [1 sayfadaki 1 sayfası]

1 Altına hücum sürüyor Bir Salı Tem. 20, 2010 6:10 pm

CANTAR

avatar


Altına hücum sürüyor


Kısa yoldan köşe dönücülerin hayat kaynağı define histerisi bu kez
de Edirneyi vurdu. Tüm Türkiye, Edirne Belediyesi Temizlik İşlerinin
bahçesinde devam eden kazıyı merakla takip ediyor.


Eldeki haritaya göre 30 ton altın olduğu söyleniyor! Sonuç ne
olacak bilinmez ama Türkün define ile imtihanı bitecek gibi görünmüyor.
Hafta başında da define bulma sevdasındaki kafadarlardan biri, İzmirin
Gaziemir ilçesinde girdiği mağarada zehirlenerek hayatını kaybetmişti.
Talihsiz hazine avcısı, hayaline ulaşamadan can verdi ama, onu harekete
geçiren hazine sevdası dünyanın her yerinde, derin mağaralarda, yer
altı şehirlerinde ve okyanus diplerinde, milyonları büyülemeye devam
ediyor; altına hücum sürüyor! Yabancı meslektaşları organize çalışırken,
bizim defineciler daha çok gönüllü ve bir o kadar da azimli. Öyle ki,
bu azim, Ferhat misali dağları delmese de, gölleri boşaltıyor!
Denizlinin Beyağaç ilçesi yakınlarındaki Kartal Gölünün suyunun, çift
başlı altın kartal heykeli bulmayı uman define arayıcıları tarafından
boşaltıldığını öğrendiğinizde, altın sevdalılarının vizyonunun genişliği
sizi şaşırtabiliyor! Beyağaç Belediye Başkanı İsmail Eliuz hayli
dertli: defineciler, açtıkları kanal ve deliklerle gölün suyunu
boşaltmış, yok denecek kadar az su kalmış. Burada çift başlı altın
kartal heykeli bulmayı umut ediyorlar.ediyor. Zaten elde dedektör, dere
tepe düz gidenlerin enerjisi de bu ümitten başkası değil. Öte yandan bu
ümit de, hazine sevdalılarından geçimini sağlayanların ekmek kapısı!
Türkiyedeki önde gelen dedektör imalatçılarından Tarhan Temizer
uyarıyor: Ava giderken avlanmayın, satılan dedektörlerin büyük bir kısmı
düzmece! Peki hazine sevdalılarını harekete geçiren ne? Daha çok
söylentiler. Hazineciler için duyum almak yeterli. Bir kez burda gömü
varmış denmeye görsün, elde kazmalar harekete geçiliyor. Temizer bu
durumu, Ayasofyanın altında altın var deyin yarın altını
oyarlar.
diyerek özetliyor.
Memleket sınırlarının dışında ise işler daha bir profesyonel
yürüyor. İçinde 6 ton altınla batan İngiliz bandıralı Sussex kadırgasını
bulan araştırmacı Greg Stemm ya da yine ağzına kadar altın sikke ile
dolu İngiliz buharlısı RMS Douro ve değerli Çin porselenleriyle yüklü
Çin yelkenlisi Vung Tauyu bulan batık araştırmacısı Sverker Hallstrom,
dünyadaki milyonlarca define meraklısının hayallerini kışkırtmaya devam
ediyor.
Yabancı rakipleri gelişmiş ve tabii sahte olmayan (!)
dedektörler, gelişmiş sualtı teknolojisi ve hatta uyduları bile
kullanırken, yurdumuzun definecileri, tesis ve altyapı sıkıntısı
çekiyor! Bir de belli başlı zenginliklerimiz yıllar önce sözde
arkeologlar tarafından yağmalandığı için, geride kalanlar tavşanın suyu
mesabesinde. Örneğin, 19. yüzyılda Truvaya kazı yapıyorum diyerek
çıkardığı şehrin hazinelerini yurtdışına kaçıran Alman arkeolog Heinrich
Schliemann gibileri, yıllar sonra elde dedektör hayal peşinde koşanlara
pek bir şey bırakmayacaktı. Schliemann, II. Truva duvarlarının dibinde
yaklaşık 9 bin parça altın ve gümüş bularak bunları kefelerle önce
Yunanistan ardından Almanyaya kaçırmıştı. Özetle, defineciler açısından
hammadde sıkıntısı da had safhada!
Bir diğer eksik ise ülkemizde kullanılan define teknolojisinin
sıradanlığı. Dedektör imalatında Amerikalı üreticiler dünyaya fark atmış
durumda. Amerikaya 60 üretici firma var iken Türkiyede bu rakam bir
elin parmaklarından az. Bu işin pîrlerinden elektronik mühendisi Tarhan
Temizer, Türkiyede dedektör üretimi yapan bir firmanın sahibi. Yaklaşık
20 yılını dedektör imalatına vermiş. Şirketi 15 farklı model dedektör
üretiyor. 20 yılın ardından haliyle bu dünyanın kodlarını da çözmüş.
Müşterileri sadece Türk defineciler değil. Yurtdışından da yoğun talep
geldiğini söylüyor. Söz gelimi, define aramanın yasak olduğu İrandaki
bir müşterisi, yeni ürettiği bütün cihazları almış. Ancak gümrük ile
çıkışı yasak olduğu için dedektörleri eşek sırtında sınırdan geçirtmiş.
İranın yanı sıra Azerbaycan, Irak, Suriye, Yunanistan, Yugoslavya,
Makedonya ve Arnavutluktan da müşterileri var. Suriyeli hazine avcıları
da dedektör kullanma kılavuzunun Arapçaya çevirilmesini talep etmişler.
Define arama işinin bir hobiden ziyade tutku gibi algılandığını söylüyor
Temizer. Hazinecilere yönelik genel tespitleri ise oldukça ilginç:
Define meraklıları arasında üst düzey yönetici olanlardan tutun emniyet
müdürleri bile var. Bu artık tutku olmuş: Ayasofyanın altında altın
var!deyin yarın altını oyarlar. Ancak aralarında dayanışma yoktur.
Münferit çalışırlar. Define arama işi tamamen söylentilerden yola
çıkılarak yapılır. Bunların geneli saf insanlar. Serüven filmlerindeki
gibi uzun uzun araştırmalar yapıp, haritalar çıkarıp hazine aramıyorlar.
kazalım altını bulalım derdindeler. Dedektörün kullanma kılavuzunu bile
okuyamayan nasıl araştırma yapsın?
Dünyanın birçok yerinde define
meraklıları bir araya gelip dernek kurmalarına karşılık Türkiyedekiler
biraz bencil olsa gerek, bir dernek dahi kuramamış. Tabii bunda define
arama işinin sıkı takip altında olması, bulanların da yakalandıklarında
bulduklarını kuzu kuzu müzelere vermek zorunda kalışı da rol oynuyor.
Dolayısıyla bizimkiler de saman altından altın götürmeye çalışıyor.
Temizerin girişimi de bir sonuç vermemiş. En çok definecilerin
kazıklanmasına hayıflanıyor. Bazı firmalar yüzlerce dolar fiyat biçerek
içinde elektronik aksam bile bulunmayan makineleri definecilere
satıyormuş: hazine avına çıkanlar, öncelikle kendileri av oluyor.diyor.

Teknoloji yoksa cinler var
Daha da ilginci kazıklanıp teknolojiden umut kesilince devreye
cinler giriyor. Bazı hazine avcıları define yerlerinin tespiti için
cinci hocalara başvuruyor. Çünkü defineler arasındaki genel kanaat,
hazinenin cinler tarafından korunduğu yönünde. Bu yüzden bazı hazine
avcıları, define çıkarmayı hesapladığı yerden bir miktar toprak alarak
onu 'tanıdık' bir hocaya götürüyor. Hoca bilgisi (veya hayali)
nispetinde definecilere, gömünün miktarını, derinliğini ve kaç tane cin
tarafından korunduğunu söylüyor. Bütün bu malümatları alan
maceraperestler, siyah saplı ve kemik saplı bir bıçakla gömünün etrafına
daire şeklinde bir sınır çizgisi çiziyor. Bu, sözde cinlerin sınır
çizgisi oluyor ve işlem bittikten hazine avı için kollar sıvanıyor.
Av olmayıp, özellikle deniz altında yaptıkları araştırmalarla
yüklü ganimeti sırtlayanlar da var. Bunların başında, teknolojiyle
defineciliği harmanlamış sualtı araştırmacısı Greg Stemm geliyor. 1694 de
3 milyon sterlin madenî para ve 6 ton altından oluşan yüküyle
Cebelitarıkta batan İngiliz gemisi Sussex bulan Stemmın başarısı, onu
definecilerin yaşayan efsanesi yaptı. Sussexın taşıdığı hazine,
İngiltere tarafından, Fransayla yaptıkları savaşta kendileriyle ittifak
kurması için Savoy Düküne gönderiliyordu ki, yarı yolda gemi, bin 200
kişilik mürettebatı ve yaklaşık 4 milyar dolar değerindeki yüküyle
batmıştı.
Stemm, dünyada bir ilki yaparak, 20 yıllık hayali Sussex
çıkarmak için İngiliz hükümetiyle ortaklık anlaşması da yapmış,
böylelikle define çıkarmak için bir devletle özel bir şirket ilk kez bir
araya gelmişti. 2001 de 765 metre derinlikteki Sussex kendi
geliştirdiği, deniz dibinde ses dalgalarıyla tarama yapan özel robot
denizaltı ile ulaşan Stemm ve ekibinin batıktan ganimet çıkarma işi
halen devam ediyor. Bulduklarını İngiliz hükümeti ile paylaşan Stemm ın
piyangosu bununla da sınırlı değil. Amerikan iç savaşının ardından
Güneyin yeniden yapılanmasında kullanılacak 180 milyon dolarlık altınla
batan SS Republic adlı buharlı gemiyi de Stemm ın şirketi gün yüzüne
çıkardı. Burada hemen yerli definecilere de bir hatırlatma yapmak
gerekiyor. Siz siz olun, sabredin. Zira Stemm, SS Republic tam 12 yıl
aramıştı!
Dünya denizlerinde ganimet yüklü birçok batık olur da, Türkiye
bundan payını almaz mı? Alır tabii. Zira, tarihteki en işlek korsan ve
ticaret hattının Afrika nın kuzey kıyıları ile Türkiye nin güney kıyıları
arasında kaldığı biliniyor. Ama ne demiştik; tesis yok tesis.
Definecilerimize teknolojik destek sunulsa, o vakit Türkiye nin
borçlarını ödeyecek altını tez zamanda çıkarırlar!
Hakan B, Giresun, Define Gönüllüsü :
'Kahveye gitmiyor, define arıyoruz'
Hiç buldunuz mu?
Yıllardır arıyoruz, ama henüz bir şey bulamadık. Zaten arayan çok
da bulan yok. Haritamız olsa kesin buluruz da, orjinal harita bulmak
zor.
Neye göre arıyorsunuz peki?
Daha çok işaretlerle. Oturak taşı, mezar taşı.. işaretler. ve
tabi söylentiler de çok oluyor.
Aşağı mahallede yalan söyleyip, yukarı
mahallede kendimiz inanıyoruz.
Defineyi ne ile arıyorsunuz?
Daha çok piyasa işi dedektörlerle. Ama
yabancılarınki gibi büyük, kameralı, daha
gelişmiş aletlerimiz olsa buluruz eminim.
Bulamıyorsanız, bu arayışınız neden?
Valla artık sosyal bir hadise oldu bu. Defineyi unutup, kendi
dalgamıza bakıyoruz. Kahveye gitmiyoruz da, beraber altın arıyoruz
diyelim.
En ünlü hazine avcısı: Gregg Stemm
Bilinen en ünlü hazine avcısı Amerikalı girişimci Gregg Stemm.
Sahibi olduğu Odyssey Marine Exploration ile yıllardır okyanus
diplerinde hazine kovalıyor. Akdeniz e çıkardığı Sussex ve Amerika ya
çıkardığı Republic batıklarıyla dünyanın en bilinen ve de en zengin
hazine avcısı oldu. önemli bir batığın yerini tespit edince, onunla
ilgili olarak denizcilik literatüründeki diğer kaynakları tarıyoruz.
Bulgularımız çakışırsa keşfe başlıyoruz.diyen Stemm, herhangi bir batık
operasyonuna girişmek için ilk etapta araştırma yaptıklarını, ardından
proje geliştirdiklerini, akabinde keşfe başlayıp batığı çıkardıklarını
söylüyor. ardından da bulduklarımızı muhafaza ve pazarlama aşamaları
geliyor diyen Stemm, define meraklılarının iştahını arttıran bir de
tespitte bulunuyor: bu güne kadar dünya denizlerinde yelken açan
gemilerin onda biri battı!
Eski su yolları batık dolu
Her türlü maddi ve teknolojik imkana sahip hazine avcıları sadece
karadaki hazinelerle değil, uçsuz bucaksız okyanuslardaki batık
gemilerle de yakından ilgili. UNESCO nun rakamlarına göre sualtında üç
milyondan fazla batık gemi enkazı bulunuyor. Sadece Kuzey Amerika ya M.Ö.
1500 yılından bu yana 65 bin geminin battığı biliniyor. Bunların önemli
kısmı İspanyol kalyonları. Hazine avcıları için büyük öneme sahip bir
diğer tarihi liman ise Filipinler. İspanyollar tarafından bin yıldan
fazla Güneydoğu Asya ya yönelik ticari liman üssü olarak kullanılmış
olması, onu hazine avcıları için vazgeçilmez kılıyor.

http://gizlihazineler.yetkin-forum.com

2 Geri: Altına hücum sürüyor Bir Salı Tem. 20, 2010 6:45 pm

aydin-28

avatar


emegine saglık ustam güzel paylaşım.balık tutagene define aramakta en güzeli.

3 Geri: Altına hücum sürüyor Bir Çarş. Tem. 21, 2010 2:48 am

Misafir


Misafir
S.a emeğine sağlık güzel paylaşım için teşşekkürler

Sayfa başına dön  Mesaj [1 sayfadaki 1 sayfası]

Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz