GİZLİHAZİNELER DEFİNECİLER AKADEMİSİ
Arama
 
 

Sonuç :
 


Rechercher çıkıntı araştırma

En son konular
» Koltuk Taşı
Cuma Eyl. 01, 2017 11:19 pm tarafından horosanlı

» Scorpion gpr
Ptsi Ağus. 28, 2017 8:17 am tarafından ramses28

» 2013 -OCAK AYI İŞTİMASI YAPALIM Bİ GARDAŞLARDAN KİMLER VAR.
Çarş. Tem. 06, 2016 10:29 am tarafından korasoglu

» 14-mart-2015
C.tesi Mart 14, 2015 8:32 am tarafından BORAN38

» KARE-DİKDÖRTGEN OYMALAR ve ÇÖZÜM UYĞULAMALARI
Ptsi Eyl. 29, 2014 5:08 am tarafından kılıç3838

» sümbül...
Salı Eyl. 02, 2014 12:36 pm tarafından Battal Ebrail

» taşın üçgen şeklinde delinmesi bir define işareti midir?
Çarş. Ara. 18, 2013 8:05 am tarafından 56476364528

» deneme
C.tesi Kas. 23, 2013 7:54 pm tarafından CANTAR

» buldugumuz bir taş
Ptsi Eyl. 09, 2013 3:54 am tarafından cansu

» Eski rum evleri ve definesi
Ptsi Eyl. 09, 2013 3:46 am tarafından cansu

Kimler hatta?
Toplam 3 kullanıcı online :: 0 Kayıtlı, 0 Gizli ve 3 Misafir

Yok

Sitede bugüne kadar en çok 213 kişi C.tesi Tem. 29, 2017 8:28 am tarihinde online oldu.
RSS akısı

Yahoo! 
MSN 
AOL 
Netvibes 
Bloglines 



Bağlı değilsiniz. Bağlanın ya da kayıt olun

YAŞADIKLARIMIZ

Aşağa gitmek  Mesaj [1 sayfadaki 1 sayfası]

1 YAŞADIKLARIMIZ Bir C.tesi Tem. 17, 2010 2:37 am

CANTAR

avatar


Olay seneler önce karşı dağın eteğindeki köyün yakınlarında oluyor,”
diye söze başlıyor orta yaşlı adam. “ Ermeni ihtiyar arkeologdur.
Ermeni, definenin yerini biliyor. Çantasındaki define yerini
bulabileceği harita ve diğer araç, gereci yanından ayırmıyor. Günlerce
bir köy evinde misafir kalıyor yaşlı adam. 3,5 sene. Ev sahibi define
meraklısı biri. Birlikte antik çağa ait çok şeyler buluyorlar. Bunlar,
yüzükler, bilezikler, paralar ve o çağın insanının yaşamı için gerekli
araç-gereçler. Bulduklarını Ermeni’nin çantasında saklıyorlar. Üç buçuk
senenin sonunda arkeolog Ermeni, ‘ güvenirliliğimi ispatladım artık.’
düşüncesinde. Buluntularla ayrılıp ülkesine giden ihtiyar, günler sonra
paralarla dönüyor. Dönüyor çünkü aradığı başkadır. ” * Orta yaşlı adam,
tepeye çıkmış, sırtını dağa vermiş, sigarasını yakmış, yönü kuzeydeki
kasabaya dönük, garip duygular içindedir. İçindeki ikilemle tartıştığı
ve bundan da galip çıkmanın sevinci gözlerinden okunan adam, ev
bulabilme sorununu yarı yarıya çözen Mitad’a bakıyor. Ömer’in dudakları
tebessüm taşıyor. “ Şu define olayının kalanını anlatmanı istiyoruz
senden. “ diyor Mitad. “ Peki anlatayım,” diyor Ömer: “ İlerleyen
günlerde köylü, Profesörden dağdaki her bir otun bir derde çare olduğunu
öğrenir. Bir gece aradıklarına yaklaşmak üzereler.” Anlatılanları can
kulağıyla dinleyen Mitad, “hadi anlat anlat, neden duruyorsun?” diye
orta yaşlı arkadaşını tahrik ediyor. “Dedim ya, bir gece aradıklarına
yaklaşmak üzereler. Adamın define için her kazma vuruşu, vuslata
yaklaşıyorlarmış duygusunu taşıyor Profesörde. Profesör, adamın başında
bekleyen bir asker gibidir sanki. Bir anıt gibi. Acı bir fotoğraf gibi.
Hisleri karma karışık. Belindekini arasıra yokluyor Metrelerce kazdılar.
Görünen iri bir taş. Kazma, her vuruluşunda gerisingeri geliyor. Anıt
mezar olsa gerek. Ağaç manila. Anıt mezarın kapağı ağaç manila
yardımıyla açılabilir düşüncesindeler ikisi de. Lahitin kapağı. ‘İşte
eski bir uygarlık. Aradığımızı buluyoruz. Belli bir uygarlık, zengin bir
ulusun ileri gelenleri için yapılan lahitlerden biri bu?’ Profesörün
düşünceleri karmakarış. Kapak ağır mı ağır. Açıyorlar. Kapak yana
yatıyor. Kemikler… Antik eşyalar arasına saklanmış müthiş güzellikte bir
yuvarlak. Altından bir top. Taştan su kapları. Altınlar, gümüşler,
paralar ve bilezikler. Köylü adam eline altın küreyi alıyor. Özenle
tutuyor. Bir top büyüklüğünde, ya da orta bir karpuz büyüklüğündeki
altın yuvarlak her ikisinin de başını döndürecek kadar güzel. Müthiş bir
şey bu. ‘Aradığımızı bulduk.’diye düşünüyor profesör yeniden. ‘Bana
ver!’diyor yaşlı adam. Elini küreye uzatıyor. İşçi adam iki eliyle
sıkıca tuttuğu küreyi yaşlı adama uzatıyor. Zoraki bir uzatış bu.
Vermese miydi acaba? `Altmış köşeli, altmışgen.’ diye mırıldanıyor yaşlı
adam göğsüne bastırdığı küre için. Üzerinde, her köşesine işlenen
resimler aynı kadına ait. 60 yaşında ölen kraliçenin çocukluğunu, genç
kızlığını, evliliğini ve ortayaşlılık halini temsil eden resimler
bunlar. * Ömer, anlaşılmayan bir nedenle anlatmasını bırakıyor. Hüzünlü.
Az önceki sevincini aramak beyhude gözlerinde. Somurtmasından belli.
Bakışları bir noktaya. Gözleri nemli gibi. Çevresinde acı bir hüzün
dolaşıyor sanki. ‘Bu küre neden benim olmadı? Ya da neden öyle bir antik
eser bulamadım şimdiye kadar? Senelerden beri bu işlerle uğraşırım ama
bulamadım işte!’ Define kendininmiş de, ya da kendi eski çağlarda
yaşayan biriymiş de… Adamların küreyi almalarına hayıflanmıştı bir kere.
“Hadi anlat! diyor Mitad, heyecanlı oluyor.” “Altın küre profesördedir.
diye devam ediyor anlatmasına. Yürüyorlar. Köylü önde, yaşlı adam
arkada. Nedendir, bilinmez saldırmak için arkadaki fırsat kollamaktadır.
Ayağına takılan taştan sonra köylü tökezler. Düşmemek için sağa sola
yalpalar. Yaşlı Ermeni saldırır. Saldırı aleti: Yine bir kazıda elde
ettikleri antik çağ aletidir. Kama. Kama, tökezleyen adamın bacağına
saplanır. Kamayı adamın bacağında bırakan Ermeni, yerde yuvarlanan altın
küre ile kaçar. • Gökten vuran ay, yaşlı Ermeni’nin gölgesini
büyütüyor, karanlıkta kalan yüzünü aydınlatıyor. Bir telaştır, korkudur
vücudunu bürüyor. Karanlıkta acım daha az olur düşüncesiyle kendini
ağaçların duldasına atıyor. Rüzgarın sesine uyarlanan içindeki heyecan
artıyor. Korkusu, taki yayla evlerinden sabahın müjdecisi horozların
seslerine kadar sürüyor.”

http://gizlihazineler.yetkin-forum.com

Sayfa başına dön  Mesaj [1 sayfadaki 1 sayfası]

Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz