GİZLİHAZİNELER DEFİNECİLER AKADEMİSİ
Arama
 
 

Sonuç :
 


Rechercher çıkıntı araştırma

En son konular
» Koltuk Taşı
DEFİNE İLE İLGİLİ İNANÇ VE RİVAYETLER Icon_minitimeCuma Eyl. 01, 2017 11:19 pm tarafından horosanlı

» Scorpion gpr
DEFİNE İLE İLGİLİ İNANÇ VE RİVAYETLER Icon_minitimePtsi Ağus. 28, 2017 8:17 am tarafından ramses28

» 2013 -OCAK AYI İŞTİMASI YAPALIM Bİ GARDAŞLARDAN KİMLER VAR.
DEFİNE İLE İLGİLİ İNANÇ VE RİVAYETLER Icon_minitimeÇarş. Tem. 06, 2016 10:29 am tarafından korasoglu

» 14-mart-2015
DEFİNE İLE İLGİLİ İNANÇ VE RİVAYETLER Icon_minitimeC.tesi Mart 14, 2015 8:32 am tarafından BORAN38

» KARE-DİKDÖRTGEN OYMALAR ve ÇÖZÜM UYĞULAMALARI
DEFİNE İLE İLGİLİ İNANÇ VE RİVAYETLER Icon_minitimePtsi Eyl. 29, 2014 5:08 am tarafından kılıç3838

» sümbül...
DEFİNE İLE İLGİLİ İNANÇ VE RİVAYETLER Icon_minitimeSalı Eyl. 02, 2014 12:36 pm tarafından Battal Ebrail

» taşın üçgen şeklinde delinmesi bir define işareti midir?
DEFİNE İLE İLGİLİ İNANÇ VE RİVAYETLER Icon_minitimeÇarş. Ara. 18, 2013 8:05 am tarafından 56476364528

» deneme
DEFİNE İLE İLGİLİ İNANÇ VE RİVAYETLER Icon_minitimeC.tesi Kas. 23, 2013 7:54 pm tarafından CANTAR

» buldugumuz bir taş
DEFİNE İLE İLGİLİ İNANÇ VE RİVAYETLER Icon_minitimePtsi Eyl. 09, 2013 3:54 am tarafından cansu

» Eski rum evleri ve definesi
DEFİNE İLE İLGİLİ İNANÇ VE RİVAYETLER Icon_minitimePtsi Eyl. 09, 2013 3:46 am tarafından cansu

Kimler hatta?
Toplam 2 kullanıcı online :: 0 Kayıtlı, 0 Gizli ve 2 Misafir :: 1 Arama motorları

Yok

Sitede bugüne kadar en çok 213 kişi C.tesi Tem. 29, 2017 8:28 am tarihinde online oldu.
RSS akısı

Yahoo! 
MSN 
AOL 
Netvibes 
Bloglines 



Bağlı değilsiniz. Bağlanın ya da kayıt olun

DEFİNE İLE İLGİLİ İNANÇ VE RİVAYETLER

Aşağa gitmek  Mesaj [1 sayfadaki 1 sayfası]

1DEFİNE İLE İLGİLİ İNANÇ VE RİVAYETLER Empty DEFİNE İLE İLGİLİ İNANÇ VE RİVAYETLER Bir C.tesi Tem. 17, 2010 2:10 am

CANTAR

CANTAR

DEFİNE İLE İLGİLİ İNANÇ VE RİVAYETLER Default6
Dünyanın birçok ülkelerinde halk arasında defineciliğe karşı duyulan
büyük bir ilgi ve merakla birlikte, bu konuda çeşitli inançlar
rivayetler, hikayeler dolaşmakta ve çeşitli define arama ve bulma
usulleri uygulanmaktadır.
Çok zengin bir tarihi mirasa sahip bulunan
memleketimizde halkımızın bu konuya, dünyanın başka memleketlerinde
görüldüğünden daha fazla bir ilgi duymakta olduğu bir gerçektir. Tarihi
kalıntıların çokluğu, memleketin her tarafında yapılmakta olan büyük
küçük pek çok arkeolojik kazının halk arasında uyandırdığı tecessüs,
insandaki ezeli arayıp bulma merakı ve nihayet kolayca zengin olma
hevesi halkımızı bu konuya iten başlıca amiller arasındadır.
Halkımız
arasında, yeraltında muazzam hazinelerin gömülü olduğu inancı pek
yaygın bulunmaktadır. Halk hikayelerinde ve masallarda yeraltı
hazinelerine sık sık rastlanmaktadır. Aslında konu ile ilgim, halk
hikayeleri derlemeleri yapmak üzere çıktığım seyahatler sırasında
başlamıştır. Birçok yerde bir define arayıcısı olduğum sanılmış ve bana
bu konuda köylüler tarafından folklor ile sıkı ilişkisi olduğunu
sandığım rivayetler ve hikayeler anlatılmış, hatta gömü kazma, define
arama teklifleri bile yapılmıştır. Hemen her yerde, bu mevzu açılınca
“Ah hocam, filan filan yerde çok zengin bir define var ama, kuvvetli bir
alat lazım” gibi iddialarla karşılaşmaktayım. Dikkatimi çeken bir husus
halkın bu konuda konuşmaktan büyük zevk aldığı olmuştur. Halkın bu
mevzu üzerinde aşırı derecede mübalağalı konuşması, yerde gömülü yatan
tonlarca altından ve gümüşten bahsetmesi ve bunların yerini sanki eliyle
koymuş gibi tarif etmesi, kendisine adeta anlatım yolu ile tatmin
diyebileceğimiz bir zevk vermektedir. Gezilerimde bu konuda malzeme
toplayabilmek için, onları tahrik ederek konuşturabilmek amacı ile,
onların çok önem ve kıymet verdikleri “define arama aletlerinden” bir
adet temin ettim. Basit bir metal detektörü olan bu alet sayesinde
yeraltı definelerinden hiç birini meydana çıkartamadıysam da, Türkiye
halk defineciliği ile ilgili sözlü malzeme toplayabildim. Bu malzemenin
çoğu ses bantlarına kaydedilmiştir. Malzemenin bir kısmı da köylülerin
ellerinden, bazan büyük güçlüklerle temin edebildiğim, bazan da ancak
fotoğraflarını çekebildiğim define plan, harita ve işaretleridir. Bu
malzemenin incelenmesinden halk defineciliğinin Türk Folklorunun en ilgi
çekici konularından birisi olduğu kanısına vardım. Nedense konu,
şimdiye kadar gerek yurdumuzda gerekse yabancı ülkelerdeki folklorcular
arasında pek az kimsenin dikkatini çekmiştir.
Bana ayrılan bu kısa
zaman içinde Türk halk defineciliğinin belli başlı folklor unsurlarına
temas etmek istiyorum. Bunlar inançlar, rivayetler ve uygulama, yani
bugün yurdumuzda kullanılmakta olan arama usulleri olmak üzere birkaç
ana bölümde toplanabilir.


Define ile ilgili inanç ve
rivayetler:
Gömülerle ilgili inanç ve söylentiler yurdumuzda pek
yaygındır ve bunların sistematik bir indeksinin yapılması folklorumuzun
bu sahasına ışık tutacaktır. Bulgularımı ileride uzunca bir makale
halinde yayınlamayı tasarlamaktayım.
Türkiye’de en önemli ve
teferruat bakımından en zengin ve dolayısıyla definecileri en çok meşgul
eden define rivayeti onlar arasında 366 diye anılan ve Sultan Mahmut
zamanında soyulan Osmanlı hazinesinin gömüldüğü yerler ile ilgili hikaye
ve rivayetlerdir. Rivayete göre savaş yolu ile yıkılamayan Osmanlı
Devleti’ni içerden çökertmek için Rum, Ermeni, Bulgar ve diğer
azınlıklarla, bazı satılmış Türkler tarafından kurulan ve sayıları bazan
885 ve bazan da 883 kişi olarak verilen gizli bir teşkilat, devletin en
üst kademelerine nüfuz ederek zaman zaman hazineyi soymuş ve miktarı
374 tonu bulan altınları Türkiyenin 12 bölgesinde 366 yere gömmüş ve her
birine özel işaretler koymuştur. Bu işaretlerden bazılarının hakiki,
bazılarının ise arayıcıları şaşırtmak için sahte olduğu söylenmektedir.
İşaretlerin sahteleri toprak üzerinde bırakılmış ve hakikileri toprak
altındaki kayalara veya mermerlere kazılmıştır. Bu gizli teşkilattaki
önemli bazı çetebaşıların isimleri şöyledir: Pop Martin, Lefter, Volçan
Voyvoda, Manol ve Emin Ağa. Mesela bunlardan yalnız Lefter’in Bilecik
bölgesinde 128 yerde gizli parası olduğu söylenmektedir. Manol ise Bursa
vilayetinde Uludağ’da ve Marmara Denizi’nin güney kıyısı boyunca uzanan
Karadağ’da faaliyet göstermiş. Onun da buralarda işaretleri
aranmaktadır. Rivayete göre çete mensuplarından yalnız bir kişi sağ
kalmış ve o da define sırlarını ve gömülerin şifrelerini Vatikan
papazlarına teslim etmiş. Şimdi Anadolu’nun define sırları Vatikan
Kütüphanesi’ndeki bazı eski kitaplarda gizliymiş ve bunları ancak birkaç
papaz biliyormuş. Ama onlar arada sırada Türkiye’ye gelip definelerin
yerlerinde durup durmadığını kontrol ederlermiş, bir rivayete göre de
azar azar çıkartıp yurt dışına kaçırırlarmış, esasen bu konuda
Hristiyanlık alemi ile İslam alemi arasında yüzyıllarca sürüp giden bir
mücadele halen devam etmekteymiş. Türkiye’de yabancı arkeologlarca
yapılan kazıların, topraklarımızda kurulan radar istasyonlarının ve
hatta uzay uçuşlarının, Ay’a atılan roketlerin ve oraya inen adamların
hep maksadı Küçük Asya’da gömülü olan bu 374 ton altınla ilgili imiş. Bu
iddiaların Bursa Defineciler Derneği’nde birkaç sene evvel dernek
üyelerinden bazıları ile yaptığım bir sohbet sırasında büyük bir
kesinlik, ciddiyet ve kızgınlık ile ifade edildiğini duymuştum. Ömrünü
366 define işaretinin sırlarının çözülmesine, bunların aranıp
bulunmasına vakfetmiş yaşlı başlı kimselere rastladım. Varını yoğunu
define uğruna harcamış bir ihtiyar, devlet adamlarımızın gaflet içinde
olduğunu, hatta bunlardan bazılarının hıristiyanlık aleminin amaçlarına
hizmet ettiğini, belki de onlarla ortak olduğunu büyük bir ciddiyet ile
ifade etmekteydi. Halbuki definecilere devlet yardım etse ve alet verse
idi, dedelerimizin mirası olan bu paralar yeraltından çıkartılıp devlet
hazinesine kazandırılır ve böylece de ekonomik sıkıntılar
giderilebilirdi.
Köylülerin ellerinde çeşitli define haritalarının
dolaşmakta olduğunu ve bunları büyük bir titizlik ve gizlilik içinde
sakladıklarını daha konu ile ilgilenmeye başladığım ilk günlerde
müşahade etmiştim. Bunların onlar arasında yüksek fiyata alınıp
satıldığını da duymuştum. Zamanla bunlardan birkaç tanesi de benim elime
geçti. Bazılarının da fotoğraflarını çekmek imkanını buldum. Bunların
hemen hepsinin bazı açıkgözler ve dolandırıcılar tarafından yapılıp,
halkın safiyetinden ve bu konuya karşı duyduğu aşırı meraktan
faydalanarak onu aldatmak için kullanılmakta olduğu muhakkaktı.
Bunlardan dikkati çeken ilgi çekici bir husus, bazı define motiflerinin
ve işaretlerinin birçoklarında tekrarlanması idi. Bu, halk arasında
onlarla ilgili bazı inanç ve bilgilerin müşterek olarak paylaşıldığının
bir delilidir. Mesela 366’ya dahil olduğu rivayet edilen işaretlerden
bazıları şunlardır: Topal ayı, yedi civcivli tavuk, dokuz civcivli
tavuk, balık, çolak papaz, demir kapı, çeşitli oklar ve putlar. Bunlar
Türkiye’nin birbirinden çok uzak yerlerinde aranmaktadır. Yine büyük bir
hazinenin saklı olduğu rivayet edilen Emin Ağa Değirmeni bütün kuzey
Anadolu dağlarında aranmaktadır. Köy kahvelerinde bu değirmenin gayet
teferruatlı planlarını tebeşirle yere çizen köylülere rastladım. Bazan
çizim işi yarım saat kadar sürmekteydi. Sözde bugün toprak altında
kalmış bulunan bu değirmende 40 katır yükü altın bulunmaktaymış. Dikkati
çeken bir husus bu planların birçoğunun birbirine benzemesi idi.
Birgün
bütün ömrünü Marmara’nın kıyısında Karadağ silsilesinde 366 define
işaretini bulmağa hasretmiş bir köylü ile tanışmıştım. Elinde,
fotokopisini çekmeme izin vermediği, fakat okumamda bir mahzur görmediği
teferruatlı planlar ve açıklamalar ihtiva eden 15-20 daktilo sayfası
tutan çok kıymetli saydığı bir belge vardı. Bunu baştan aşağı huzurunda
okudum ve okurken gerekli notlar aldım. Buna itiraz etmiyor, fakat
fotoğrafının çekilmesine asla müsaade etmiyordu. Bu belgede Karadağ’daki
366 define işareti ayrı ayrı verilmiş, her birinin diğerine olan
mesafesi tespit edilmişti. Belge sahibi bütün bu işaretlerin teker teker
yerlerini arayıp bulduğunu, sahteleri ile hakikilerini birbirinden
ayırmaya muvaffak olduğunu, bu iş için yıllar sarfettiğini
anlatmaktaydı. Nihayet hazinenin yerini bulmuştu. Çünkü bütün işaretler
orasını gösteriyordu. Bu inançla Eski Eserler Genel Müdürlüğü’ne
ruhsatlı kazı yapmak üzere müracaat etmişti. Fakat, Genel Müdürlükçe
yaptırılan incelemede kazı yapılacak yerin bir höyük olduğu ve üzerinde
de Roma devrine ait arkeolojik kalıntılar tespit edildiğinden kazıya
izin verilemeyeceği kendisine bildirilmişti.
Diğer bir köylü Mermer
Bacalar diye bilinen ve Bizans İmparatorluğunun darphanesi olduğuna
inanılan bir hazineden bahsediyor ve beni bir hazine arayıcısı
sandığından hemen oraya gidip kazıya başlamamızı istiyordu. Bugün 50
metre toprak altında bulunduğunu iddia ettiği bu hazinenin gayet
teferruatlı tarifini yapmaktaydı. Bana söylediklerinin doğruluğu
hakkında nasıl teminat verebileceğini kendisinden sorduğumda aldığım
cevap şu olmuştu: “Beyim sen ne diyorsun rüyamda gördüm, rüyamda”. Bunu
rüyasında o kadar çok görmüştü ki, artık onun gerçek olduğuna kesin
kanaat hasıl etmişti. Köylüler arasında rüya ile gerçeği ayıramamanın
daha birçok örnekleri olduğunu sanıyorum.
Bursa vilayetinin Karacabey
ilçesinin Doğla köyünde (ki kendi köyümdür) eskiden beri “Altın Tarla”
denilen köy civarındaki bir tarladan bahsedildiğini duyardım. Son
zamanlarda köy kahvesinde bu konuda açılan bir sohbet sırasında orada da
büyük bir hazine gizli olduğunu yani cinlerin elinde bulunduğunu
söylediler. Rivayete göre Altın Tarla’nın dibinde bir yerde sahipli bir
para varmış. Yedi kulplu bir kazan içinde saklanan altınlar (ki bunlar
Takyanoz altınları imiş) cinler tarafından, küflenmesinler diye, yılda
bir kere savrulurmuş. Buna köylüler “Altın Savruntusu” diyorlar. Gece
olduğu söylenen bu olayı, bana gayet teferruatlı olarak anlattılar.
Altınlar pırıl pırıl savrularak birkaç yüz metre kadar yukarı çıkıyor,
aşağı iniyormuş. Şapka çıkarılıp Altın Savruntusu’na atılınca ve geriye
bakmadan kırk adım koşulunca, eğer tesadüfen altınlardan biri şapkanın
altına girerse, cinler bütün altınları tarla üzerinde bırakıp
kaçarlarmış..... Olayı anlatanlar doğruluğunu yeminle tasdik
ediyorlardı. Samimiyetlerinden eminim. Bence olayın iki yönden ilmi
izahı yapılabilir: 1- Bu ya bir fosforesans olayıdır, 2- Ya da bir
halusinasyon olayıdır.
Kırlarda, tenha yerlerde, özellikle ay
ışığında, veya akşam karanlığında dolaşan köylülerin bazı
halusinasyonlar görmeleri olağandır. Hipnotik bir özellik taşıyan,
telkin ve otosuggestion ve rüya ile bağlantıları olan bazı
halusinasyonlar, köylülerce gerçekten ayırdedilelemiyecek kadar net
cereyan eder. Çobanların kırlarda gezerken yerde bir delik gördükleri ve
oradan içeri indiklerinde yeraltında muazzam bir hazine ile
karşılaştıklarına dair birçok hikayeler dinledim ve kaydettim. Ertesi
gün evden bir çuval alarak altınları taşımak için gittiklerinde
mağaranın ağzını bir türlü bulamazlar. Bazı hikayelerde çobanları bu
gibi hazinelere ya bir köpek ya da bir keçi götürür. Bu başka
milletlerin define rivayet ve hikayelerinde de rastlanılan yaygın bir
motiftir. Bunların da bir takım halusinasyonlar sonucu yayıldığı
kanaatındayım.
Balkan memleketleri ile Türkiye arasında son yüzyılda
meydana gelen büyük nüfus hareketleri de birçok define rivayetlerinin
yayılmasına sebep olmuştur. Anadoluda hemen her köyde ve kasabada,
Rumlar ve Ermeniler tarafından büyük paralar gömüldüğüne dair rivayetler
dolaşmaktadır. Hatta bu rivayetler sözde bir takım plan ve haritalarla
da desteklenmektedir. Türkiye’ye turist olarak gelen ve çoğu zaman eski
oturdukları köyü veya evi görmek arzusunda bulunan Yunanlıların hemen
daima dedelerinin gömdüğü altınları almaya gelen defineciler olduğuna
inanılmakta ve bunların hareketleri merakla izlenmektedir. Gittikten
sonrada haklarında çeşit çeşit mübalağalı hikayeler uydurulmaktadır.
Türkiye’de
definecilikle ilgili pek yaygın diğer bir inanç da köy ve kasabada
zengin olanların muhakkak bir define bularak zengin oldukları inancıdır.
Bazı
köylülerin define konusunda ne kadar saf olduğunu, bizzat şahit olduğum
şu olay gayet güzel açıklayacaktır sanırım:
Bir gün fakültede
odamda beni Yozgat vilayetinden dört köylü ziyaret etti. Köylerinin
yakınında bir mağara varmış. Bu mağaranın içinde bir balık resmi varmış.
Bunun bu mağara içinde bulunan büyük bir hazinenin işareti olduğuna
inanıyorlarmış. Bana bu hususta danışmaya gelmişler. Kendilerine balık
işaretinin Türkiye’nin her tarafında bulunduğunu, bunun eski bir bereket
sembolü olduğunu anlattım. Tatmin olmadıkları yüzlerinden belli idi.
Biraz sonra bu köylülerden birisi, cebinden itina ile dürülmüş
naylonlara sarılmış büyücek renkli bir levha çıkardı ve “Ya buna ne
buyrulur, hocam?” diyerek benim önüme serdi. Adeta cehaletimi yüzüme
vururcasına yüzüme bakıyordu. Levhada çince yazılar olduğu dikkatimi
çekti. Çok geçmeden bunun Çin’de basılmış insanın hazım cihazının nasıl
çalıştığını grafik bir tarzda anlatmak amacıyla hazırlanmış bir levha
olduğunu anladım. Köylülere fikrimi söyledim. İnanmadılar. Bunun,
köylerinin yakınındaki mağaranın içinde gizli bulunan hazinenin planı
olduğunu iddia ediyorlardı. İddialarının mesnedi de, resimdeki adamın
önünde, bir tepsi içinde bir balık olması idi. Adam tesadüfen balık
yiyordu ve resim bunun insan vücudunda nasıl hazmolduğunu gösteriyordu.
Kendilerine bu resimle o defineyi asla bulamıyacaklarını fakat onu bir
iki saat bana bırakırlarsa, kitabıma koymak için resmini çekmek
istediğimi söyleyince büsbütün itimatları sarsıldı ve çok kıymetli
saydıkları hazine haritasını güzelce dürüp odamdan çıkıp gittiler.


Yurdumuzda
kullanılmakta olan bazı define arama usulleri

Yurdumuzda define
arama usulleri büyük bir çeşitlilik göstermektedir. Bunlar şu şekilde
özetlenebilir:
1- Basit, eski mezar kazanlar.
2- Eski harabeleri,
höyükleri v.s. kazanlar.
3- Sihirli hazinelere inanıp onların
tılsımlarını bulmaya çalışanlar.
4- Rüyalarında gördükleri hazineleri
arayanlar.
5- Kayalarda v.s. define işaretlerinin anlamlarını
çözerek define arayanlar.
6- Eski Grek ve Roma kalıntılarındaki
kitabelerin şifreli define sırları olduğu inancı ile onları ebced hesabı
veya harflerin taşıdığı gizli manaları çözmek için numeroloji dahil
birçok mistik yollarla çözmeye çalışanlar.
7- Bakır çubuklar, çatal
şeklinde çeşitli ağaç dallarından yapılmış aletler ile yerdeki
hazineleri keşfetmeye çalışanlar.
8- Modern elektronik cihazlarla
yerleri tarayanlar (Buna daha ziyade şehir definecileri arasında
rastlanmaktadır).
9- Cinleri toplayarak onlardan hazine sırlarını
öğrenmeye çalışanlar.
Bu konuda yurdumuzda yaptığım araştırmalarda
elde ettiğim sonuçlar, halkımızı bu konuya bu kadar büyük bir merakla
sevkeden amillerden başlıcasının, memleketimizin eski harabelerle dolu
olması ve buralarda daima gömülü para bulunabileceği inancı teşkil
ettiğidir.
Eski Eserler ve Müzeler Genel Müdürlüğü ilgilileri, son
20-30 yıl içinde 100.000’den fazla define arama müsaadesi verilmiş
olduğunu fakat yapılan kazılardan hemen hiç bir şey elde edilemediğini
beyan etmektedirler. Fakat halk arasında define inançları o kadar köklü
olarak yerleşmiştir ki, onlar yerleri, cezaların son zamanlarda
artırılmasına rağmen, ruhsatlı veya ruhsatsız kazmaya devam
edeceklerdir.
Meseleyi psikolojik yönden inceleyenler, define ve
hazine arama faaliyetinin insanın kendinin fevkinde, fakat daima ona
erişmeyi ideal edindiği bir kıymeti arama faaliyetinin sembolik bir
ifadesi olduğunu ileri sürmektedirler. Meselenin muhakkak ki mistik bir
yönü vardır. Tanıdığım bazı defineciler, en büyük hazinenin insanın
kendi içinde olduğunu, bunun da Allah’ın birliğini ve büyüklüğünü
kavramaktan başka bir şey olmadığı kanısındadırlar.

http://gizlihazineler.yetkin-forum.com

Sayfa başına dön  Mesaj [1 sayfadaki 1 sayfası]

Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz