GİZLİHAZİNELER DEFİNECİLER AKADEMİSİ
Arama
 
 

Sonuç :
 


Rechercher çıkıntı araştırma

Similar topics
En son konular
» Koltuk Taşı
Cuma Eyl. 01, 2017 11:19 pm tarafından horosanlı

» Scorpion gpr
Ptsi Ağus. 28, 2017 8:17 am tarafından ramses28

» 2013 -OCAK AYI İŞTİMASI YAPALIM Bİ GARDAŞLARDAN KİMLER VAR.
Çarş. Tem. 06, 2016 10:29 am tarafından korasoglu

» 14-mart-2015
C.tesi Mart 14, 2015 8:32 am tarafından BORAN38

» KARE-DİKDÖRTGEN OYMALAR ve ÇÖZÜM UYĞULAMALARI
Ptsi Eyl. 29, 2014 5:08 am tarafından kılıç3838

» sümbül...
Salı Eyl. 02, 2014 12:36 pm tarafından Battal Ebrail

» taşın üçgen şeklinde delinmesi bir define işareti midir?
Çarş. Ara. 18, 2013 8:05 am tarafından 56476364528

» deneme
C.tesi Kas. 23, 2013 7:54 pm tarafından CANTAR

» buldugumuz bir taş
Ptsi Eyl. 09, 2013 3:54 am tarafından cansu

» Eski rum evleri ve definesi
Ptsi Eyl. 09, 2013 3:46 am tarafından cansu

Kimler hatta?
Toplam 1 kullanıcı online :: 0 Kayıtlı, 0 Gizli ve 1 Misafir

Yok

Sitede bugüne kadar en çok 213 kişi C.tesi Tem. 29, 2017 8:28 am tarihinde online oldu.
RSS akısı

Yahoo! 
MSN 
AOL 
Netvibes 
Bloglines 



Bağlı değilsiniz. Bağlanın ya da kayıt olun

ELMALI HAZİNESİNİN HİKAYESİ

Aşağa gitmek  Mesaj [1 sayfadaki 1 sayfası]

1 ELMALI HAZİNESİNİN HİKAYESİ Bir Cuma Tem. 16, 2010 5:31 am

CANTAR

avatar


ELMALI HAZİNESİNİN HİKAYESİ



Antalya'nın
Elmalı ilçesinde bulunmuş yüzyılın definesi olarak adlandırılan hazine.
M.Ö. V.
yüzyılda Persler'in Yunanistan'ı istila etmelerinden sonra Atina Şehir
Devleti'nin önderliğinde Akdeniz Çevresi şehirlerinden oluşan bir birlik
(Ati-Delos Deniz Birliği) kurulmuştu. Bu birliğin bir merkezi ve
bütçesi vardı. Her ülke kendi bastığı gümüş sikkeden kendi gücü oranında
bu birliğe katkıda bulunuyordu.
1984
yılında Elmalı'nın Bayındır Köyü'nde yapılan kaçak kazılar ile bulunan
yüzyılın definesi Elmalı Sikkeleri, o bölgede bulunan bütün şehir
devletlerinin paralarını içeriyordu. Söz konusu sikkelere yüzyılın
definesi denilmesinin en önemli nedeni de Yunanlılar'ın Persler'i
yendikleri için bir anı parası çıkarma kararı almalı ve normal olarak o
zamanın para birimi için en fazla 4 drahmi değeri biçilirken; anma
nedeniyle 10 drahmililk paranın çıkarılmış olmasıydı. (10 drahmi'lik
para=Dekadrahmi)
İnce işçiliği ve dünyadaki
azlığıyla değeri artan dekadrahmiler, Elmalı Definesi'nin bulunmasıyla
hem dünyada bilinen Dekadrahmi sayısı iki katına çıkmış hem de insanlık
tarihinin bilinmeyen önemli bir bölümü aydınlatılmıştır. Çünkü 1984
yılına kadar tüm dünyada yalnızca 13 adet Dekadrahmi'nin varlığı
bilinirken, Elmalı Definesi'nde bunlardan 14 adet bulunmuştur.
Oldukça
önem taşıyan böylesi değerli bir kültür mirası kaçak kazılar sonucunda
Amerika Birleşik Devletleri'ne kaçırılır. Ardından geçen uzun süreler
sonucunda ve yoğun diplomotik girişimler ile hazine tekrar ait olduğu
Anadolu topraklarına geri dönmüştür. Bugünlerde de Elmalı Hazineleri
Müzesi'nde sergilenmeyi beklemektedir.
Bölgede
daha sonra yapılan kazılarda, daha birçok tümülüste tarihi eserler
bulunmuştur.

Bergama Sunağı,

Dönemin en
büyük para birimi 4 drahmi iken dekadrahmi 10 drahmiden oluşuyordu.
Elmalı Definesi’nin bulunduğu 1984 yılına kadar dünya üzerinde bilinen
dekadrahmi sayısı yalnızca 13’tü. Elmalı Definesi’nde ise bunlardan tam
14 tane bulunuyordu.

Aslında Anadolu’da yapılan arkeolojik
kazılarda bulunan sikkeleri adeta birer tarih kitabı olarak okumak
mümkün. Çeşitli dönemlerin en önemli tarihi olayları ve kişileri
sikkelerin üzerindeki kabartmalarda boy gösteriyor.

Uzun, kanlı
savaşlar, ardından gelen barış antlaşmaları, adı sanı hiç duyulmamış
şehir devletleri, bugün artık yitip gitmiş, devrinin en gösterişli
heykelleri, yapıları hatta bugün artık yaşamayan bazı canlı türleri,
bitkiler, hayvanlar.

Sikkelerin çeşitliliği, üzerlerindeki
tasvirler bu topraklarda egemenlik kuran devletlerin ekonomik ve siyasal
gelişimine ışık tutuyor. Sikke yapımında kullanılan madenler ve
teknikler ise dönemin üretim teknolojisindeki değişimleri anlatıyor.

İlk
metal paraları, yani sikkeleri M.Ö 7. yüzyılda Lidyalılar icat etti.
İlk sikkeler, altın ve gümüş karışımından meydana gelen doğal
elektrondan yapıldı. İmparator Krezüs ise doğal elektronu ilk kez altın
ve gümüşe ayırarak sikke bastıran devlet adamı oldu.



ELMALI
HAZINELERI, 1984 yilinda Bayindir Koyu'nde bulunan ve daha sonra
Amerika'ya kacirilan Hazine, 1900 adet gumus sikke, toplam 26,3 kg'dir.
Her biri farkli bie sekil ve boyutta kabartma olarak yapilan Hazinelerin
geri getirilebilmesi icin Uluslararasi duzeyde mahkeme devam
etmektedir.


Antalya'nın eski yerleşim
yerlerinden biri olan Elmalı, uzun ve zengin tarihi boyunca birçok
medeniyete tanıklık etmiş, yörenin tarihi, M.Ö. 5. ve 4. yüzyıllarda
yaşamış olan Likyalılar ile başlamıştır. Beldenin M.Ö. 2000-3000
yıllarına varan yaşantısı, hala tarihin karanlık örtüsü altındadır.
Ancak bu devirlere ait mezarlarda yapılan kazılar ve incelemeler,
Likyalıların bir Asya Kavimi olduğunı kabule imkan vermiştir. Likya
olarak anılan bölge, Roma ve Bizans İmparatorluğu'nun, Selçuklu
Devletini' nin, Teke Beyliği'nin, Osmanlı İmparatorluğu'nun yönetiminde
kalmıştır. Özellikle Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde bölgenin en
gelişmiş yöresi olarak kültür, sanat ve ticaret alanlarında çevresine
örnek olmuş, Likya'nın kuzeyini temsil eden önemli şehirlerden biri
olarak kabul edilmiştir. Bölgede yapılan arkeolojik kazılar sonucu
yaşanan tarihe ve tanrıçalara ev sahipliği yapan birçok tarihi eser gün
ışığına çıkartılmıştır. Bunlardan bazıları olan Kızılbeli Mezarları,
Likya Yolu, Fildişi Çocuklu Kadın Heykeli, Gümüş Kral Heykeli, Semahöyük
Küp Mezarları, Yapraklı Köyü Yazılı Kaya, Armutlu Köyü Kaya Mezarı,
Söğle Yaylası Arı Serenleri tarihsel ve kültürel zenginliğin
göstergeleridir.
Bunlara ek olarak Elmalı'nın gelişimi, yörenin
Yıldırım Beyazıt zamanında Osmanlı idaresine geçmesi, Osmanlı
Devleti'nin ilk zamanlarında Anadolu Eyaletine bağlı olan Teke
Livası'nın merkezi ve Teke Paşaları'nın ikametgahı olmasının ardından
idare merkezinin Antalya'ya nakledilmesi üzerine yörenin kaza haline
gelmesiyle özetlenebilir. İlçe sıra ile "Kabalı, Amelas, Elmalı"
isimlerini almış, ancak bu isimlerin nereden kaynaklandığına dair kesin
bir delil bulunamamıştır. Elmalı Sikkeleri

M.Ö. V.
yy.'da Persler'in Yunanistan'ı istila etmelerinden sonra Atina Şehir
Devleti'nin önderliğinde Akdeniz Çevresi şehirlerinden oluşan bir birlik
(Ati-Delos Deniz Birliği) kurulmuştu. Bu birliğin bir merkezi ve
bütçesi vardı. Her ülke kendi bastığı gümüş sikkeden kendi gücü oranında
bu birliğe katkıda bulunuyordu.
İşte 1984 yılında Antalya'nın
Elmalı ilçesinde kaçak kazılar sonucu bulunan yüzyılın definesi Elmalı
Sikkeleri, o bölgede bulunan bütün şehir devletlerinin paralarını
içeriyordu. Söz konusu sikkelere yüzyılın definesi denilmesinin en
önemli nedeni de Yunanlılar'ın Persler'i yendikleri için bir anı parası
çıkarma kararı almalı ve normal olarak o zamanın para birimi için en
fazla 4 drahmi değeri biçilirken; anma neeniyle 10 drahmililk paranın
çıkarılmış olmasıydı. (10 drahmi'lik para=Dekadrahmi)
İnce işçiliği
ve dünyadaki azlığıyla değeri artan dekadrahmiler, Elmalı Definesi'nin
bulunmasıyla hem dünyada bilinen Dekadrahmi sayısı iki katına çıkmış hem
de insanlık tarihinin bilinmeyen önemli bir bölümü aydınlatılmıştır.
Çünkü 1984 yılına kadar tüm dünyada yalnızca 13 adet Dekadrahmi'nin
varlığı bilinirken, Elmalı Definesi'nde bunlardan 14 adet bulunmuştur.
Oldukça
önem taşıyan böylesi değerli bir kültür mirası ne yazık ki önce kaçak
kazılar sonucu yurt dışına kaçırılmıştır. Ardından geçen uzun süreler
sonucunda tekrar ait olduğu Anadolu topraklarına geri dönebilmesi
sağlanmıştır. Bugünlerde de Elmalı Hazineleri Müzesi'nde sergilenmeyi
beklemektedir.

Elmalı Hazinesi, Quadriga Atları,
Troio'nın altınları... Tüm bu hazineler, ait oldukları topraklardan yani
Anadolu'dan çalınarak dünyanın başka noktalarına götürüldü.

Emlak
imparatoru Jonathan Rosen, antik bir sikkeyi ilk defa avucuna koyduğunda
heyecandan titriyordu. Türkiye'den, Irak'tan, Afganistan'dan gelen
kaçak eserlerle oluşmuş muhteşem koleksiyonuna yeni ve olağanüstü bir
parça daha eklenmişti. Bu paranın daha önce birçok defalar resmini
görmüştü, ama ilk defa elinde tutuyordu. Zaten yakın zamana kadar
böylesi bir paraya bırakın sahip olmayı, elinde tutmayı dahi hayal
edemezdi. Dekadrahmi nerede ise avucu kadardı ve dün basılmışcasına
pırıl pırıldı. Athena'nın ön yüzdeki gülümseyen ifadesi Jonathan'ın da
yüzüne yayıldı. Evet, bir tek sikke için Sylvia Hurter'a 225.000 dolar
ödemişti, ama değerdi. Bu, MÖ 5. yüzyılda tedavülde kullanılan normal
bir para değildi ki. O çağda en değerli sikke dört drahmi iken
Yunanlılar, Persleri bozguna uğratmalarının anısına on drahmilik özel
bir sikke yapmışlardı. Hem 2500 yıllık olacak, hem tedavülde dolaşmayan
bir anı parası olacak, hem de pırıl pırıl bir durumda olacak. Bu bir
mucizeydi. Aslında mucizenin adı da “Elmalı” idi. Bugüne kadar dünyada
bilinen sadece 13 dekadrahmi varken Elmalı denen yerde 14 tane birden
bulunmuştu.

Elmalı ilçesinden İbrahim Başbuğ eski
definecilerdendir. O güne dek herhangi bir define bulamadığı ve parası
da kıt olduğu için, Antalya'da yaşayan ve elektronik tamirciliği yapan
Bayram Sungur'un kendi özel imalatı olan metal dedektörlerden bir tane
satın almıştı. Satın aldığı bu yerli malı dedektör de ilk kullanımda
hemen bozulmuştu. 18 Nisan 1984 günü, iki kafadar, hem bozulup tamir
edilmiş olan dedektörü deneyip, hem de bu deneme bahanesi ile Bayındır
Köyü civarında define ararlarken, köyün eski muhtarı Ahmet Ali
Şentürk'le tanışırlar. Şentürk'ün define aramaları için onlara
gösterdiği yer, komşusunun tarlasıdır. Daha dedektör yeni çalışmaya
başlamışken bir vınlama sesi duyulur. Heyecanla o noktayı kazmaya
başladıklarında ise gördükleri manzara inanılmazdır. Karşılarında, kırık
bir küpün içinden toprağa yayılmış yüzlerce gümüş sikke durmaktadır.
Tek tek defalarca sayarlar, define tam 1900 adettir. Bayram Sungur'un
atölyesinde yaptığı yerli malı metal dedektör, daha ilk doğru dürüst
çalışmasında, tarih boyunca rastlanan en kıymetli definelerden birisini
ortaya çıkartmıştır.

Elmalı Definesi'nin en büyük özelliği, 14
dekadrahmiyi birden içermesi değildi. Define, sanki o çağda birisi
tarafından özenle yapılmış bir para koleksiyonu gibiydi. Orta ve Kuzey
Yunanistan'dan Trakya'ya, İyonya'dan Likya'ya ve Ege Adaları'na kadar
hemen yer yerden sikke vardı ve tümü MÖ 5. yüzyıla aitti. Definenin
diğer bir önemli özelliği ise, sikkelerin büyük bir kısmının ticari
amaçla basılmamış olmasıydı.
Elmalı, Antalya ve Bayındır'lı üç ortak
defineci, buldukları defineyi satmak üzere İstanbul'a gelir ve Erdoğan
Atak ile Fuat Aydıner'e birkaç sikke gösterip ikisini de Antalya'ya
çağırırlar. Fuat, bu işten çekilmesi için Erdoğan'a 60.000 dolar öder ve
sikkelerin tümünü 620.000 dolara satın alır. Fuat Aydıner, Almanya'da
yaşayan dostu ve eski eser kaçakçılığının en önemli isimlerinden Edip
Telli ve kardeşi Nevzat Telli ile ortak olur ve defineyi İsviçre'ye sevk
eder. Fuat'ın, Telli'lerden bu ortaklığa karşılık 1.300.000 dolar
aldığı biliniyor.

Bu sırada, Elmalı eski belediye başkanı Hasan
Sarıbaş'ın da bazı sikkeler aldığı ve İstanbullu kaçakçı Abdülgani
Hüzmeli ile ortak olarak bunları İsviçre'de pazarladıkları ortaya çıkar.
Anlaşılan, ya üç defineci kafadar aynı yerde, daha önce telaştan
bulamadıkları başka sikkeler de bulmuşlar, ya da Fuat Aydıner'e
sikkelerin tümünü satmamışlardır.

Öykünün devamı o denli
karışıktır ki, gazeteci Özgen Acar, yazı dizisinde, olaya karışanların
tümünü açıklayabilmek için grafik hazırlamıştı. Dört Türk kaçakçının
ortaklığı ile, sadece bu defineyi almak için New York'ta kurulan OKS
Partners arasındaki anlaşma, 26 Temmuz 1984 günü imzalanır. OKS
Partners'ın ortakları William Koch, James Spier ve Jonathan Kagan'dır.
Fakat para babası ve definenin gerçek sahibi Koch'tur. Spier'ı ve
Kagan'ı, ileride doğabilecek yasal sorunlar karşısında sorumluluğu
paylaşmak için ortak almıştır. Aynı tarihlerde, Antalya civarında da
Elmalı Definesi'nin kokusu çıkmıştır. İbrahim Başbuğ, her yerde su gibi
para harcamakta ve Elmalı'da herkes defineden bahsetmektedir. Özgen
Acar, 17 Temmuz 1988'de Cumhuriyet Gazetesi'nde yayınlanmaya başlayan
yazı dizisinde, bu dönemi traji komik bir biçimde uzun uzun anlatmıştır.
Sanıklar birkaç defa tutuklanır, her defasında verdikleri rüşvetlerle
serbest kalırlar. Sonunda Türk polisi, Fuat Aydıner, Fuat Üzülmez ve
Telli kardeşlerin de olaya karıştıklarını öğrenir. Bundan sonraki
gelişmeler daha da komiktir. Alman Interpolü ile Türk İnterpolü arasında
aylar süren yazışmalar yapılır. Alman Interpolü'nün Türkiye'den
istediği Edip Telli'nin fotoğraf ve eşkali iki aylık bir araştırma
sonucu bulunur ve 17 Ocak 1986 günü Almanya'ya gönderilir. Almanya'ya
gönderilen yazı ise Fransızcadır! 28 Şubat günü Alman Interpolü, Münih
Savcılığı'nın, Edip Telli'nin Türkiye'ye iade istemini reddettiğini
bildirir. Gelelim daha da komik bir sahneye:

Tarih: 20 Mayıs
1986
Yer: Türk Tarih Kurumu Toplantı Salonu, Ankara
Toplantı
Konusu: Eski Eser Kaçakçılığı ve Önleme Yöntemleri
Konuşmacı: Dr.
Nurşin Asgari
Konuşmanın sonunda, soru ve cevaplara geçildiği sırada
söz alan Prof. Dr. Cevat Bayburtluoğlu, dinleyiciler arasında bulunan
dönemin Eski Eserler ve Müzeler Genel Müdürü Nurettin Yardımcı'ya bir
soru yöneltir;
“1984 yılında, Elmalı'nın Bayındır Köyü'nde, çoğunluğu
Likya sikkelerinden oluşan bir define bulunmuştur. O zaman, köylülerden
bunu 200 milyon liraya alan İstanbul'lu kaçakçılar, bu defineyi yurt
dışında 800 milyon liraya satmışlar. Acaba Sayın Genel Müdür'ün bu
olaydan haberi var mı?”3
Genel Müdür'ün bu olaydan haberi yoktur .
Halbuki, nerede ise iki yıldır süren davaları ve sürmekte olan
uluslararası kovalamacayı bir yana bırakalım, bir ay kadar önce, Oxford
Üniversitesi'nde, bu define ile ilgili bir özel bir sempozyum bile
düzenlenmiştir.

Türk Hükümeti, 1987 yılından başlayarak, Avrupa
ve ABD deki büyükelçilikler aracılığı ile Elmalı Definesi'nin peşine
düşer. Arkası yavaşça çorap söküğü gibi gelir. Önce Sylvia Hurter
tarafından Hasan Sarıbaş / Abdülgani Hüzmeli ortaklığından satın alınan
sikkeler iade edilir. Ardından, OKS Partners'ın Tkalec'e sattığı
sikkeler, en son olarak da OKS Partners'ın sikkelerinin büyük bir kısmı
geri alınır. İlginç olan nokta ise, OKS Partners'ın 1810 sikke satın
aldığı belgelerle sabit iken ve bunların en fazla 11'ini elinden
çıkartmışken, Türkiye Cumhuriyeti'ne sadece 1661 sikke iade etmesidir.

Geri
alma operasyonu:

- 10 Mart 1988'de Numismatic Fine Arts / Los
Angeles'tan 10 sikke anlaşma ile iade
- 26 Mayıs 1988'de Bank Leu /
Zurih'ten 3 sikke anlaşma ile iade
- Mayıs 1991'de Tkalec Müzayede /
Zürih'ten 3 sikke anlaşma ile iade
- 1993'te 1 sikke şahsi iade
-
1996'da 1 sikke şahsi iade
- 4 Ocak 1999'da OKS Partners'dan 1661
sikke dava yolu ile iade

Geri alınan toplam sikke sayısı: 1679
Kayıp
sikke sayısı: 220'den fazla



Sonuç?

Sonuçta
1900'den fazla antik sikke yurt dışına gitti ve yıllar süren uğraşlar
sonunda 1679'u geri geldi.

Sanıklar?

Olayın sanıkları
İbrahim Başbuğ, Bayram Sungur, Ahmet Ali Şentürk , Hasan Sarıbaş,
Abdülgani Hüzmeli, Fuat Aydıner, Fuat Üzülmez, Edip Telli ve Nevzat
Telli'ye ne olduğunu merak ettiniz, değil mi? Başbuğ, Sungur ve Şentürk,
define için Fuat Aydıner'den aldıkları paranın bir kısmını rüşvetlere
kaptırdılar, geri kalan paraları da mahkeme kararı ile müsadere edildi.
2-3 ay gibi kısa hapis cezalarından sonra tahliye edildiler. Benzer
durum Hasan Sarıbaş ile Abdülgani Hüzmeli'nin de başına geldi. Fuat
Aydıner, Fuat Üzülmez, Edip Telli ve Nevzat Telli ise yurt dışında
yaşıyor ve Türkiye'ye giremiyorlar, ama eski eser kaçakçılığına da devam
ediyorlar.

Ya dedektör?

Artık her yerde satılıyor.
İthallerin fiyatları ucuzladığı için herkes Garrett & White's satın
alıyor, kimse yerli malı kullanmıyor.



Ephesos
Drahmi, ön yüz arı


Ephesos
Drahmi,
arka yüz incus


İşte
dünyanın en büyük müzelerini dolduran eserlerin 'çok küçük bir kısmının'
listesi:


1. Mausoleum, Bodrum, Londra-İngiltere
2.
Tanrıça Demeter Heykeli, Muğla, Londra-İngiltere
3. Troia Hazinesi,
Çanakkale, Rusya'nın 2 şehrinde
4. Bergama Zeus Sunağı, İzmir,
Berlin-Almanya
5. Priene Athena Tapınağı, Aydın, Berlin-Almanya
6.
Marsyas Heykeli, Manisa, ABD, (Geri geldi, tekrar çalındı)
7.
Boğazköy sfenksi, Çorum, Berlin-Almanya
8. 8 bin adet Boğazköy
tableti, Çorum, Almanya (Geri geldi)
9. Noel Baba'nın kemikleri,
Antalya / Demre, Bari-İtalya
10. Herakles heykeli, Antalya / Perge
(Perge), Boston-ABD
11. Kumluca Hazinesi, Antalya, ABD
12. Lidya
Yazıtı, Manisa / Saraycık (Saittai), Roma-İtalya
13. Lidya Hazinesi,
Uşak / İkiztepe, New York-ABD
14. Quadriga Atları, İstanbul /
Hipodrom, Venedik-İtalya
15. Elmalı Hazinesi, Antalya, ABD (Büyük
kısmı geri geldi)
16. Zeugma mozaikleri, Gaziantep, İtalya ve
İngiltere'de
17. Milo Venüsü, Milo Adası, Paris - Fransa

Rodos
Stater, ön yüz incir yaprağı, arka yüz incus
Attika
Dekadrahmi, ön yüz miğferli Athena, arka yüz baykuş
Likya Stater, ön
yüz iki yunus, arka yüz triskeles

http://gizlihazineler.yetkin-forum.com

Sayfa başına dön  Mesaj [1 sayfadaki 1 sayfası]

Similar topics

-

» DüĞüN HaZıRLıKLaRı

Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz