GİZLİHAZİNELER DEFİNECİLER AKADEMİSİ
Arama
 
 

Sonuç :
 


Rechercher çıkıntı araştırma

En son konular
» Koltuk Taşı
Cuma Eyl. 01, 2017 11:19 pm tarafından horosanlı

» Scorpion gpr
Ptsi Ağus. 28, 2017 8:17 am tarafından ramses28

» 2013 -OCAK AYI İŞTİMASI YAPALIM Bİ GARDAŞLARDAN KİMLER VAR.
Çarş. Tem. 06, 2016 10:29 am tarafından korasoglu

» 14-mart-2015
C.tesi Mart 14, 2015 8:32 am tarafından BORAN38

» KARE-DİKDÖRTGEN OYMALAR ve ÇÖZÜM UYĞULAMALARI
Ptsi Eyl. 29, 2014 5:08 am tarafından kılıç3838

» sümbül...
Salı Eyl. 02, 2014 12:36 pm tarafından Battal Ebrail

» taşın üçgen şeklinde delinmesi bir define işareti midir?
Çarş. Ara. 18, 2013 8:05 am tarafından 56476364528

» deneme
C.tesi Kas. 23, 2013 7:54 pm tarafından CANTAR

» buldugumuz bir taş
Ptsi Eyl. 09, 2013 3:54 am tarafından cansu

» Eski rum evleri ve definesi
Ptsi Eyl. 09, 2013 3:46 am tarafından cansu

Kimler hatta?
Toplam 1 kullanıcı online :: 0 Kayıtlı, 0 Gizli ve 1 Misafir

Yok

Sitede bugüne kadar en çok 213 kişi C.tesi Tem. 29, 2017 8:28 am tarihinde online oldu.
RSS akısı

Yahoo! 
MSN 
AOL 
Netvibes 
Bloglines 



Bağlı değilsiniz. Bağlanın ya da kayıt olun

YAŞADIKLARIMIZ

Aşağa gitmek  Mesaj [1 sayfadaki 1 sayfası]

1 YAŞADIKLARIMIZ Bir Cuma Tem. 16, 2010 4:58 am

CANTAR

avatar



Delikanlı, babalarının miras olarak bıraktığı arsaya bir ev yapmayı
plânlıyordu.Fakat arsa, sadece bir ev yapabilecek genişlikteydi ve en
büyük erkek çocuk olmasından ötürü burası ona yakışırdı. Delikanlı,
“Allah vergisi” dediği açık gözlülüğü ile kısa bir süre sonra bütün
işleri halletti ve diğer kardeşlerinin saflığından faydalanarak arsayı
üzerine geçirdi. Ancak her zamanki parasızlığı ile evi nasıl
tamamlayacağını kara kara düşünüyordu. Sonunda ona da bir çözüm buldu.
Arsayı olduğu gibi evi de bedavaya getirecek, yakınlarından alacağı
ödünç paraları inşaat malzemesine yatıracaktı. Enflasyon canavarı, nasıl
olsa borçlarını bir kaç yıl içinde silip süpürür ve kendisini bedavadan
ev sahibi yapardı.
Delikanlı, hangi arkadaşlarını daha kolay
aldatabileceğini düşünürken, evin temel kazısını da bedavaya halletmenin
yollarını arıyordu. Çünkü arsa, yer yer kayalık bir zemine sahipti ve
kazma işi çok para tutacaktı. O halde, buna da bir çözüm gerekiyordu.
Sonunda, dedesinden kalan el yazması Kur’ân’ın arkasındaki boş sayfayı
kopartarak oraya bir define haritası çizmeye başladı. Evi düşündüğü yer,
arsadaki dört büyük ağacın tam ortasıydı. Çizeceği haritada, köyün
tarihî çeşmesine bitişik olan arsasını tarif edecek ve ağaçların
arasında müthiş bir hazine bulunduğunu belirtecekti. Kendini bildiği
günden beri babasıyla birlikte define aramaya gittiği ve kazmadık yer
bırakmadığı için, bu tür haritaların inceliklerini gayet iyi hatırlıyor,
çizgi ve işaretlerle donatılan yıpranmış bir haritanın, köy
kahvesindeki acemi definecileri çılgına çevireceğini adı gibi biliyordu.
İşini büyük bir itinayla tamamladıktan sonra, haritayı kahvehane
masalarından birinin altına koyup oradan uzaklaştı.

Delikanlı,
iki gece sonra arsasına gittiğinde, tahmin ettiği manzara ile
karşılaştı. Uzaktan görebildiği kadarıyla üç-dört adam, gecenin soğuğuna
ve inceden inceye yağan yağmura aldırmadan harıl harıl çalışıyor ve
haritada tarif edilen ağaçların arasını kazıyordu. Delikanlı, daha
sonraki gecelerde de tekrarlanan bu operasyonu uzaktaki bir ağacın
altına kaykılmış vaziyette seyrederken, bütün mal varlıklarını eriten
definecilikten ilk defa birşeyler kazanmanın sevinciyle türküler
mırıldanıyordu.

Delikanlı, tamamlanmak üzere olan temel kazısını
görmek için arsasına gittiğinde, daha da keyiflendi. Haritada tarif
ettiği yer, sanki bir iş makinasıyla kazılmış ve arsayı bir kanser gibi
saran büyük kayalar, tam istediği gibi parçalanarak arsa kenarına
istiflenmişti. Böylelikle temel duvarları için gerekli olan malzeme de
hazırlanmış oluyordu. Bir sigara tüttürmek için o kayalardan birine
oturduğunda, sağa sola atılan kırık küpleri ve adamların gözünden kaçan
tek bir altını görerek bulunduğu yere yığıldı.

O gün bütün şehir,
dört ağaç arasından çıkartılan küpler dolusu define haberiyle
çalkalanıyordu.

http://gizlihazineler.yetkin-forum.com

2 Geri: YAŞADIKLARIMIZ Bir Cuma Tem. 16, 2010 5:11 am

ahmet16

avatar


eee yuce yaradanım acgozlulere verecegı bırders bulacaktır elbet guzelbır paylasım ustadım cok guzel hende

3 YAŞADIKLARIMIZ Bir Cuma Tem. 16, 2010 5:15 am

CANTAR

avatar







DAĞLARDA
seyahat eden bilge bir kadın, bir dere kenarında değerli bir taş
bulmuştu. Ertesi gün kadın başka bir gezginle karşılaştı. Adamın karnı
çok açtı. Bilge kadından yiyecek bir şeyler istedi.
Kadın ona bir
şeyler vermek için çantasını açtığında değerli taşı gören adam, kadından
onu da kendisine vermesini rica etti. Tereddütsüz:

“Olur” dedi
kadın.

Aç gezgin, talihin nihayet kendisine yaver gittiğini
düşünerek, sevinç içinde ayrıldı oradan. Ancak, birkaç gün sonra o
civarlara geri geldi ve bilge kadını bularak, taşı kendisine iade etti.

“Bana
verdiğin taşın ne kadar değerli olduğunun farkındayım” dedi adam. “Ama
düşündüm ki, sen de bu taştan daha değerli bir şey var. Bu mücevheri
verebilmeni mümkün kılan şeyi bana verirmisin?”




ARKADAŞLAR BİR YERE GİTMİŞTİK. 5 KİŞİYDİK.TAM YERE VARDIK BİR
ARKADAŞIMIZ VELA HAVLE AYETİNİ OKUDU TAM O SIRADA BİR ADAM ASKER
ELBİSELİ SİLAHLI UYGUN ADIMDA YOLDAN GEÇTİ VE BİZE BAKINCA GÖZLLERİ
KIPKIRMIZI OLDU.HEMEN ATLADIM YOLA BAKTIM KİMSE YOK.birkez daha gittim bu seferde gölge gibi bir köpek geldi 2. gece ben
yoktum gözleri lazer gibi kıpkırmızı olunca arkadaşlarda kaçıyor.inanmak
zor yanlız harabe olmuş yerlerde olması normal çünkü kuranda sizi
başıboş bırakmadık.diyor olabilir.birkezde tam kazarken harabenin
tahtalarını sanki aslan gibi bişey tınaklarıyla çırmaladı kaçtık.benim
şahsi görüşüm defineyle değilde orda yaşadıkları rahatsız edilmek
istemiyorlar.BEN ŞAHSEN
İNANMAZDIM AMA YAŞADIM.BELKİDE ORADA YAŞIYORLARDI.
SAYGILAR



ilgilenip cevap yazdigin icin cok sagol. Allah'a (c.c) cok sükür Kur'an
i Kerim'e inancim tam . ama ne yalan söyleyeyim is define isi olunca
inanamiyorum yani. yillar evvel bir yerde calisma yapiyorduk.
arkadasimiz bizi arabayla birakip sonra almaya geliyordu. bir gün bizi
birakip geri dönerken calisma yaptigimiz yere 500 metrede yemin billah
ediyor önüne beyaz carsafli varliklar cikmis. arkadasta korkudan
üstlerine dogru sürmüs arabayi. ama sanki bulut gibi icinden gectim
diyo. neyse dedigi yere yayan gittim ayni gece oyalandim ama bir sey
görmedim.
baska olaydada birkac arkadas bir yerde arastirma yaparken
iste korumasi var bizim korkutuyorlar gitmeye korkuyoruz diye anlatip
duruyorlardi. yav dedim nerde bu mezar göster ben gidip arastirma
yapacagim. neyse gittik uzaktan gösterip voltayi aldilar arkadaslar.
ben
( hala pismanim) basladim mezari kazmaya ha babam de babam sabahin 5
ine kadar. traktörle köylü tarlasina amele götürürken mezara 50 metre
yakindan geciyor.
ben görünmeyeyim diyemezara uzandim. ama uyuyup
kalmisim. sabah 5 ten öglen 11 e kadar iskelete sarilip uyudum.
ne
gelen oldu ne giden.
iste bu yüzdendirki arkadasim ya böyle birsey
yok yada ne bileyim ben rastlamadim daha.


ARKADAŞLAR BURSA CİVARINDA ADAYA GEZİNTİYE GİTTİM KAYIKLA Bİ YANDAN
BALIK Bİ YANDAN KUŞ AVI Bİ YANDANDA ADADAKİ KİLİSE DİKKATİMİ ÇEKTİ..VE
ADAYA YANAŞTIK KILISENIN ÖNCE ETRAFINI DOLASTIM AYAKTA BİR KILISE GİRİŞ
KISMINA GELDIM ESKI CEVİZ AGACI 1 TANE ÖNUNDE KUYUSU ACILMIS TALAN
EDİLMİŞ.İÇERİ GİRDİM SUTUNLAR KIRIK HEDİYELER COGU GITMIS...PAPAZIN
MIHRABINA GİTTİM MIHRAPIN ORTASINA SIRTIMI DAYADIM KOLLARI v YAPTIM SOL
ÇAPRAZIMA GELEN KISMA BASİT BİR DEDEKTÖR İLE YOKLADIM ÖTDÜ AMA NEYE
ÖTTÜĞÜNÜ BİLMIYORDUM NESE HORASANI BEN TIRTIKLLADIM BİRAZ ÇİVİNIN
KAFASINI GÖRDUM O AN TEREDDÜT YASADIM TILSIM AKLIMDAYDI AMA 1 AN ÜŞENDİM
VE KORKUMDA OLMADĞINDAN ALDIM ELIMLE 2 YE BÖLUNDU BUYUK CİVİ YERE DUSTU
SONRA ALTINDA YUMRUK KADAR DELIK ACILDI SESLER GELIYODU İÇERDEN AZ
GERİYE CEKILDIM VE YANLIS SAYMADIYSAM BİLDİĞİMİZ TÜYLÜ BAL ARISINDAN 11
YADA 12 TANE CIKTI O HOROSANLI DUVARIN ICINDEN TUGLA İLE VURDUM AMA
DENK GETIREMEDIM.UÇTU GİTTİLER...VE TABİ HAVAYI ALDIK:)COK DUYMUSTUM BU
TÜR İLGİNÇ MEVZULARI İNANMIYORDUM AMA BİZZAT YASADIM...BAZEN DÜŞÜNÜYORUM
ACABA TEKRAR GELMİŞMİDİR ARILAR:d





Baratis
adındaki bir ülkede kış mevsimi çok uzun geçermiş. Öyle soğuk olurmuş
ki; ilkbahar hiç gelmeyecek sanılırmış. Artık insanlar soğuk gecelerden
sıkılırlarmış. Dua ederlermiş. Sıcak günlerin gelmesini isterlermiş.
Bahar
gelir-gelmez de insanlar kendilerini sokağa atarlarmış. Kırlarda
gezintiye çıkarlar, çiçek toplarlarmış. Çocuklar bütün kış boyunca
dışarıda oynayamadıkları oyunların tadını doya doya çıkarırlarmış.
Kışın
donan nehirler, gürül gürül akmaya başlarmış. Boyunlarını büken ağaçlar
gökyüzüne doğru uzanırlarmış. Yani ilkbahar tüm güzelliğiyle gelirmiş
insanların arasına.
İşte bu ülkede uzun kış mevsiminin ardından bu
güzel baharlardan birisi çıkagelmiş. Çoluk-çocuk insanlar kendilerini
sokaklara atmışlar. Bu insanlar arasında üç tane can-ciğer arkadaş
varmış. Bunlar da tabiatın tadını çıkarmak için yemyeşil dağlara
tırmanmaya başlamışlar. Konuşa konuşa yürüyorlar, ağır ağır ormanın
derinliklerine dalıyorlarmış.
Bir süre sonra yorgunluk hisseden bu
üç arkadaş kocaman bir çam ağacının gölgesine oturmuşlar. Az ileride
usulca akan bir derenin şırıltısını duyuyorlarmış. Bahar yeli yaprakları
hafif hafif sarsıyormuş.
Bu üç arkadaş sohbet ederken, birisinin
eline çiviye benzer bir şey batmış. Elini kanatan şeyi merak eden adam
toprağı sıvazlarken birden demir bir kapak yerinden oynamış İyice
meraklanan adam kapağın altında ne olduğunu öğrenmek istemiş ve kapağı
kaldırmış. Bir de ne görsünler, içeriye doğru uzanan karanlık mı
karanlık daracık bir yol çıkmış ortaya. Önce ürkmüşler karanlıktan.
İçeri girmekten çekinmişler. Fakat bir cesaret gelivermiş üzerlerine
başlamışlar yürümeye.
Yirmi adım ancak yürümüşler, birden
karşılarına üç adam boyunda bir kapı çıkmış. Korkarak itmişler kapıyı.
Bu kapı, büyük bir odaya açılıyormuş. Üç arkadaş hayretler içinde
kalmışlar. Sanki odanın içinde güneşten bir parça varmış. Parıl parıl
parlıyormuş oda. Çil çil altınlar, küme küme duruyorlarmış yerlerde.
Yakutlar, elmaslar, inciler…
Çılgına dönen adamlar mücevherlerin
içine atmışlar kendilerini. “Zengin olduk, zengin olduk” diye
bağırıyorlarmış. Bir süre sonra yorulmuşlar ve bir köşeye oturmuşlar.
Birisi;
--- Bu mücevherleri nasıl taşıyacağız, diye sormuş.
Diğeri
bir fikir atmış ortaya:
--- Ben şehre gideyim. Siz burada bekleyin.
Atları alıp hemen dönerim. Sonra da hep beraber yola koyuluruz.
Bu
fikir kabul edilmiş. İkisi beklemeye başlamışlar, üçüncüsü şehre doğru
yola çıkmış. Giderken aklına öyle kötü düşünceler girmiş ki;
arkadaşlarını öldürmeye karar vermiş. Şöyle düşünmüş:

--- Neden o
kadar parayı üçe böleyim ki? Paranın tamamı benim olabilir.
Bu
düşünceden bir türlü vazgeçemiyormuş. Eve varınca karısına;
---
Artık çok zengin olacağız, demiş. Hemen tencereler dolusu yemek hazırla.
Arkadaşlarım acıkmıştır. Onlara götüreceğim. Ben çarşıya gidiyorum,
almam gerekenler var.
Adam evden çıkmış, tanıdığı ne kadar kişi
varsa bir bir ziyaret etmiş. Atlarını bir süre için ödünç almış. Eve
dönerken kuvvetli bir zehir satın almayı da unutmamış. Heyecanla eve
gelmiş, karısının yemekleri hazırladığını görünce daha bir heyecan
kaplamış yüreğini.
Karısı görmeden cebindeki zehiri çıkarmış,
yemeklere koyup bir güzel karıştırmış. Daha fazla zaman kaybetmeden
yemekleri yanına almış ve atlarla yola çıkmış. Giderken de düşüncelere
dalmış:
--- Şimdi arkadaşlarım ne çok meraklanmışlardır. Pek de
acıkmışlardır. Kimbilir nasıl da yiyecekler bu lezzetli yemekleri. Ben
de onları seyredeceğim. Yaşasın hazinenin tamamı benim olacak. İkisini
de öldüreceğim.
Fakat hazinenin yanında kalan iki arkadaşı da boş
durmamışlar. Onların da akıllarında kötü düşünceler gezinmekteymiş.
Aralarında şöyle konuşmuşlar:
--- Gelir-gelmez onu öldürmeliyiz.
Neden hazineyi üçe bölelim ki? İkiye böleriz daha çok paramız olur.
Heyecanla
bekliyorlarmış. Biri kapının sağ köşesine, diğeri kapının sol köşesine
yerleşmiş. Saatler geçmiş aradan ve nihayet atların nal seslerini
duymuşlar. Adam da arkadaşlarına seslene seslene geliyormuş:
--- Ben
geldim. Güzel güzel yemekler getirdim size.
İçeriden sevinç
çığlıkları yükselmiş, fakat yerlerinden kımıldamamışlar:
--- Hoş
geldin, sevgili dostumuz. Gözümüz yollarda kaldı. Nerelerdeydin? Bizi
merakta bırakman hiç doğru değil.
Adam yavaş yavaş odaya doğru
yürümüş. Tam kapının ağzına gelmiş ki; ikisi birden adamın üzerine
atlamışlar. Bir çırpıda öldürüvermişler arkadaşlarını. Hiç de
üzülmemişler bunu yaptıkları için. Güle-oynaya yemekleri önlerine
çekmişler. Başlamışlar afiyetle yemeye. Fakat pek kısa bir aradan sonra
zehir etkisini göstermiş. İkisi de ne olduğunu anlayamadan son
nefeslerini vermişler.
Böylece hazineye üçü de sahip olamamış.
Açgözlülükleri yüzünden hazinenin tamamını kaybetmişler. Paylaşmanın ne
kadar güzel, insanları sevmenin ne kadar yüce bir duygu olduğunu hiçbir
zaman öğrenemedikleri için canlarından olmuşlar. Bu hayatta paradan
güzel öyle çok şey var ki…

http://gizlihazineler.yetkin-forum.com

Sayfa başına dön  Mesaj [1 sayfadaki 1 sayfası]

Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz