GİZLİHAZİNELER DEFİNECİLER AKADEMİSİ
Arama
 
 

Sonuç :
 


Rechercher çıkıntı araştırma

En son konular
» Koltuk Taşı
Cuma Eyl. 01, 2017 11:19 pm tarafından horosanlı

» Scorpion gpr
Ptsi Ağus. 28, 2017 8:17 am tarafından ramses28

» 2013 -OCAK AYI İŞTİMASI YAPALIM Bİ GARDAŞLARDAN KİMLER VAR.
Çarş. Tem. 06, 2016 10:29 am tarafından korasoglu

» 14-mart-2015
C.tesi Mart 14, 2015 8:32 am tarafından BORAN38

» KARE-DİKDÖRTGEN OYMALAR ve ÇÖZÜM UYĞULAMALARI
Ptsi Eyl. 29, 2014 5:08 am tarafından kılıç3838

» sümbül...
Salı Eyl. 02, 2014 12:36 pm tarafından Battal Ebrail

» taşın üçgen şeklinde delinmesi bir define işareti midir?
Çarş. Ara. 18, 2013 8:05 am tarafından 56476364528

» deneme
C.tesi Kas. 23, 2013 7:54 pm tarafından CANTAR

» buldugumuz bir taş
Ptsi Eyl. 09, 2013 3:54 am tarafından cansu

» Eski rum evleri ve definesi
Ptsi Eyl. 09, 2013 3:46 am tarafından cansu

Kimler hatta?
Toplam 3 kullanıcı online :: 0 Kayıtlı, 0 Gizli ve 3 Misafir :: 1 Arama motorları

Yok

Sitede bugüne kadar en çok 213 kişi C.tesi Tem. 29, 2017 8:28 am tarihinde online oldu.
RSS akısı

Yahoo! 
MSN 
AOL 
Netvibes 
Bloglines 



Bağlı değilsiniz. Bağlanın ya da kayıt olun

YAŞADIKLARIMIZ

Aşağa gitmek  Mesaj [1 sayfadaki 1 sayfası]

1 YAŞADIKLARIMIZ Bir Cuma Tem. 16, 2010 1:25 am

CANTAR

avatar


mevsim yazın son günleri Ticaret yaparken tanıştığım sonradan sevdiğim
bir dostum adı Şaban kendisi Sinop ilinden kendisi bir konuşma esnasında
bana sen yer altı ile ilgilenirmisin diye sordu bende ölü lerle mi
dedim.Yoksa cin min mi dedim.Eger cin dersen az çok biraz bilgim var
dedim.O da yok be abii ben hazinecilik gömü işlerinden bilgin varmı dedi
bende eskiden dayılarım dedelerim tanışlarımızdan yapanlar olmuş hatta
güzel hikayeler anlatırlardı dedim.Ne o yoksa sendemi o işlere
meraklısın diyede sordum.O da evet agabey bizim bu yukarılarda (İstanbul
Maltepe Gülsuyu )çok yaşam olmuş güzel yerler var hatta o kadar güzel
bir yer varki adamlar bayağı bildiğin taştan yatak yapmışlar yastık gibi
kabarık yeride var üzerinde de küçük bir haç (istavroz )
yapmışlar.Bunun aşağısında bizim kazdığımız yer var burada 3 m
derinlikte eski bir roma dönemi yada bizans dönemi su borusu (pişmiş
topraktan)hattı bulduk.Ben sordum dedim nasıl tesbit ettiniz bunu agabey
dedi inanmazsın ama şunlarla dedi bana 4 tane bakır boru gösterdi.Dedim
bunlarla mı tesbit ettiniz evet agabey vallahi bunlarla tesbit ettik
dedi benim çubuklarla tanışmam ilk bu zaman yani o gün oldu.Dedim
bunlarla uğraşacağına bir cihaz alsana bak yeni sistem bir çok cihazlar
üretilmiş onlardan alsana dedim agabey biz teknolojiden anlamayız ki
öğrenmemizde yıllar alır ilk okulu zor bitirdik görüyon şimdi bakkallık
yapıyoruz akşam dükkanı kapattıktan sonrada 3 arkadaşım var onlarla
kahvede buluşur ver elini tepeye çubuklar elde ne taraf giderse o tarafa
yürürüz gideriz dedi.Bende sor bakalım arkadaşlarına cihaz alıp almak
istemediklerini 3 kişi sizsiniz bende katarım iyi bir cihaz alır sahaya
araziye öyle çıkarsınız hem daha iyi hemde garantisi olan bir şekilde
araştırma yaparsınız dedim ve ertesi hafta tekrar ziyaretine gittiğimde
onun arkadaşları ile görüştüğünü ve bizim önerimizi kabul ettiklerini
söyledi.Bir Cuma günü hem mubarek dedik
hemde güzel bir günde yeni
bir işe başlamak iyi olur düşüncesi ile o zaman Terim elektronik
dedektör satışı yapan bir firma idi İstanbul Karaköyde Bankalar
caddesine çıkan yer üzerinde solda birde yüksekkaldırıma çıkarken sağda
bir işyeri vardı biz Bankalar caddesindeki yere gittik ve oradan bir
Whıte's Eagle II o zaman yeni çıkmıştı likit kristal ekran diğital ekran
tabir edilen her zamanki gibi yeni bir cihaz almanın heyacanı ile fazla
dikkat göstermeden herkes gibi cihazı aldık geldik.Sonrada şu nesi bu
nesi cihazı karıştırırak
iyi bir cihaz kullanıcısı
olduk.Arkadaşımızın evinin bahçesi müsait olduğu içinde rahat rahat
eğitimimizi geliştirdik.

http://gizlihazineler.yetkin-forum.com

2 ALINTILAR Bir Cuma Tem. 16, 2010 1:29 am

CANTAR

avatar


BU KONULAR DEĞİŞİK PORTALLARDAN ALINTIDIR.

Benimde başıma Samsunda bir olay geçti samsuna almanyadan arkadaşların
düğününe gitmiştik orda dediler köyde bizim ev var oraya gideriz gezeriz
ve piknik yaparız dediler öbürsü gün alışverişimizi yapıp sabah
erkenden gittik güzel yerdi kadınlar etleri filan hazırlarken bizde
gezelim dedik ve oraya yakın bir tepe vardı demekki deniz o tepeye kadar
yüksekteymiş orda bir büyük demirden halka vardı sağa sola vurmaktan
aynı dürbüne benzemişti kaya ve az berisinde bir mağra bulduk ve girdik
girişin üst tarafında bir oda gibi yer vardı çıktım oraya ne göreyim bir
sandık ve zincirlenmiş sevinçten başladım bağıramaya bunu üç kişi
taşlarla vura vura zinciri söktük kayadan evin önüne getirdik malı
bulduk dedik orda sandığın etrafından zincıri kopardık kopardık ama
sandıktan sandık dolusu buyday çıktı kadınlar hatta millet altın bulur
sizde buydau bulursunuz dedi verdik tavuklara bayram ettiler aynı gün
akşamı karnımızı doyurduktan sonra dandık bir makinemiz vardı ciletin
kağıdına bile çalardı sene 1980.di kadınlar komşulara gittiler bizde
makineyi şöyle gezdirdik bir yerde fena başladı çalmaya hemen başladık
açmaya yarım metre açtıktan sonra tuttuk yine busefer bir metre sağında
başladı ötmeye busefer orayı başladık açmaya gene kaçtı anı yere dedik
sahipli ezan okunurken hem kazıyos hem bakıyoz biryere gitmiyor köyün
hocasını getirdik o okuyor biz kazıyoz hiç biryere gitmiyordu hocanın
yatsınamazı yaklaştı camiye gitti bizde baya kazdıydık ve devam
ediyorduk ama bu sefer her kazmayı vuruşta şangur şangur diye sesler
geliyordu belki 30 sefer bu sesi üç kişi duyuyoruz oranın saybi
çarpılıcaz dedi ve bizim yanımızdan az illerden bırakın çarpılıcaksınız
diye bağrıp duruyordu bende yavaş yavaş onun tarafına yaklaşmaya
başladım ve kardeşime bırak çarpılıcaz demeye başladım ama o bir kaç
sefer daha vurdu aynı ses devam ediyor topladı eşyaları yanımıza geldi
tam gidiyorduk aynı ses gene geldi Simsiyah öküzmü tosunmu desem boğamı
desem evin camından bize kafa sallıyor kafasında bir sarı çan arkadaş
dedi orda oturuyoruz yazdan yaza ahır deyil orası korkuda var geri
gitmede gidemiyoz sabah oldu gittik ne cam açık ne hayvan var ne pislik
var öyle gene bıraktık orayı geldik şimdi bazı arkadaşlar tılsımlı
diyorlar korkmayıp o çanı koparsaymışız mal bizim olurmuş diyorlar yalan
yok biz korktuk bizide korkutan o arkadaş oldu bizimde böyle olay geçti
başımızdan saygılar

http://gizlihazineler.yetkin-forum.com

3 Geri: YAŞADIKLARIMIZ Bir Cuma Tem. 16, 2010 1:30 am

CANTAR

avatar


BU KONULAR DEĞİŞİK PORTALLARDAN
ALINTIDIR
.

arkadaşlar herkesin başından geçen ilginç bir olayı var bi olayda
ben
anlatayım size yıl 1994 bi bahar ayı yorgun argın eve geldim iş
yerinden
hanım tarhana çorbası yapmış coluk çocuk afiyetle yedik
oturdum keyf
kahvesi içiyorum telefon çaldı kaldırdım tlf u uzun
zamandır
görüşmediğim bi arkadaş arıyor hoş muhabbet havadan sudan
konuştuk en
yakın zamanda bana gel dertleşiriz dedi olur dedim kapadım
tlf nu
iki gün sonra akşam üstü yolum düştü uğradım yanına hanımı çay
koydu
afiyetle içtik sana bişey göstereceğim bana akıl ver dedi
hayırdır
dedim beni samanların depolandığı ahıra götürdü samanları
kaldırdı
gözlerime inanamadim olamaz böyle bişey dedim ben bunu napıcam
akıl
ver dedi niye parçalanmış
bu dedim ağır dağdan indiremedim bende baltayla dörde
bölüp katırla eve
zar zor getirdim dedi yüreğim cız dedi olmaz böyle
şey olamaz dedim bu
arkadaşın ne defineyle ilgisi var altını teneke
sanar anlamaz öyle
şeyden mubarek adam dedim bunu bulduğun yerde
bırakıp çağırsaydın beni
dedim kafa salladı nasıl buldun bunu dedim
dağa oduna gittim hanımla
dagın bi yamacına vardım dedi ee dedim
olduğu mıntıkada bir hafta
şiddetli yağıiş olmuş dağdan gelen sel
mermer bi duvarı açmış bizim
arkadaşta merak edip eline kazmayı
küregi almış başlamış çalışmaya
mermer duvarda bi kapı bulmuş almış
eline balyozu indirmiş kapıyı aşağı
içerden insanı bayan bi koku o
halde dalmış içeri tam ortada 73 sm en
182 cm boy beş milim
kalınlığında 65 cm yükseklinde burons üzerine
gümüş kaplama lahit
üzerinde onlarca sahne mükemmel işçilik bizim efe
yüklenmiş
kaldırabilirmiyim diye olmamış almış eline baltayı yermin
yemezmin
içindeki eşyalarla cesetle dört parçaya ayırmış sandığı
getirip
samanlığa koymuş dört parça sanat eseri lahidi napıcam diye
akıl
danışıyo bana yazık etmişsin dedim jandarmaya haber verelim
gerekeni
yapsınlar dedim korktu korkma buldum dersin yerini göster
derler
gösterirsin dedim mükafatta verirler dedim ikna oldu velası
kelam ama
beni karıştırma bu işe dedim esnafım leke götürmez dedimi yap
dedim
olur dedi bi gün sonra jandarmaya bildiriyo jandarma bodrum
müzesine
bildiriyo geliyorlar lahıdi evinden alıyorlar müzeye
götürüyorlar
bulunduğu yeridede müze görevlileriri epey çalışma yapıyor
başkada
bişeyler ufak tefek buluyorlar jandarma iki hafta nöbet tutuyor
lahidin
bulunduğu tümülüsteama ne hikmetse 15 yıldan beri bi iki defa
sergilendi
lahid müzede arkadaşada yüklü bi ödeme yapıyolar o günleri
düşündükçe
hala ıçim sızlıyor parçalanan lahid için kalın sağlıcakla

http://gizlihazineler.yetkin-forum.com

4 Geri: YAŞADIKLARIMIZ Bir Cuma Tem. 16, 2010 1:34 am

CANTAR

avatar


BU KONULAR DEĞİŞİK PORTALLARDAN
ALINTIDIR
.


sicak bir pazar gunu idi roma yakinlarinda ikinci
dunya savasinda almanlarin yiktigi roma donemine ait kopru vardi
kopru
savas hatirasi olarak tamir edilmemis yikildigi sekilde durmaktaydi bir
italyan arkadasimizin babasi bu kopruden en son ben gectim benden sonra
almanlar burayi havaya ucurdu der dururdu koprunun yikilan taslari hala
suyun icinde durmaktaydi kopru beni cezbediyordu o taslari yakindan
gormek istiyordum balik tutmak amaciyla bir arkadasimla gitmeye karar
verdik.......arkadasim bu islerden pek anlamiyordu ama merakliydi
oltalarimizi nar nehrine saldik ben bu arada aradigim tasin nerede
olabilecegine dair fikir yurutuyordum suya girmeye karar verdim su
kenerda az gorukuyordu kiyiya yakin taslar vardi bir kac tanesini
inceledim tabi sadece gorunen yuzlerini taslar agir ve buyuktu yerinden
oynatmak imkansizdi ortalara gitmeye karar verdim nehrin tam ortasindaki
taslarada bakmak istiyordum ve ilerlerken birden derin bir yerin icinde
buldum kendimi kendimi kenara zor attim akintida zor olacagina karar
verdik ve biraktik bu narnideki ilk deneyimimizde sonuc alamamistik tek
buldugumuz baliklar oldu sansliydik yinede.....narnide mezar kesfimiz
<table width="100%" border="0" cellpadding="0" cellspacing="0"><tr><td colspan="2">




BAHSETTIGIM KOPRU...


NARNIDEN
FOTOGRAFLAR SEHIR KALE ICERISINE KURULMUS ETRAFI SURLARLA CEVRILI

SEHRIN
UC GIRIS KAPISI VAR


Enlarge
this image
Sayfayı
küçültmek
Gercek
boyutunu görmek için buraya tıklayınız




Enlarge
this image
Sayfayı
küçültmek
Gercek
boyutunu görmek için buraya tıklayınız




Enlarge
this image
Sayfayı
küçültmek
Gercek
boyutunu görmek için buraya tıklayınız






Enlarge
this image
Sayfayı
küçültmek
Gercek
boyutunu görmek için buraya tıklayınız





</td></tr></table>
<table border="0" cellpadding="0" cellspacing="0"><tr></tr></table>

http://gizlihazineler.yetkin-forum.com

5 Geri: YAŞADIKLARIMIZ Bir Cuma Tem. 16, 2010 1:44 am

CANTAR

avatar








Heinrich
Schliemann













Define
bulmak bazen iyi bir beceri bazende kuvvetli bir şans ister.Nice büyük
defineler vardır yıllarca üzerinde çalışılarak belgelere dayanılarak
uzun araştırmalar sonucu değilde şans eseri veya duyduğu okuduğu bir
efsaneyi ciddiye alıp iz süren insanlar bulmuştur.Ve bu yüzdendir ki bir
çok büyük hazineyi Avrupalılar bulup ait oldukları bölgelerden
kaçırarak kendi ülkelerine götürüp sergilemişlerdir.Bu sadece bizim
ülkemizin kaderi olmamış aynı kaderi komşularımız ve sanayi devrimini
algılayaman zamanın teknolojisinin gerisinde kalarak sömürülmeye mahkum
kalan zengin bir kültürel geçmişe sahip bütün ülkeler paylaşmıştır.
Konuyu
belki biraz dağıtacak ama bu ülkenin insanları olarak elbetteki
bilinçli olmamız şarttır.Bu gün gıpta ile baktığımız gelişmiş ülkeler
hem kendi kültür ve geçmişlerine sahip çıkmış hem de diğer ülkelerden
kaçırdıkları eserlerle müzeler kurmuş gerek turizm ile gereksede
kalıntıları inceleyip geçmiş uygarlıkları çözerek bilim ile bize kendi
geçmişimizi pazarlamışlardır.Almanya'nın en önemli müzelerinden biri
İzmir Bergama'dan I.Dünya savaşı sırasında kaçırılan Bergama Zeus
Sunağı ile kurulan Berlin Bergama Müzesi'dir.İngiltere'de çoğunluğu
Mısır Medeniyetine ait eserlerle kurulmuş Brıtısh Museum Amerika'da
dünyanın her tarafından getirilen eserlerle kurulan New York
Metropolitan müzesi bunlardan sadece birkaç örnek.Ve bu ülkeler bunları
yaparken, bize göre hayalperest olan Heinrich Schliemann gibi insanlarla
yaptılar.Aslında arkeoloji biraz hayal biraz macera ve çok iyi bir
bilgi birikiminin yanında güçlü seziler de isteyen bir bilimdir.

Hikayemize gelince Heinrich Schliemann Almanyalı
fakir terzi bir babanın oğludur.Kitaplara merakı olan becerikli bir
çocuktur.Hayatını ise okuduğu bir kitap değiştirir.Antikçağ
yazarlarından Homerosun kitabı İlyada ve kitabındaki Troya kralı
Agememnonun hazinesi.Kitapta büyük bir hazineden bahsedilmektedir ve
herkese göre de bu basit bir masaldır. Schliemann ise bunun gerçekliğine
inanmaktadır ve kitapda yazıyla bunun zaten haritası anlatılmıştır ona
sadece kafasında resmetmek kalmştır.Planlarını hazırlayan hayalperest
Schlimann önce Yunanistana oradanda Türkiye'ye gelerek efsanin
anlatıldığı Çanakkaleye geçer.Troyanın bulunduğu bölgede hisarlık tepede
kazılarına başlar.Tarih 1870 tir.Oldukça acemice ve maddi sıkıntılar
içerinde 1874 e kadar kazilar devam eder.bu esnada 1873 yılında İlyada
da bahsedildiği yerde Troya Hazinesi bulunmuş ve çoktan Atina'ya
oradanda Berlin'e götürülmüştür.Bizede kalan Heinrich Schliemann'ın;
arkeoloji adına utanç bölgesi olan amacın sadece bahsedilen hazine
olduğu ve bilimsel hiçbir kaygının güdülmeden kazıldığı hisarcık tepe
olmuştur.

http://gizlihazineler.yetkin-forum.com

6 Geri: YAŞADIKLARIMIZ Bir Cuma Tem. 16, 2010 1:45 am

CANTAR

avatar



Horozun
Yaptığına Bak






Bizim hocayla arkadaşları güzel bir yer keşfetmişlerdir.
Anlatılanlara göre bu bakacakları alanda tonlarca osmanlı altını vardır
ve tam yerini horoz belirleyecektir. Horozun onlara yer göstermesi için
de sabah güneş doğmadan önceki aydınlık zaman ile güneş doğana kadar
olan zaman dilimi arasındaki vakittir. Hoca ve arkadaşları geceden
horozlarını da yanlarına alarak keşif bölgesine gelip güneş doğmadanki
ilk ışıkla harekete geçerler. Zavallı horozun ayağına uzunca bir ip
bağlayıp arazide dolaştırmaya başlarlar. Definenin olduğu yerde
boynunda muska olan lekesiz beyaz horoz ötecektir. Ama ne hikmetse horoz
bir türlü ötmez ve güneş ışıklarıda artık arkadaşların üzerine
doğmuştur.
-Hocam güneşde doğdu ne olacak şimdi.
-Valla bilmiyom
ki.
-Ama hocam burada define var hemde tonlarca.
-Yahu bende
biliyom ama.
-Hocam belki horoz ötmeyi bilmiyo.
-yok heralde bu
yaşını doldurmamıştır çünkü burada define var biliyom.
Gün iyice
ışıyınca horoza bakarlar ve şu sözle hepsi rahatlar;
-Hocam bu
horozda ben var baksana.
Hoca:
-Tabi ya gece onun bunun kümesine
girer karanlıkta beyaz horoz getirsen olacağı bu.

http://gizlihazineler.yetkin-forum.com

7 Geri: YAŞADIKLARIMIZ Bir Cuma Tem. 16, 2010 1:46 am

CANTAR

avatar


Bilindiği gibi zengin bir kültürel mirasa sahip olan Anadolu toprakları
üzerinde yaşayan insanlarımızda aşırı bir define merakı vardır. Bu bazen
tarihe zarar verirken bazende komik olaylar yaşanmasına sebep olmuştur.
Defineciler arasında en yaygın olan arama metodu kendisini dini yönden
bilgili tılsımları çözebilen ve büyü ile altın bulabileceğine inanan
insanlardan yardım almaktır.
Zamanın birinde bir Anadolu köyünde
tonlarca altın olduğu dilden dile dolaşarak efsaneleşmiştir. Bu
öykülerin halk arasında fazlaca abartıldığını biliyoruz. Köy halkından
bir kaç kişide adını duydukları bir hocadan telefon yoluyla yardım
isterler. Hoca onlara geleceğini o yöreyi inceleyip onlara yardımcı
olabileceğini söyler. Ama bir şartı vardır. Oraya geldiğinde üzerinde
leke olmayan bembeyaz yaşını doldurmuş bir horoz ister. Bu horozu
ayağına bağlayacağı bir muska ile sabah güneş doğmadan önce havanın
aydınlanmaya başlayacağı saatte definenin olduğu söylenen araziye
bırakılarak gezdirilecek ve horozun öttüğü yerde definenin olduğu yer
tespitedilecektir. Hoca ayrıntısı ile anlatmamıştır ama tarif ettiği
gibi bir horozun hazır olmasını ister. Daha sonra hoca kararlaştırdığı
tarihte o köye gider. misafirperver anadolu halkı hocasını karşılar ve
ilk önce ona uzun yoldan geldiği için aç olup olmadığı sorulur. Hocada
elbette açım der. Ve ona sofra hazırlanır. Sofrada hoca için kesilip
pişirilmiş horoz eti vardır. Yemek yenildikten sonra çay faslına
geçilir. Çay içilirken gidilecek bölge ve hocanın istediği horozun hazır
olup olmadığı hoca tarafından sorulur. Ev sahibi horozun hazır olduğunu
gidip hanımından isteyip geleceğini söyleyerek odadan çıkar. Bir kaç
dakika sonra ev sahibi asık bir surat içeri girer ve aynen şu cevabı
verir "Hocam biz hanıma horozu ayırmasını söylemiştik ama tam olarak ne
yapması gerektiğini söylemediğimiz için onlar o horozu senin için
keserek sofraya koymuşlar. Yani anlayacağın hocam bir o horozu yedik."

http://gizlihazineler.yetkin-forum.com

Sayfa başına dön  Mesaj [1 sayfadaki 1 sayfası]

Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz