GİZLİHAZİNELER DEFİNECİLER AKADEMİSİ
Arama
 
 

Sonuç :
 


Rechercher çıkıntı araştırma

En son konular
» Koltuk Taşı
incilde baba kelimesinin kullanılması Icon_minitimeCuma Eyl. 01, 2017 11:19 pm tarafından horosanlı

» Scorpion gpr
incilde baba kelimesinin kullanılması Icon_minitimePtsi Ağus. 28, 2017 8:17 am tarafından ramses28

» 2013 -OCAK AYI İŞTİMASI YAPALIM Bİ GARDAŞLARDAN KİMLER VAR.
incilde baba kelimesinin kullanılması Icon_minitimeÇarş. Tem. 06, 2016 10:29 am tarafından korasoglu

» 14-mart-2015
incilde baba kelimesinin kullanılması Icon_minitimeC.tesi Mart 14, 2015 8:32 am tarafından BORAN38

» KARE-DİKDÖRTGEN OYMALAR ve ÇÖZÜM UYĞULAMALARI
incilde baba kelimesinin kullanılması Icon_minitimePtsi Eyl. 29, 2014 5:08 am tarafından kılıç3838

» sümbül...
incilde baba kelimesinin kullanılması Icon_minitimeSalı Eyl. 02, 2014 12:36 pm tarafından Battal Ebrail

» taşın üçgen şeklinde delinmesi bir define işareti midir?
incilde baba kelimesinin kullanılması Icon_minitimeÇarş. Ara. 18, 2013 8:05 am tarafından 56476364528

» deneme
incilde baba kelimesinin kullanılması Icon_minitimeC.tesi Kas. 23, 2013 7:54 pm tarafından CANTAR

» buldugumuz bir taş
incilde baba kelimesinin kullanılması Icon_minitimePtsi Eyl. 09, 2013 3:54 am tarafından cansu

» Eski rum evleri ve definesi
incilde baba kelimesinin kullanılması Icon_minitimePtsi Eyl. 09, 2013 3:46 am tarafından cansu

Kimler hatta?
Toplam 2 kullanıcı online :: 0 Kayıtlı, 0 Gizli ve 2 Misafir

Yok

Sitede bugüne kadar en çok 213 kişi C.tesi Tem. 29, 2017 8:28 am tarihinde online oldu.
RSS akısı

Yahoo! 
MSN 
AOL 
Netvibes 
Bloglines 



Bağlı değilsiniz. Bağlanın ya da kayıt olun

incilde baba kelimesinin kullanılması

Aşağa gitmek  Mesaj [1 sayfadaki 1 sayfası]

1incilde baba kelimesinin kullanılması Empty Geri: incilde baba kelimesinin kullanılması Bir Salı Haz. 29, 2010 9:46 am

hattap

avatar

incilde baba kelimesinin kullanılması Default3
Allah'ın Kelimesi" Kavramının Manası
Hz. İsa'ya ilahlık atfeden inancın temelsiz dayanaklarından biri de, Yuhanna İncili'nin hemen girişinde yer alan "söz" (logos) açıklamasıdır. Bu pasajda, Hz. İsa'nın Allah'ın Sözü olduğu ve Allah ile birlikte sonsuzdan beri var olduğu ileri sürülür (Allah'ı tenzih ederiz):
<BLOCKQUOTE>
Başlangıçta Söz vardı. Söz Tanrı'yla birlikteydi ve Söz Tanrı'ydı. Başlangıçta O, Tanrı'yla birlikteydi. Herşey O'nun aracılığıyla var oldu, var olan hiçbir şey O'nsuz olmadı. Yaşam O'ndaydı ve yaşam insanların ışığıydı. Işık karanlıkta parlar ve karanlık onu alt edememiştir. (Yuhanna, 1/1-5)</BLOCKQUOTE>
incilde baba kelimesinin kullanılması 54Bu pasajın devamında ise "Söz, insan olup aramızda yaşadı. Biz de onun yüceliğini, Baba'dan gelen, lütuf ve gerçekle dolu olan biricik oğulun yüceliğini gördük" denir. (Yuhanna, 1/14) Kısacası Hz. İsa'nın "Allah'ın Sözü" olduğu belirtilmekte, buradan hareketle de ona sözde ilahlık atfedilmektedir. (Allah'ı tehzih ederiz.)
Oysa Yuhanna'daki bu anlatım, bir gerçeğin yanlış yorumlanmasına dayanmaktadır. Kuran'da şöyle bildirilir:
<BLOCKQUOTE>

Ey Kitap Ehli, dininiz konusunda taşkınlık etmeyin, Allah'a karşı gerçek olandan başkasını söylemeyin. Meryem oğlu Mesih İsa, ancak Allah'ın elçisi ve kelimesidir. Onu ('OL' kelimesini) Meryem'e yöneltmiştir ve O'ndan bir ruhtur. Öyleyse Allah'a ve elçisine inanınız; "üçtür" demeyiniz. (Bundan) kaçının, sizin için hayırlıdır. Allah, ancak bir tek ilahtır. O, çocuk sahibi olmaktan yücedir. Göklerde ve yerde her ne varsa O'nundur. Vekil olarak Allah yeter. (Nisa Suresi, 171)</BLOCKQUOTE>
Yuhanna'daki yanılgı, "Söz Tanrı'ydı" ifadesindedir. Allah'ın Sözü ile Allah'ın Zatı'nı birbirine eşit gibi gösteren bu ifade çok büyük bir yanılgıdır. Yüce Rabbimiz'i bu gibi ifadelerden tenzih ederiz.
Sorun, "söz" (logos) kavramının yorumundadır. Ve bu kavram Hıristiyanlıktan asırlar önce Yunan felsefeciler tarafından geliştirilmiştir. MÖ 6. yüzyılda yaşayan Heraklitus, evrende insan aklı gibi etkin bir zihin bulunduğunu savunarak, bunu "logos" olarak tanımlamıştır. MÖ 4 ve 3. yüzyıllarda yaşayan Stoacılar ise, logos'u "Tanrı, doğa ve evrenin ruhu" gibi anlamlarda kullanmışlardır.65
Yunanca yazılan ve Yunan bir kitleye hitap ettiği açık olan Yuhanna İncili'nin logos kavramı ile başlaması ve bu kavramın Yunan felsefesindeki manasıyla tanımlanması ise, elbette bir rastlantı değildir. Britannica'da "Yuhanna İncili'nin yazarı, Helenistik (Yunan kültürüne dayalı) dünyadaki okuyucular tarafından kolayca tanınacak bu kavramı kullanarak, Mesih'in kurtarıcı karakterini vurgulamak istemiştir" denmektedir.58 Bir başka deyişle Yuhanna İncili'nin yazarı, "Hz. İsa Allah'ın Kelimesi'dir" gerçeğini eski Yunan felsefesiyle karıştırarak yanlış bir anlam oluşturmuştur.

Müteşabih ifadelerin ve mecazi anlatımların yanlış yorumlanması
İncil üzerine araştırmalar yapan kişilerin, üzerinde önemle durdukları konulardan biri de, İncil'de geçen ifadelerin düz anlamları ile değil, mecazi birer ifade olarak yorumlanmaları gerektiğidir. Bu açıdan bakıldığında söz konusu ifadelerin farklı anlamlar içerdikleri görülmektedir. Kuran'da da birçok müteşabih (Zahiri manası kast edilmeyen ve teşbih ve temsil yoluyla hakikatlerin beyanında kullanılan ifade) açıklama bulunmaktadır. Nitekim birçok Hıristiyan araştırmacı bu yorumları yaparken Kuran ayetlerinde geçen ifadeler ile İncil'de yer alan bazı ifadeler arasında ilişki kurmaya çalışmaktadır. Carlos Madrigal, Üç Tanrı mı Tek Tanrı mı? Tevhit'te Teslis isimli kitabında şu yorumlarda bulunur:
<BLOCKQUOTE>
Tanrı Kendini tanımlarken insanoğlunun kolay anlayacağı sembolik ifadeler kullanır. Buna "insan benzeyişi" (antropomorfik) terimler denir. Kutsal Kitap'ta da Kuran'da da Tanrı'dan söz etmek için yüz, eller vb fiziksel sıfatlar kullanılıyor. "Ona benzer birşey yoktur" (Şura Suresi, 11) ifadesi bir gerçeği dile getirir. Ama bunu, Tanrı'nın Kendisi'nin, O'nu anlamamız için kullandığı benzetmelerle karıştırmamamız gerek. Kuran'da da Allah'ın eli, Allah'ın avucu, Allah'ın yüzü, Allah'ın gözleri gibi ifadelere rastlanır... Bu ifadeleri bir mecaz olarak anlamakta kimse zorluk çekmez. Peki Baba veya oğul ifadelerini mecaz olarak kabul etmeyecek miyiz? Tanrı'ya atfedilen insana özgü terimler bize gerçek bir tasvir değil, fakat yalnızca imalar ve telkinler vermektedir. Bu yüzden bunlar tasvir edici benzetmeler değil, çağrıştırıcıdırlar. Kimsenin Tanrı'yı, fiziksel bir anlam vererek birşeye benzetmeye hakkı yoktur. (Bu putperestlik olurdu)... Ama buna karşın O kendini, uygun gördüğü her simgeye benzetebilir. Tanrı herşeyi sevgiyle yarattı. O herşeyin kaynağıdır. Herşeyin O'nun sevgisiyle var edildiğini dile getirmek için "baba" çok güzel bir tanımdır.66</BLOCKQUOTE>
Bu yorum İncil'de kullanılan mecazi ifadelerin anlaşılması için önemlidir. Rabbimiz Kuran için, "...Biz Kitabı sana, herşeyin açıklayıcısı, Müslümanlara bir hidayet, bir rahmet ve bir müjde olarak indirdik." (Nahl Suresi, 89) şeklinde buyurmaktadır. Enam Suresi'nde ise, "... Biz Kitap'ta hiçbir şeyi noksan bırakmadık, sonra onlar Rablerine toplanacaklardır." (Enam Suresi, 38) şeklinde bildirilmiştir. Kuran'da herşey en mükemmel, en hikmetli ve en özlü şekilde açıklanmıştır. Rabbimiz bazı ayetlerde bizlere çeşitli müteşabih ve mecazi anlatımlarla da yol gösterir. Ayetlerde şu şekilde buyurulmaktadır:

"Allah'ın eli"
<BLOCKQUOTE>

Şüphesiz sana biat edenler, ancak Allah'a biat etmişlerdir. Allah'ın eli, onların ellerinin üzerindedir. Şu halde, kim ahdini bozarsa, artık o, ancak kendi aleyhine ahdini bozmuş olur... (Fetih Suresi, 10)

... De ki: "Şüphesiz 'lütuf ve ihsan (fazl)' Allah'ın elindedir, onu dilediğine verir. Allah (rahmeti) geniş olandır, bilendir." (Al-i İmran Suresi, 73)

Yahudiler: "Allah'ın eli sıkıdır" dediler. Onların elleri bağlandı ve söylediklerinden dolayı lanetlendiler. Hayır; O'nun iki eli açıktır, nasıl dilerse infak eder... (Maide Suresi, 64)</BLOCKQUOTE>
Öyle ki, Kitap Ehli (Yahudi ve Hıristiyanlar) Allah'ın fazlından hiçbir şeye 'güç yetirip-sahip olmadıklarını' ve fazlın muhakkak Allah'ın elinde olduğunu, onu dilediğine verdiğini bilip-öğrensin. Allah, büyük fazl (üstün lütuf ve ihsan) sahibidir. (Hadid Suresi, 29)

incilde baba kelimesinin kullanılması 55"Allah'ın avucu"
<BLOCKQUOTE>

Onlar, Allah'ın kadrini hakkıyla takdir edemediler. Oysa kıyamet günü yer, bütünüyle O'nun avucu (kabzası)ndadır; gökler de sağ eliyle dürülüp-bükülmüştür. O, şirk koştuklarından münezzeh ve yücedir. (Zümer Suresi, 67)</BLOCKQUOTE>

"Allah'ın yüzü"
<BLOCKQUOTE>

Ve Allah ile beraber başka bir İlah'a tapma. O'ndan başka İlah yoktur. O'nun yüzünden başka herşey helak olucudur. Hüküm O'nundur ve siz O'na döndürüleceksiniz. (Kasas Suresi, 88)

(Yer) Üzerindeki herşey yok olucudur; Celal ve ikram sahibi olan Rabbinin yüzü baki kalacaktır. (Rahman Suresi, 26-27)

Doğu da Allah'ındır, batı da. Her nereye dönerseniz Allah'ın yüzü orasıdır. Şüphesiz ki Allah, kuşatandır, bilendir. (Bakara Suresi, 115)</BLOCKQUOTE>
Enfal Suresi'nde ise şu şekilde buyurulmaktadır:
<BLOCKQUOTE>

Onları siz öldürmediniz, ama onları Allah öldürdü; attığın zaman sen atmadın, ama Allah attı. Mü'minleri Kendinden güzel bir imtihanla imtihan etmek için (yaptı.) Şüphesiz Allah, işitendir, bilendir. (Enfal Suresi, 17)</BLOCKQUOTE>
Bu ayetle, sonsuz güç ve kudret sahibi olan Rabbimiz'in, tüm eylemleri, tüm fiilleri meydana getiren tek güç olduğu belirtilmiştir. Allah dilemedikçe insanın hiçbir şeye güç yetirmesi, hiçbir harekette bulunması, ağzını açıp konuşabilmesi mümkün değildir. İnsanların tüm yaptıkları, tüm söyledikleri ve tüm düşündükleri Allah'a aittir. Hiçbir insan kendisini yaratan Rabbimiz'den bağımsız olarak bir güç ve iradeye sahip olamaz. Allah İnsan Suresi'nde "Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz..." (İnsan Suresi, 30) şeklinde buyurmaktadır.
Yukarıdaki ayetlerde geçen ifadelerin her biri insanlara Allah'ın sonsuz güç ve kudretini en güzel örneklerle haber veren ayetlerdir. Müteşabih ifadeler içeren bu ayetlerde derin düşünen insanlara çok güzel ve hikmetli öğütler bulunmaktadır.

Hz. İsa'nın çok üstün bir kul olduğunu, Allah'a yakınlığını vurgulamak amacı ile kullanılmış olabilir
Havariler ve ilk Hıristiyanlar, Hz. İsa'nın Allah'a olan bağlılığına, samimiyetine, derin imanına, sabrına, cesaretine, Allah'ın vahyini uygulamadaki kararlılığına, Allah'ın lütfuyla gerçekleştirdiği mucizelere ve üstün ahlakına şahit olmuşlardır. Hz. İsa'nın doğumundan Allah Katına alınışına kadar hayatının her aşaması çok büyük mucizelerle doludur. Hz. Meryem'in hamile kalışı ve Hz. İsa'nın doğumu, bebekken konuşup tebliğ yapması, hastaları iyileştirmesi, ölüleri diriltmesi, Allah Katına alınışı onun ne kadar olağanüstü bir konuma sahip olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. İncil'de çok detaylı olarak yer alan bu gibi bilgiler Kuran ayetleriyle de tarif edilmekte, Rabbimiz; Hz. İsa'nın, annesi Hz. Meryem'in ve İmran ailesinin seçkin kimseler olduğunu vurgulamaktadır.


incilde baba kelimesinin kullanılması 56

İlk Hıristiyanların Hz. İsa'dan bahsederken kullandıkları coşkulu üslup pek çok Hıristiyan ilahiyatçı tarafından dile getirilmiştir. Yeni Ahit uzmanlarından John Marsh, Jesus in his Lifetime (Hz. İsa'nın Hayatı) adlı eserinde, "Hz. İsa'nın ilk takipçilerinin 'Allah'ın oğlu' sıfatını, onun Allah tarafından çok özel bir görev için seçildiğini ve bu nedenle de Allah ile çok özel bir bağı olduğunu anlatmak için kullandıklarını"67 vurgular. E. P. Sanders ise Hz. İsa'nın "Allah'ın oğullarının oluşturduğu bir milletin içinde, özel bir görev için seçilmiş olan bir Allah oğlu" olduğunu belirtir.68
<BLOCKQUOTE>
Paul Knitter, No Other Name (Başka Adı Yok) adlı eserinde bu üsluptan şu şekilde bahseder:
Yeni Ahit yazarları Hz. İsa'dan bahsederken analitik felsefecilerin değil, coşkun inançlıların, bilim adamlarının değil, sevgi dolu kişilerin dilini kullanırlar. Krister Stendahl'ın ısrarla üzerinde durduğu nokta, bunun "dinsel dil" -yani "sevgi dili, şefkat dili" olduğudur. Hıristiyanlar Hz. İsa'yı "tek" olarak tarif ederken metafiziksel bir ilkeyi kastetmiyor, Hz. İsa ile kişisel bir ilişki kurmaya ve ona bağlılıklarını detaylandırmaya çalışıyorlardı. Hıristiyan tanımları, anlaşıldığı ve kullanıldığı şekilde ancak kilisenin sevgi lisanıdır. Kalbin ve beynin dilleri muhakkak birbirine zıt değildir, fakat her ikisi de farklıdırlar. Ve bu farklılıklara saygı gösterilmelidir.
Aynı zamanda Hz. İsa'nın "Allah'ın oğlu" hatta tek oğlu (Yuhanna 1: 14) olduğunu ifade eden birçok metin de farklı anlam ifade edecektir. Onların esas niyeti... Hz. İsa'yı duyanların onu otorite sahibi biri olarak ciddiye almalarını sağlamaktı. Bu metinlerdeki ifadeler... Hz. İsa'nın da Allah'ın güvenilir vahyi olduğunu ifade etmek içindi. Yunanca Uios tou Theou (Allah'ın oğlu) tercüme edildiğinde İngilizcedeki "the" sözcüğü üzerinde ısrarcı davranmayız. "The" orijinal Yunanca'da yoktur ve dolayısıyla ifade aynı zamanda "Allah'ın bir oğlu" olarak tercüme edilebilir. "Allah'ın edindiği tek çocuk" ifadesinin nitelendiricisi, İbrani kullanımına göre "ilk doğan" ya da sevgili olarak tercüme edilebilir. Buralarda Allah'ın aracısı olarak ayrıcalıklılık değil, güvenilirliğin kastedildiği anlaşılabilir.69</BLOCKQUOTE>
Üçleme inancını savunmadaki bu ısrarın arkasında, Hz. İsa'ya atfedilen sözde üstün konuma gölge düşürme endişesi olması muhtemeldir. Oysa üçleme inancı olmadan da Hz. İsa'nın ne kadar üstün ve hayırlı bir insan olduğu vurgulanabilir. Nitekim Kuran ayetlerinde Hz. İsa'nın mucizevi yönleri, Allah Katına alınışı detaylı olarak tarif edilir, onun ve ailesinin alemlere üstün kılındığı bildirilir. Hz. İsa Kuran'da "seçkin, onurlu ve saygın" olarak zikredilir.
<BLOCKQUOTE>

Hani Melekler, dediler ki: "Meryem, doğrusu Allah Kendinden bir kelimeyi sana müjdelemektedir. Onun adı Meryem oğlu İsa Mesih'tir. O, dünyada ve ahirette 'seçkin, onurlu, saygındır' ve (Allah'a) yakın kılınanlardandır." (A-li İmran Suresi, 45) </BLOCKQUOTE>

Hıristiyanlığın daha çabuk yayılmasını sağlamak amacıyla kullanılmış olabilir
Hz. İsa din ahlakını yaymaya başladığı ortamda çok büyük zorluklarla karşı karşıyaydı. Yahudi toplumunun içinde dini farklı şekillerde yorumlayan Saddukiler, Ferisiler, Zealotlar, Esseniler gibi birçok mezhep bulunmaktaydı ve bunlar, özellikle ilk üçü, farklı yanılgılar içindeydiler. Hz. Musa'nın getirdiği hak dinden uzaklaşılmış, batıl gelenekler ve çeşitli çarpık inanışlar türetilmişti. Bunlara ek olarak putperest Helen kültürü de insanlar arasında yaygınlaşmıştı. Bu kültürün etkisi altındaki bazı Yahudiler ise sahip oldukları tevhid inancından taviz vererek bazı putperest inançları benimsemeye başlamışlardı.
Hz. İsa tüm bu hurafeleri arkasında bırakarak, İsrailoğullarını saf ve samimi bir imana davet etti. Yerleşik düzenlerini korumaktan yana olan tüm din adamları Hz. İsa'nın tebliğ ettiği hak dinden şiddetle rahatsız oldular. Çünkü Hz. İsa insanlara Allah korkusunu, Allah'ı sevmeyi öğütlüyor, dine sonradan eklenen batıl kuralları ve bağnaz uygulamaları terk etmelerini söylüyordu.
Hz. İsa'nın Allah Katına alınışının ardından da bu mübarek insanın talebeleri, onun mesajının yayılması için tüm imkanlarını kullandılar. Köy köy, kasaba kasaba gezen Hıristiyanlar her türlü zorluğa, yokluğa karşı çok üstün bir sabır gösteriyor ve insanlara Allah'ın varlığını ve Hz. İsa'nın Allah'ın elçisi olduğunu anlatıyorlardı. Nitekim Hıristiyanlık kısa zamanda çok büyük bir coğrafyaya yayıldı. Putperest Roma İmparatorluğu'nun tüm baskı ve işkencelerine karşın insanlar akın akın Hz. İsa'nın getirdiği hak dine giriyorlardı. Ancak bu yeni dine girenlerin bir kısmı, yerleşik pagan inançlarından tam kurtulamıyorlardı. İşte batıl "Allah'ın oğlu" kavramı bu ortamda ortaya çıktı ya da ilk anlamından farklı bir anlam kazandı.
incilde baba kelimesinin kullanılması 57E. P. Sanders, The Historical Figure of Jesus (Hz. İsa'nın Tarihi Portresi) isimli eserinde ilk Hıristiyanların Hz. İsa'nın tebliğini yayma yöntemlerini şu şekilde yorumlar:
<BLOCKQUOTE>
Başkalarını ikna etmeye çalışırken, havariler bazen Hz. İsa'nın söylediği ve yaptığı şeyler ile ilgili hikayeler anlatmış olabilirler. İlk yıllarda bu materyaller büyük olasılıkla yazılmamıştı, ancak sözlü olarak iletilmişti. Havariler, Hz. İsa'nın hayatındaki olayları kullanırken, o zaman önemli olan noktaları örneklerle açıklamak istemişlerdi... Yeni taraftarlar kazanmanın yanı sıra havariler hem birbirlerine hem de gittikçe artan sayıdaki din değiştiren yeni taraftarlarına Hz. İsa'nın hayatında geçen olayları hatırlayarak öğretmişlerdir. Bazen Hz. İsa'yı kabul etmeyen Yahudi öğretmenler ile tartışmışlardır. Bu tartışmalar da Hz. İsa ile ilgili materyalin kullanıldığı üçüncü bir içeriği sağlamıştır.70 </BLOCKQUOTE>
Hz. İsa'nın yaşadığı dönemde olduğu gibi Hz. İsa'nın ardından da Hıristiyanlığa karşı tepki gösteren birçok kişi ve grup olmuştur. Hz. İsa'nın Allah Katına alınmasının ardından havarilerin çabalarıyla Hıristiyanlığın büyük bir hızla yayılması onlarda büyük bir tepki oluşturmuş, bu nedenle de çeşitli asılsız iddialarda ve Hıristiyanlığın yükselişinin önünü kesmek için türlü girişimlerde bulunulmuş olabilir. Paul Knitter, kitabında ilk Hıristiyanların hangi koşullar altında yaşadıkları üzerinde durur. Knitter, onların "hayatta kalmak" ve "topluluklarını devam ettirebilmek" için farklı bir üslup geliştirdiklerini vurgular:
<BLOCKQUOTE>
Geleneksel Kilise anlayışının ortaya çıktığı tarihsel bağlamla ilgili dikkate alınması gereken bir diğer nokta da Hıristiyanların hem geniş Yahudi toplumu hem de tehditkar Roma İmparatorluğu bünyesinde azınlık durumunda olmalarıydı. Kültürel ve dini çoğulculuk günümüzdekinden çok daha farklı bir şekilde anlaşılıyordu. O dönemde Hıristiyanlar iki büyük tehlikeyle karşı karşıyaydılar; ya çoğunluğu oluşturan toplumlar tarafından yok edilecekler ya da dinsel gelenekleri onlarınkiyle karışıp farklı bir yapıya bürünecekti. Hıristiyanların kendilerini bu tehlikelere karşı korumak için çok açık bir kimlik belirlemeleri ve tamamen inançlarına bağlanmaları gerekiyordu. Bunu da inançlarıyla, özellikle de Hz. İsa üzerinde yoğunlaşan inançlarıyla yaptılar. Bu doktrinel ifadeler, "Hayatta kalma ifadeleri" olarak tanımlanabilir ve topluluğun devamlılığını sağlayabilmek için geliştirilmiştir. İlk Hıristiyanlar Hz. İsa'yı mutlak terimlerle tanımlayarak, onu tek ve yegane kurtarıcı olarak ilan ederek tüm rakiplerinden ve muhaliflerinden farklı bir kimlik kazandılar. Bu dilin ortaya çıkardığı güçlü bağlılık, zulümlere ve alay edenlere karşı onlara büyük bir güç vermişti... Bu dil metafizik bir anlamdan ziyade ahlaki bir dildi. Hz. İsa'nın tüm çağlar için geçerli olan kimliğini tanımlamaktan ziyade, toplum içindeki kimliği tanımlama amacını taşıyordu.71 </BLOCKQUOTE>

Sayfa başına dön  Mesaj [1 sayfadaki 1 sayfası]

Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz