GİZLİHAZİNELER DEFİNECİLER AKADEMİSİ
Arama
 
 

Sonuç :
 


Rechercher çıkıntı araştırma

En son konular
» Koltuk Taşı
Cuma Eyl. 01, 2017 11:19 pm tarafından horosanlı

» Scorpion gpr
Ptsi Ağus. 28, 2017 8:17 am tarafından ramses28

» 2013 -OCAK AYI İŞTİMASI YAPALIM Bİ GARDAŞLARDAN KİMLER VAR.
Çarş. Tem. 06, 2016 10:29 am tarafından korasoglu

» 14-mart-2015
C.tesi Mart 14, 2015 8:32 am tarafından BORAN38

» KARE-DİKDÖRTGEN OYMALAR ve ÇÖZÜM UYĞULAMALARI
Ptsi Eyl. 29, 2014 5:08 am tarafından kılıç3838

» sümbül...
Salı Eyl. 02, 2014 12:36 pm tarafından Battal Ebrail

» taşın üçgen şeklinde delinmesi bir define işareti midir?
Çarş. Ara. 18, 2013 8:05 am tarafından 56476364528

» deneme
C.tesi Kas. 23, 2013 7:54 pm tarafından CANTAR

» buldugumuz bir taş
Ptsi Eyl. 09, 2013 3:54 am tarafından cansu

» Eski rum evleri ve definesi
Ptsi Eyl. 09, 2013 3:46 am tarafından cansu

Kimler hatta?
Toplam 4 kullanıcı online :: 0 Kayıtlı, 0 Gizli ve 4 Misafir :: 1 Arama motorları

Yok

Sitede bugüne kadar en çok 213 kişi C.tesi Tem. 29, 2017 8:28 am tarihinde online oldu.
RSS akısı

Yahoo! 
MSN 
AOL 
Netvibes 
Bloglines 



Bağlı değilsiniz. Bağlanın ya da kayıt olun

Bid’at; dini değiştirmek, bozmaktır

Aşağa gitmek  Mesaj [1 sayfadaki 1 sayfası]

1 Bid’at; dini değiştirmek, bozmaktır Bir Çarş. Tem. 07, 2010 8:56 am

magaracı

avatar


Sünnet kelimesinin dinimizde üç mânâsı vardır. Kitâp ve sünnet birlikte söylenince, kitâp Kur’ân-ı kerîm, sünnet de, hadîs-i şerîfler demektir. Farz ve sünnet denilince, farz, Allahü teâlânın emirleri, sünnet ise Peygamber efendimizin emirleri demektir. Sünnet kelimesi yalnız olarak söylenince, İslâmiyyet demektir. Fıkıh kitâpları böyle olduğunu bildirmektedir. İslâmiyyete uymak için de, emirleri yapmak, yasaklardan ve bid’atlerden sakınmak lâzımdır.
Bid’at, sonradan yapılan şey demektir. Peygamber efendimizin ve Onun dört halîfesinin zamânlarında bulunmayıp da, onlardan sonra, dinde meydâna çıkarılan, ibâdet olarak yapılmaya başlanan şeylerdir. Meselâ, nemâzlardan sonra hemen âyet-el-kürsî okumak lâzım iken, önce Salâten tüncînâyı ve başka duâları okumak bid’attir. Bunları, âyet-el-kürsîden ve tesbîhlerden sonra okumalıdır. Namâzdan, duâdan sonra secde edip de kalkmak bid’attir. Ezânı hoparlörle okumak bid’attir. Dinde yapılan her değişiklik ve reform bid’attir. Âdet olarak yapılanlar meselâ çatal, kaşık kullanmak, kahve, çay içmek bid’at değildir. Çünkü bunlar, ibâdet değil, âdettir ve mubâhtırlar. Hadîka-tün-nediyyede deniyor ki:

ÜÇ TÜRLÜ BİD’AT VARDIR...
“Bid’at, dinden olmayan, ibâdet olmayan, âdet olan bir şey ise, dînimiz bunu ret etmez. Yemekte, içmekte, elbisede, vâsıtalarda, binâ, mesken, ev işlerinde, ibâdet yapmaya niyyet etmeyip, yalnız dünyâ işi düşünülürse, bunlar bir ibâdeti yapmaya mâni veyâ bir harâmı işlemeye sebep olmadıkça, bid’at olmazlar. Dînimiz bunları menetmez.”
Bid’at üç türlüdür:
1-İslâmiyyetin kâfirlik alâmeti dediği şeyleri zarûret olmadan kullanmak, en kötü bid’attir.
2-Ehl-i sünnet âlimlerinin bildirdiklerine uymayan inanışlar da kötü bid’attir.
3-İbâdet olarak yapılan yenilikler, reformlar, amelde bid’at olup büyük günâhtır.
İslâm âlimleri, ameldeki, ibâdetteki bid’atleri ikiye ayırmışlar, hasene ve seyyie demişlerdir. İmâm-ı Rabbânî hazretleri, âlimlerin hasene dedikleri bid’atlere bid’at dememiş, sünnet-i hasene demiştir. Bid’at-i seyyie dediklerine bid’at demiş, bunları çok kötülemiştir. Peygamber efendimiz;
(Bid’at sâhibi olanlara, hürmet eden, dirilerini ve ölülerini medheden, bunları büyük bilen, dîn-i islâmı yıkmaya, dünyâdan kaldırmaya yardım etmiş olur) buyurmuştur.
Her Müslümân, hem îmânını korumaya, kaptırmamaya çalışmalı, hem de, Allahü teâlâya ve Onun Peygamberine inanmayanları sevmemelidir. Mazher-i Cân-ı Cânân hazretleri buyuruyor ki:
“Kâfirleri ve bid’at sâhiplerini, açıkça günâh işlemeye devâm eden fâsıkları sevmememiz emrolundu. Bunlarla konuşmamalı, evlerine, toplantılarına gitmemeli, selâm vermemeli, arkadaşlık yapmamalıdır. Zarûret ve ihtiyâç olduğu zamân, zarûret miktârı kadar, bu yasaklara izin verilmiştir. Bu zamân, kalbin yine onları sevmemesi lâzımdır.”
Müslümânlardan, doğru yoldan ayrılanlara, Bid’at sâhibi denir. Doğru yol, Muhammed aleyhisselâmın ve Onun dört halîfesinin yoludur. Abdülkâdir Geylânî hazretleri Gunye kitâbında buyuruyor ki:
“Yetmişiki bid’at yolunun esâsı, dokuz fırkadır ki, hâricî, şî’î, mu’tezile, mürci’e, müşebbihe, cehmiyye, dırâriyye, neccâriyye ve kilâbiyyedir. Peygamber efendimizin ve Onun dört halifesinin zamânında bunların hiçbiri yoktu. Bunların meydâna çıkması, senelerce sonra idi.”

KIYMETLİ VE DOĞRU OLAN...
Netice olarak, Kur’ân-ı kerîmden ve hadîs-i şerîflerden çıkarılan ilimler içinde, kıymetli ve doğru olan, yalnız Ehl-i sünnet âlimlerinin anladıkları ve bildirdikleridir. Ehl-i sünnet âlimleri, bu ilimleri, Eshâb-ı kirâmdan, onlar da Resûlullah efendimizden öğrendiler. Peygamber efendimizin buyurduğu gibi:
(Benden sonra Müslümânlar arasında çok ayrılık olacaktır. O zamânlarda yaşayanlar benim yoluma ve Hulefâ-i râşidînin yoluna yapışsın! Sonradan meydâna çıkan, moda olan şeylerden kaçınsın! Çünkü dinde yenilik, reform yapmak doğru yoldan çıkmaktır. Benden sonra, dinde yapılacak değişikliklerin hepsi dinsizliktir.)

Sayfa başına dön  Mesaj [1 sayfadaki 1 sayfası]

Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz