GİZLİHAZİNELER DEFİNECİLER AKADEMİSİ
Arama
 
 

Sonuç :
 


Rechercher çıkıntı araştırma

En son konular
» Koltuk Taşı
Cuma Eyl. 01, 2017 11:19 pm tarafından horosanlı

» Scorpion gpr
Ptsi Ağus. 28, 2017 8:17 am tarafından ramses28

» 2013 -OCAK AYI İŞTİMASI YAPALIM Bİ GARDAŞLARDAN KİMLER VAR.
Çarş. Tem. 06, 2016 10:29 am tarafından korasoglu

» 14-mart-2015
C.tesi Mart 14, 2015 8:32 am tarafından BORAN38

» KARE-DİKDÖRTGEN OYMALAR ve ÇÖZÜM UYĞULAMALARI
Ptsi Eyl. 29, 2014 5:08 am tarafından kılıç3838

» sümbül...
Salı Eyl. 02, 2014 12:36 pm tarafından Battal Ebrail

» taşın üçgen şeklinde delinmesi bir define işareti midir?
Çarş. Ara. 18, 2013 8:05 am tarafından 56476364528

» deneme
C.tesi Kas. 23, 2013 7:54 pm tarafından CANTAR

» buldugumuz bir taş
Ptsi Eyl. 09, 2013 3:54 am tarafından cansu

» Eski rum evleri ve definesi
Ptsi Eyl. 09, 2013 3:46 am tarafından cansu

Kimler hatta?
Toplam 2 kullanıcı online :: 0 Kayıtlı, 0 Gizli ve 2 Misafir :: 1 Arama motorları

Yok

Sitede bugüne kadar en çok 213 kişi C.tesi Tem. 29, 2017 8:28 am tarihinde online oldu.
RSS akısı

Yahoo! 
MSN 
AOL 
Netvibes 
Bloglines 



Bağlı değilsiniz. Bağlanın ya da kayıt olun

Musa ve Firavunun Hikâyesi ne kadar doğrudur bilinmez

Aşağa gitmek  Mesaj [1 sayfadaki 1 sayfası]

CANTAR

avatar



Musa’nın
aynı zamanda kardeşi olan Firavun’la mücadelesi, halkını esaretten
kurtararak Mısır’dan çıkartması, Mısır ülkesini baştanbaşa sarsan 10
felaket, Kızıldeniz’in yarılması ve sonra geri dönerek Firavun’un ordusunu
yutması, kutsal kitaplarda yer alan mucizevî dinsel bir hikâye olup,
Yahudilik, Hıristiyanlık ve Müslümanlıkta da inanılması farzdır. Ancak,
bugünkü bilimsel tarihsel görüş açısından doğrulanabilir mi? Immanuel
Velikovsky’nin “Kaos Çağları” (Ages in Chaos) adlı kitabı bu soruya
bazı çarpıcı ve dâhiyane çözümler getiriyor. İnanılması güç bazı olaylar hem
bilimsel açıklamalar kazanıyor, hem de bölgesel tarihle bütünleşiyor.
Günümüzdeki bazı araştırmalar bunları tekrar gündeme getirip, tarihçilerin
önceki varsayımlarına meydan okuyarak, inkâr edilemez kanıtlar ortaya
çıkarıyor.


Rus
Yahudi’si bir ailenin çocuğu olan Immanuel Velikovsky (1895-1979) Moskova
Üniversitesi’nde eski tarih ve toplum bilimi ve tıp eğitimi görmüş, daha
sonra Viyana’da Freud’un öğrencisi Wilhelm Stekel yanında Psikanaliz eğitimi
almıştır. Sonradan, araştırmalarını daha da genişleterek, kozmoloji,
astronomi, jeoloji, mitoloji, efsane ve Kutsal Kitaplar’daki metinleri
incelemiş ve bunlardan tarihi yeniden yorumlayan tartışmalı eserler
çıkarmıştır. Geçmiş çağlarda büyük felaketler yaşandığı Velikovsky’nin en
önemli savıdır. Ancak, insanların kötü anılarını bilinçaltına itmesi ve
unutulması anlamına gelen “kitlesel amnezi” ile bunların sadece efsanelerde
izleri kaldığını iddia etmektedir. Her yerde felaketlerin izleri olduğu
halde bunlarla yüzleşmek acı verdiği için, bilim adamları bunları göz ardı
ettiler. Günümüzde bu felaketlerin inkâr edilemez izleri bir bir ortaya
çıkarılarak, tarih üzerindeki etkileri konusunda spekülasyonlar yapılıyor.
Örneğin, son zamanlarda M.Ö. 2300 yılında Irak’ta büyük bir meteor
yağmurunun o zamanki uygarlıkların çöküşüne yol açtığı ortaya çıkmıştır.
Hemen sonrasında, meydana getirdiği karanlık çağda, Tevrat’a göre İbraniler
göç ederek kuraklıktan nasibini almayan Mısır’a yerleşmişti ve zamanla
Yusuf’un vezirliğini unutan yeni bir Firavun İsrailoğullarını köleleştirdi.



Tevrat’a göre Musa’nın Mısır’dan Çıkışı M.Ö. 1447 yılında gerçekleşmiştir ve
Ramses adı geçtiği için tarihçiler o zamanki firavunun Ramses II olduğunu
varsaymışlardır. Ramses II ile ilgili dev eserlerin ortaya çıkışı 19.
yüzyılın hayal gücü üzerine büyük etki yaratmıştır. Tarihçiler buna
dayanarak Çıkış’ın M.Ö. Ramses (M.Ö. 1279-1213) dönemine denk gelen
yıllarında olabileceğini varsaymışlardır, ama bunu kanıtlayabilecek herhangi
bir bulgu ortaya çıkmadığı gibi, Tevrat’ın söz ettiği çalkantılı dönemlerin
izine de rastlanmamıştır. Ramses sözcüğü Tevrat’ta Yusuf’un döneminde de yer
alıyor ve akademisyenler bunun genel bir terim olduğu düşüncesindedirler. Bu
yüzden Velikovsky ve Tarihçi David Rohl “Zamanın Kanıtı” (A Testament
in Time) ve “Cennet Bahçesinden Sürgüne” (From Eden to Exile) eserlerinde Çıkış firavununun 13’üncü
hanedandan Dudimose olduğunu savunmuşlardır. Aslında Musa bir İbrani ismi
olmayıp, Mısır dilinde oğul anlamına gelir. Bu isim, genelde firavunlara ve
prenslere verilir. Örneğin Tutmoses, Tut (Tanrı Thoth) oğlu, ve Ramose Ra
(Tanrı Ra) oğlu, Amenmose (Tanrı Amen) oğlu demektir. Firavun Dudimose’un
(veya Tutimaos) en uygun firavun olma gerekçesi eski Mısır tarihçisi
Manetho’ye dayanmaktadır. Ona göre Dudimose zamanında “Biz [Mısırlılar]
Tanrının gazabına uğradık” ve o dönemdeki büyük felaketin arkeolojik
kalıntıları ortaya çıkmaktadır. Ayrıca Manetho’ya göre Dudimose’tan hemen
sonra Mısır zayıf düşmüş ve Hyksoslar hiç karşılık görmeden Mısır’ı zapt
edebilmişlerdir.




Tevrat’a göre Firavun, İbrani halkını azat edip ülkeyi terk etmeye izin
vermediği için Mısır’ın başına 10 felaket gelmişti. Bunlar: 1) Nil nehrinin
kana dönüşmesi; 2) Kurbağa istilası; 3) Sivrisinek istilası; 4) Atsineği
istilası; 5) Hayvan ölümleri; 6) Çıban belası; 7) Dolu belası; Cool Çekirge
belası; 9) Karanlık Belası; 10) İlk doğan çocukların ölümüdür.




Velikovsky’nin önemli savlarından biri İpuwer papirüse dayanır. Mısır’ın
eski hanedan dönemine ait bu papirüs 1828 yılında bulunmuş ve halen
Hollanda’nın Leiden Müzesi’nde sergilenmektedir. Akademisyenler bunun bir
bilmece veya kehanet olduğunu düşünmüşlerdir, ancak bu papirüs açık bir
şekilde Mısır’ın başına gelen felaketler zincirini anlatmaktadır. Nil
nehrinin kana dönüşmesi, suların zehirlenmesi, göklerin kararması,
hayvanların ölmesi, yangınlar, depremlerle Mısırlıların perişan ve aç bir
vaziyete düşmelerini kaydeder. Eğer Velikovsky’nin savı doğruysa, bu sav
Mısır tarihinde Tevrat’ta söz edilen olayların Mısır tarihinde izleri
bulunmadığı görüşünü çürütür.


Girit
yakınlarında, Thera adasında Santorini yanardağının patlamasının yaklaşık
olarak o dönemlerde gerçekleştiği düşünülmektedir. Jeologlar M.Ö. 1626 ve
M.Ö. 1360 gibi farklı tarihler vermektedir ve Velikovsky’e göre bu sıralarda
yanardağlarda zincirleme patlamalar vardı. Santorini adasının patlaması,
Girit uygarlığının yok olması gibi, tarihte birçok radikal değişimlere sebep
olmuştu. Ortaya çıkan bu patlamanın, 1883 yılında tüm dünyayı sarsan ve 35
bin kişinin ölümüne yol açan Karakatoa yanardağının patlamasından kat kat
güçlü olduğu ortaya çıkmıştır ve Vesuvius yanardağının patlaması da aynı
zamana rastlar. Santorini yanardağının nükleer bombadan bin kez daha güçlü
olduğu hesaplanmıştır. Velikovsky’e göre volkanik Sina dağı da aynı anda
patlamıştı. Tevrat’ta, Çıkış’tan hemen sonra İsrailoğulları Sina’ya yürüyüşü
“Tanrı önümüzde gündüz bir duman sütunu gibi ve gece bir alev sütunu
gibiydi” diye tanımlanır. Volkanik patlamaların gündüz ve gece böyle
gözlemlendiği doğrudur.







Son
bulgulara göre böyle bir patlamada Mısır karanlığa boğulur, şimşekler ve
dolu yağmuru dehşet saçar. Yakın bir zamanda Amerika’da görüldüğü gibi
volkanik küller Nil nehrini kırmızıya dönüştürebilir. Nehrin
zehirlenmesiyle kurbağalar karaya çıkar, burada ölerek sinek ve pirelerin
çoğalmasına neden olur. Bunlardan da hastalıklar yayılır ve çıbanlar çıkar.
Böylece birçok canlının ölümü gerçekleşir. Bölgedeki toplu mezarlar bir veba
salgınını doğrulamaktadır. Mısır’ı saran karanlığa Santorini ve diğer
yanardağlardan yükselen duman bulutlardan meydana getirmiş olabilir.
Karakatoa tüm dünyada ısının birkaç derece düşmesiyle birlikte, yıllar süren
böyle bir nispi karartma etkisi yapmıştı.


Peki
bu durumda, Kızıldeniz’in yarılması nasıl izah edilebilir? Velikovksy’e
göre İsrailoğulları daha sığ olan Sazlar denizinden geçmekteyken oluşan bir
deprem suların geri çekilmesine sebep olabilir. Büyük yanardağ
patlamalarının depremleri tetiklediği bilinmektedir.



Velikovsky’nin kabul edilen Mısır tarih kronolojisinin birkaç yüzyıl ile
hatalı olduğu tarihçi David Rohl ve diğer revizyonist Mısır tarihçileri
tarafından destek görmektedir. David Rohl kitabında yüzlerce sayfalık kanıt
vermektedir. Bunlar, kutsal kitaplardaki olayların tamamen uydurma olduğu,
Musa, Davut ve Süleyman gibi Tevrat’ta söz edilen kralların hiçbir zaman
yaşamadığını iddia eden bazı tarihçilerin tezlerini çürütmektedir.
Velikovsky ve Rohl’a göre bu tarihçiler arkeolojik bulguları yanlış tarihte
aramaktadırlar ve birkaç yüzyıl geri bakılırsa tüm kanıtların orada olduğu
gözlemlenecektir.



Mısır’dan Çıkış’ın yer aldığı dönemdeki felaketler büyük göçlere de sebep
olmuştur denebilir. İsrailoğulları tam bu dönemden sonradır ki Hyksoslar
denilen bir kavmin işgaline uğramışlardır. Hem Velikovksy, hem de Rohl’a
göre bu kavim Çıkış’tan sonra İsrailoğullarının Mısır yolunda karşılaşıp
savaştığı Amalekliler’di. Mısırlıların Amu dedikleri ve ayrıca “Çoban
Kralları” olarak da bilinen Hyksoslar, hiç karşılık görmeden Mısır’ı ele
geçirdiler. Birkaç yüz yıl sonra işgalden uzak Mısır’ın Güney hanedanı
Hyksosları ülkeden kovabilmişti. Arap tarihçilere göre Mekke civarında
yaşayan Amalekliler kendi ülkelerinde büyük bir felaket sonrası göç
etmişlerdi. Seller bazı kavimleri ortadan kaldırmıştı. Üzerlerine kara
dumanlar çökmüş, karıncalar istila etmişti. Manetho’ya göre Dudimose’un
döneminden hemen sonra Mısır, doğudan gelen bu gaddar ve acımasız kavim
tarafından istila edilmişti. Amalekliler Mısır’da büyük tahribatlarla halkı
esir ettiler. Velikovsky’e göre eski ahit Mezmurlar’da geçen “[Tanrı Mısırın
üzerine...] Üzerlerine kızgın öfkesini, gazap, hışım, bela ve bir alay
kötülük meleği gönderdi” aslında “Üzerlerine kızgın öfkesini, gazap, hışım,
bela ve bir alay çoban kralları gönderdi.” Kötülük meleklerinin Mezmurlarda
yazılışı malakhei-roim, bu aslında Çoban Kralları, anlamına gelir, doğrusu
malakhim-roim olmalı.


Kutsal
kitaplar Musa’yı olağanüstü vasıflarla donatır. O dönemde geçen olayların ve
doğal felaketlerin arkasında doğal nedenler olması kanımca, bir dönüm
noktasında bu felaketleri önceden bilen ve Tanrı’nın gazabı olarak
yorumlayan güçlü, bilge bir liderin şanından bir şey eksiltmez. Manetho’nun
da Mısır’ın o dönemde Tanrı’nın gazabına uğradığını belirtmesi bunu
doğrular.


Velikovsky’nin tezlerini doğru kabul etmek tarihe bakışımızı değiştirmekle
kalmaz, bize bu önemli mesajı verir: Dünya tarihinde büyük felaketlerin rolü
de büyük olmuştur ve bu olasılık her zaman için geçerliliğini korumaktadır.
Velikovksy ve Rohl’un kitapları bu savı öne sürüyor


_________________
Bende 1 Para Vardı.
Sendede 1 Para.
Paraları Değiştirdik.
Paramız Artmadı Senin 1 Paran,Benimde hala 1 Param Var.
Bende 1 Bilgi Vardı.
Sendede 1 Bilgi Bilgileri Değiştirdik.
Bak Şimdi Seninde 2 bilgin.
Benimde 2 bilgim oldu...

---***İŞTE BİZ BUNA PAYLAŞIM DİYORUZ***---

(HAYATA DAİR CEVAPLARI TAM ÖĞRENMİŞTİK Kİ SORULARI YENİ SORULARLA DEĞİŞTİRDİLER)...
http://gizlihazineler.yetkin-forum.com

Sayfa başına dön  Mesaj [1 sayfadaki 1 sayfası]

Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz