GİZLİHAZİNELER DEFİNECİLER AKADEMİSİ
Arama
 
 

Sonuç :
 


Rechercher çıkıntı araştırma

En son konular
» Koltuk Taşı
Cuma Eyl. 01, 2017 11:19 pm tarafından horosanlı

» Scorpion gpr
Ptsi Ağus. 28, 2017 8:17 am tarafından ramses28

» 2013 -OCAK AYI İŞTİMASI YAPALIM Bİ GARDAŞLARDAN KİMLER VAR.
Çarş. Tem. 06, 2016 10:29 am tarafından korasoglu

» 14-mart-2015
C.tesi Mart 14, 2015 8:32 am tarafından BORAN38

» KARE-DİKDÖRTGEN OYMALAR ve ÇÖZÜM UYĞULAMALARI
Ptsi Eyl. 29, 2014 5:08 am tarafından kılıç3838

» sümbül...
Salı Eyl. 02, 2014 12:36 pm tarafından Battal Ebrail

» taşın üçgen şeklinde delinmesi bir define işareti midir?
Çarş. Ara. 18, 2013 8:05 am tarafından 56476364528

» deneme
C.tesi Kas. 23, 2013 7:54 pm tarafından CANTAR

» buldugumuz bir taş
Ptsi Eyl. 09, 2013 3:54 am tarafından cansu

» Eski rum evleri ve definesi
Ptsi Eyl. 09, 2013 3:46 am tarafından cansu

Kimler hatta?
Toplam 2 kullanıcı online :: 0 Kayıtlı, 0 Gizli ve 2 Misafir :: 1 Arama motorları

Yok

Sitede bugüne kadar en çok 213 kişi C.tesi Tem. 29, 2017 8:28 am tarihinde online oldu.
RSS akısı

Yahoo! 
MSN 
AOL 
Netvibes 
Bloglines 



Bağlı değilsiniz. Bağlanın ya da kayıt olun

kırklereli dolmen ve timulusları paylaşım amaçlı

Aşağa gitmek  Mesaj [1 sayfadaki 1 sayfası]

asel

avatar




Kırklareli’nin arkeoloji yönünden en başta gelen özelliklerinden birisi de yörede çok sık rastlanan yığma tepelerden oluşmuş tümülüslerdir. XIX.yüzyıldan sonra Trakya ve Kırklareli’nde araştırma yapan bir çok gezgin bunlardan söz etmiştir. Bu araştırmacıların başında 1881’de buraya gelen Rum Papazı Kristodulos, İngiliz Arkeolog F.W.Hasluck gelmektedir. Bu araştırmacılar Kırklareli’nin güneyinde, Aşağıpınar’da ve yörede çok sayıda tümülüs bulunduğunu yazmışlardır. Nevar ki bu tümülüslerin çoğu kaçak kazılar sonucunda zarar görmüş, bazıları ortadan kalkmış, bazıları da soyulmuştur.
Kırklareli’ndeki ilk düzenli tümülüs kazılarını 1936 yılında Ord.Prof.Dr.A.Müfit Mansel başkanlığındaki bir grup yapmıştır. Bu araştırmalar sonunda bu tümülüslerin Traklara ait olduğu ortaya çıkmıştır. Nitekim Herodotos’un Trakların ölü gömme törenleri ile ilgili yazdıkları ile Arif Müfit Mansel’in ortaya çıkardıkları birbirine uymuştur.
Herodotos’a göre: “Zenginlerin ölü gömme törenleri şöyledir: Ölüyü üç gün seyre koyarlar, çeşitli kurbanlar keserler, yanıp yakınırlar ve arkasından büyük bir şölen yaparlar. Sonra da gömerler. Ölü ya gömülür, ya da yakılarak külleri alınır. Bundan sonra bir tümsek yaparlar ve üzerini örterler”.
A.Müfit Mansel yöredeki araştırmaları sırasında, Alpullu’da, Lüleburgaz çevresinde Umurca’da tümülüsleri açmış, bunlardan bazılarında zengin buluntular ortaya çıkmış, bazılarının da içlerinin boş olduğu görülmüştür. Buluntular arasında altın, gümüş, süs eşyaları çeşitli biçim ve büyüklükte tunç eserler, pişmiş topraktan çeşitli objeler, cam, keramik, kandil ve el aynaları bulunmuştur.




Lüleburgaz tümülüsünde ise İmparator Vespasianus’tan Hadrianus’a kadar basılmış gümüş sikkelerle de karşılaşılmıştır. Burada bulunan iki tümülüs MS.II.yüzyılın ortalarına tarihlendirilmiştir. Ayrıca Vize çevresinde yapılan kazılarda da 40 tümülüsten yalnızca dördü kazılmıştır. Bunlardan bir tanesi 9,50 m. yüksekliğinde olup, içerisinde bir de taştan ölünün gömüldüğü oda bulunmuştur. Beşik tonozlu bu odanın tavan ve duvarları tümü ile fresklerle kaplanmıştır. Burada bulunan tunç maskeli bir miğfer ve yüzük gibi eserler o döneme ait ilginç eserler arasındadır.
Sonraki yıllarda Vize tümülüslerinin kazısı sırasında, Kırklareli’nin Aşağıpınar Köyü’nde de tümülüslerle karşılaşılmıştır. A, B, C olarak isimlendirilen bu tümülüslerin bindirme tekniği ile yapılmış kubbeleri bulunmaktadır. Bunlarda da dikdörtgen bir gömü odası ile yuvarlak gömü odası bulunmaktadır.
Kırklareli il sınırları içerisinde bugüne kadar Kırklareli Müzesi’nce 92 adet tümülüs tespit edilmiştir. Ancak yapılan yüzey araştırmalarında bu sayının küçük boyuttaki tümülüslerle beraber 200’e yaklaştığı da dikkati çekmektedir. İçerisinde mezar odaları bulunan bu tepecikler Tunç Çağı’nın sonlarından başlayarak MS.III.yüzyıla kadar geniş bir zaman süreci içerisinde yapıldığı kazılar sonucunda anlaşılmıştır.
Vize çevresinde yoğun olan bu tümülüsler, Kırklareli il merkezi, Asibeyli Köyü, Değirmencik Köyü, İnece Bucağı, Karadere Köyü, Düzorman Köyü, Lüleburgaz, Pınarhisar, Pehlivanköy, Kofçaz, Demirköy ve Babaeski ilçelerinde de çok sayıda bulunmaktadır.




Kırklareli’nin kuzey-kuzeybatı dağ yamaçlarında ve bu yamaçlara yakın ova eteklerinde Dolmenler bulunmaktadır. Dolmenlerin yöredeki başlangıcı Demir Çağı’na kadar inmekte olup, daha sonraki dönemlerde Helenistik döneme kadar gömü amacı ile kullanılmışlardır. Bunlar kayalar gömülen ölünün üzerine dikey ve yatay olarak yerleştirilmişlerdir.
Kırklareli Ahmetçe Köyü’nde bulunan mezarlıkta bir çok mezar taşının menhirlerden bozulmuş taşlardan yapıldığı görülmüştür. Buradaki tümülüsler ve dolmenler 1829 yılında Ruslar tarafından araştırılmış ve bunu Türk Tarih Kurumu adına Arif Müfit Mansel’in 1938 yılında yaptığı kazılar izlemiştir. Günümüzde bu bölgedeki araştırmaları İstanbul Üniversitesi adına Prof.Dr.Mehmet Özdoğan ile Alman Arkeoloji Enstitüsü ortaklaşa sürdürmektedir.
Krklareli’ne 15 km. uzaklıktaki Kadıköy’de 3 dolmen, Kapaklı Ayazma Mevkiinde de bir dolmen yakın tarihlerde bulunmuştur. Buradaki bir tümülüsün içerisinden çıkan buluntular ise bugün İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nde bulunmaktadır.

Sayfa başına dön  Mesaj [1 sayfadaki 1 sayfası]

Similar topics

-

» Program Paylaşım Sitesi

Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz