GİZLİHAZİNELER DEFİNECİLER AKADEMİSİ
Arama
 
 

Sonuç :
 


Rechercher çıkıntı araştırma

En son konular
» Koltuk Taşı
Cuma Eyl. 01, 2017 11:19 pm tarafından horosanlı

» Scorpion gpr
Ptsi Ağus. 28, 2017 8:17 am tarafından ramses28

» 2013 -OCAK AYI İŞTİMASI YAPALIM Bİ GARDAŞLARDAN KİMLER VAR.
Çarş. Tem. 06, 2016 10:29 am tarafından korasoglu

» 14-mart-2015
C.tesi Mart 14, 2015 8:32 am tarafından BORAN38

» KARE-DİKDÖRTGEN OYMALAR ve ÇÖZÜM UYĞULAMALARI
Ptsi Eyl. 29, 2014 5:08 am tarafından kılıç3838

» sümbül...
Salı Eyl. 02, 2014 12:36 pm tarafından Battal Ebrail

» taşın üçgen şeklinde delinmesi bir define işareti midir?
Çarş. Ara. 18, 2013 8:05 am tarafından 56476364528

» deneme
C.tesi Kas. 23, 2013 7:54 pm tarafından CANTAR

» buldugumuz bir taş
Ptsi Eyl. 09, 2013 3:54 am tarafından cansu

» Eski rum evleri ve definesi
Ptsi Eyl. 09, 2013 3:46 am tarafından cansu

Kimler hatta?
Toplam 3 kullanıcı online :: 0 Kayıtlı, 0 Gizli ve 3 Misafir

Yok

Sitede bugüne kadar en çok 213 kişi C.tesi Tem. 29, 2017 8:28 am tarihinde online oldu.
RSS akısı

Yahoo! 
MSN 
AOL 
Netvibes 
Bloglines 



Bağlı değilsiniz. Bağlanın ya da kayıt olun

YILDIRIM EVE GELİR GELMEZ KENDİNİ YATAĞA ATTI

Aşağa gitmek  Mesaj [1 sayfadaki 1 sayfası]

1 YILDIRIM EVE GELİR GELMEZ KENDİNİ YATAĞA ATTI Bir Cuma Tem. 02, 2010 8:20 am

CANTAR

avatar


Yıldırım eve gelir gelmez kendini hemen yatağa attı. Yorgunluktan
ölüyordu. Göz kapakları bile ağır gelmeye başlamıştı. Yoğun iş
koşturmaları, iş yerinde ekonomik sebeplerden oluşan stres onu bir hayli
yıpratmıştı. Bir anda aklına gece gideceği eğlence geldi. Yüzü buruştu.
Bu yorgunlukla oraya nasıl gidecekti. Uzanıp dinlenmeye başladı.
Üniversite arkadaşları çağırmıştı. Onları kıramazdı. Yine de güzel bir
kestirme iyi gelirdi. Yüzü koyun yatacaktı ki göğsündeki muska rahatsız
etti. Çıkarıp sehpaya koydu. Bir işe yarayıp yaramadığına aldırmazdı.
İnancı biraz zayıftı ama annesinin ısrarı olduğu için vücudunun bir
parçasıymış gibi taşıyordu yanında. Fazla geçmeden göz kapakları düştü.
Uyandığında hava çoktan kararmıştı. Eğlenceye yetişmek için alelacele
evden çıktı.
Buluşacağı üç arkadaşıyla da üniversiteden tanışıyordu. İsmail ile Ahmet
kendisi gibi mimardı. Yalnız Doğan mühendisti. Aynı fakültede oldukları
için beraber eve çıkmışlardı. 4 seneyi kavga gürültü bitirmişlerdi.
Yıllar geçtikçe kavgalar anlamsızlaştı ve geriye dostluklar kaldı.
En çok da Doğan’la tartışırdı. Doğan diğerlerine göre biraz değişikti.
Hareketleri tavırları, ürpürten bir yan vardı onda. Garipti. Çoğu zaman
korku hikayeleri anlatır, hatta bununla da kalmaz onları değişik
şakalarla korkuturdu. Bu sempatiden çok nefret uyandırmıştı Yıldırım’da.
Bugün de söz verdikleri gibi Doğan’a gideceklerdi.
Eve vardığında zile bir kere bastı. İçerden sesler geliyordu. Doğan
birisi ile hararetli bir şeyler konuşmaktaydı. “benden önce geldiler
galiba” diye içinden geçirdi Yıldırım. Zil sesi kesildikten biraz sonra
Doğan kapıyı açtı.
-gelsene! Dedi soğuk bir sesle. Az önceki tartışma ortamından farklı bir
ses tonuyla konuşmuştu.
Yıldırım içeri girdiğinde kimse yoktu.
-Kiminle konuşuyordun!
-Hiç kimse! Kendi kendime…
“senden de bu beklenirdi” diye düşündü Yıldırım. Diğer arkadaşları da
fazla gecikmeden geldiler.
Doğan dolaptan biraları çıkardı. Yıldırım içmek istemiyordu ama
diğerleri pek de dert etmediler. Üniversite yıllarından koyu bir sohbet
açıldı. Neredeyse gece onbire kadar sürdü. İsmail o soruyu sormasaydı
gece bu konuşmayla bitecekti belki de.
-E Doğan, hala uğraşıyor musun bu cin işleri ile?
Doğan yutkundu bir an için. Kafasını evet anlamına gelecek şekilde
salladı.
-Aslında bir çağırma şekli buldum. İsterseniz bu gece bir deneyelim
İsmail ve Ahmet deli gibi gülmeye başladılar. Doğan üniversiteden beri
nerdeyse her iki üç ayda bir şeyler buldum der gelirdi. Ama sonunda hep
hüsranla biterdi.
-Yapma Doğan bırak artık bu işleri.
Araya giren Ahmet’ti. Komik bulsa da içinde bir yerlerde o korku hep
vardı. Ya olursa!
-Haydi beyler, son bir kez daha deneyelim bakın bu sefer ciddi diyorum!
Yıldırım keskin bakışlarla Doğan’ı süzdü. Son bir kez… Doğan hiçbir
zaman son bir kez dememişti. Aklına kapıda beklerken ki duydukları
geldi. Doğan’ın kendi kendine konuşması. Olamaz diye geçirdi aklından ve
düşüncesini hızla sildi.
-Aman deneyelim bakalım!
İsmail rahattı. Zaten ateistti. Bu tür şeylere oldu olası inanmamıştı.
Onun bu atik tavrı karşısında Ahmet de tamam dedi. Hem durgun gece biraz
canlanmış olacaktı. Yıldırım hiçbir şey demedi. Onları izlemeye
koyuldu.
Doğan sanki fırsat bu fırsattır der gibi yatak odasına fırladı.
İçerdekiler birbirlerine bakarken elinde bir kitapla içeri geldi.
Tozlu,yırtık ve siyah kaplı bir kitapla.
Ortaya üç mum yakıp kitabı açtı. Herkes şaşkınlıkla birbirine bakıyordu.
Onu daha önce bu kadar hevesli görmemişlerdi.
-Onu nerde buldun! Dedi Ahmet.
-Sonra açıklarım, şimdi sen ışığı söndür.
-Ben bu işleri sevmiyorum müsaade ederseniz ben gideyim. Dedi Yıldırım.
Cevap gecikmedi Doğan’dan.
-Korkuyor musun?
Yıldırımda yerine oturdu.
Işığın kapanmasıyla ortada sadece mumların ışıkları kaldı. Yıldırım
cebinden bir sigara çıkarıp yaktı. Sigaranın dumanı odayı doldururken
Doğan da kitaptan bir şeyler okumaya başladı. Neyceydi bu Arapça mı?
Kimse dikkat etmedi ama Yıldırım fark etti. Duman hızla yok oluyordu
odada . sigara yanıyordu ama en ufak bir duman çıkarmıyordu.Doğan’a
baktı ama yüzü görünmüyordu. Karaltıda yok olmuştu. Ahmet ve İsmail’le
göz göze geldiler. Bu sefer seans şaka ile bitmeyecek gibiydi.
-Doğan bu kadar yeter, dedi İsmail ama Doğan hala okuyordu. Sesi de
artmaya başlamıştı.
-Doğan yeter artık! Ahhh
Ahmet Doğan’a dokunur dokunmaz kendini geri attı. Eli alevler içindeydi.
İsmail hemen arkadaşının yanına fırladı. Doğan artık bağırmaya başladı.
Şimdi konuştuğu dil anlaşılırdı.
-Ben sözümü tuttum onları al ve beni serbest bırak.
Yıldırım göğsünün ağırlaştığını hissetti. Tam muskasının olduğu yerde
müthiş bir ağırlık vardı. Bir şey o muskayı parçalamak için asılıyor
gibiydi. Elini muskaya götürdüğü an beş saniyeliğine o dehşet verici anı
gördü.
Onlarca ufak alevden varlıklar İsmail ve Ahmet’e saldırmışlardı. Kimisi
parmaklarını kırıyor kimisi gözlerini çıkarıyordu. Sadece beş saniyelik o
görüntüde İsmail ve Ahmet’den onlarca kemiğin kırıldığını gördü. Olduğu
yerden fırlayıp kapıya doğru koştu. Arkasından Doğan’ın geldiği fark
etti.
-Dur Yıldırım, göğsündekini çıkar ve buraya gel. Gel yoksa daha kötü
olacak.
Doğan eliyle onu yakalamıştı ki Yıldırım var gücüyle bir yumruk attı.
Doğan salon kapısına yuvarlanırken Yıldırım onlarla göz göze geldi.
Onlardı, artık emindi. Doğan bir yolunu bulmuştu ama yanlış bir yol.
Kapıya yuvarlanan Doğan’a beş altı tanesi birden saldırdı. Yıldırım
binanın dışına kendini atarken kırılan kemik sesleri ve çığlıklar binayı
inletiyordu.
Yıldırım evine giderken hala neden binadan kimsenin onlara yardıma
gelmediğini düşünüyordu. Eve gelmişti. Elleri ve ayakları titriyordu.
Ceketini yırtarcasına çıkarıp askılığa fırlattı. Hemen bir sigara yaktı.
Polisi arayıp olayı anlatmalıydı. Ama ya ona inanmazlarsa, Doğan’ın da
öldüğünü biliyordu. Sigarasından bir nefes daha aldı ve dumanı odaya
bıraktı. Duman çıkmıyordu. Doğan’ın evinde olduğu gibi. Bir ürperti
hissetti ensesinde. Muskasını yokladı ama yoktu. Ceketi çıkardığı an
aklına geldi. Sigarasını fırlatıp ceketini çıkardığı askılığa doğru
koştu. Orda yerdeydi muskası. Almak için eğildiğinde boğazında ve
ayaklarında derin bir yanma hissetti. Muskasına var gücüyle yapıştığında
antreden bir çok çığlık duyuldu. Yıldırım’da acıya dayanamayarak
bayıldı. Muska yırtılmış, içinde Arapça yazılarla yazılmış ayetel
kürs-i’nin bir kısmı görünmekteydi.
Sabah olduğunda Yıldırım elinde sıkı sıkıya tuttuğu muskaya baktı. Bir
çaresi olmalıydı bunlardan kurtulmanın ama neydi, nasıl bilebilirdi.
Annesi geldi aklına. İşler daha kötü olmadan onu aramalıydı. Ayağa
doğrulurken vücudundaki yanıklardan dolayı sessiz sessiz inledi. Şimdi
telefonunu bulmalıydı.

http://gizlihazineler.yetkin-forum.com

Sayfa başına dön  Mesaj [1 sayfadaki 1 sayfası]

Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz