GİZLİHAZİNELER DEFİNECİLER AKADEMİSİ
Arama
 
 

Sonuç :
 


Rechercher çıkıntı araştırma

Similar topics
    En son konular
    » Koltuk Taşı
    Cuma Eyl. 01, 2017 11:19 pm tarafından horosanlı

    » Scorpion gpr
    Ptsi Ağus. 28, 2017 8:17 am tarafından ramses28

    » 2013 -OCAK AYI İŞTİMASI YAPALIM Bİ GARDAŞLARDAN KİMLER VAR.
    Çarş. Tem. 06, 2016 10:29 am tarafından korasoglu

    » 14-mart-2015
    C.tesi Mart 14, 2015 8:32 am tarafından BORAN38

    » KARE-DİKDÖRTGEN OYMALAR ve ÇÖZÜM UYĞULAMALARI
    Ptsi Eyl. 29, 2014 5:08 am tarafından kılıç3838

    » sümbül...
    Salı Eyl. 02, 2014 12:36 pm tarafından Battal Ebrail

    » taşın üçgen şeklinde delinmesi bir define işareti midir?
    Çarş. Ara. 18, 2013 8:05 am tarafından 56476364528

    » deneme
    C.tesi Kas. 23, 2013 7:54 pm tarafından CANTAR

    » buldugumuz bir taş
    Ptsi Eyl. 09, 2013 3:54 am tarafından cansu

    » Eski rum evleri ve definesi
    Ptsi Eyl. 09, 2013 3:46 am tarafından cansu

    Kimler hatta?
    Toplam 2 kullanıcı online :: 0 Kayıtlı, 0 Gizli ve 2 Misafir

    Yok

    Sitede bugüne kadar en çok 213 kişi C.tesi Tem. 29, 2017 8:28 am tarihinde online oldu.
    RSS akısı

    Yahoo! 
    MSN 
    AOL 
    Netvibes 
    Bloglines 



    Bağlı değilsiniz. Bağlanın ya da kayıt olun

    CANI GÖNÜLDEN DOYASIYA HAVLAMAK İÇİN

    Aşağa gitmek  Mesaj [1 sayfadaki 1 sayfası]

    1 CANI GÖNÜLDEN DOYASIYA HAVLAMAK İÇİN Bir Çarş. Eyl. 22, 2010 10:00 pm

    CANTAR

    avatar


    Gıdasını fazlasıyla aldığı her halinden belli olan bir köy köpeği, ayak bastığı İstanbul'da çelimsiz bir sokak köpeğine halini sorar.
    "Nasılsın?"

    Çelimsiz köpek, üzüntülü bir ifadeyle cevap verir.
    "Ah dostum, pek iyi değilim. Çok kötü günler geçiriyoruz. Arada sırada bir kemik buluyorum, o da
    küflenmiş oluyor. Ya sizler nasılsınız, köy hayatı nasıl?

    Köyden gelen köpek cevaplar.
    "Bizim oralarda istediğin kadar kemik var, hatta ormanı eşelersen, etli kemikler bile bulabilirsin."

    Çelimsiz şehir köpeği hayretle sorar.
    "Madem öyle, İstanbul'a neden geldin? Köyden gelen köpek sıkılarak cevap verir.
    "Laf aramızda ama ben buraya canı gönülden havlamak için geldim."

    http://gizlihazineler.yetkin-forum.com

    2 HİÇ BİR ŞEYDEN ANLAMIYORSUN Bir Çarş. Eyl. 22, 2010 10:28 pm

    CANTAR

    avatar


    Çoban yol kenarında koyunlarını otlatıyormuş. Tam o anda, yanına bir Cherokee Jeep yanaşmış. Brioni gömlek, Cerruti ayakkabılar giyen, Ray-Ban gözlüklü ve YSL kravatlı bir sürücü aşağı inmiş ve çobana sormuş:
    - Eğer kaç tane koyunun olduğunu bilirsem bana onlardan bir tanesini verir misin?

    Çoban bir adama bir koyunlara bakmış:
    - Tamam, diye cevap vermiş.

    Genç adam arabasına park etmiş, telefonunu bilgisayarına bağlamış, bir NASA sitesine girmiş, GPS'ini kullanarak yeri taramış, bir data base ve logaritma ile doldurulmuş 60 Excel tablosu açmış ve 150 sayfalık bir rapor basmış. Çobana dönmüş:
    - Tam olarak 1586 adet koyunun var, demiş.

    Çoban:
    - Doğru diye cevap vermiş.
    - Koyununu alabilirsin.

    Genç adam koyunu almış ve jeep'inin arkasına koymuş. Bu sefer çoban genç adama dönmüş:
    - Eğer ben senin ne is yaptığını bilirsem koyunumu geri verir misin, diye sormuş.

    Adam:
    - Evet, neden olmasın, diye yanıtlamış.
    - Sen bir Arthur Andersen danışmanısın.
    - Nasıl oldu da bildin?- Çok basit diye cevap vermiş. Buraya çağrılmadan geldin bu bir. İkincisi benim zaten bildiğim bir şeyi bana söylemek için benden koyun istedin. Üçüncüsü yaptığım hiçbir şeyden anlamıyorsun çünkü köpeğimi aldın.

    http://gizlihazineler.yetkin-forum.com

    3 Geri: CANI GÖNÜLDEN DOYASIYA HAVLAMAK İÇİN Bir Çarş. Eyl. 22, 2010 10:42 pm

    CANTAR

    avatar


    Köylünün biri, tarlasında çift sürüyormuş. Öküzler de besili mi besili, kuvvetli mi kuvvetli imiş. Tarlanın üst başındaki tepeden, çiftçiyi izleyen iki hırsız, öküzlere göz dikmişler. Öküzlerden birini, çalmaya karar verip hemen bir plan yapmışlar oracıkta. Hırsızlardan biri tarlanın kenarındaki dereye saklanmış diğeri ise köylünün kendisini görebileceği bir yere çıkmış, başlamış avazı çıktığı kadar bağırmaya.

    —Şaştım bu işe! Şaştım bu işe!
    Adam durmadan bağırıyor. Hep aynı sözleri söylüyor. Hopluyor, zıplıyor. Hep aynı sözler.
    —Şaştım bu işe! Şaştım bu işe!

    Köylü ikide bir adama bakıyor. Dikkati dağılıyor. Pulluk çiziden çıkıyor. Öküzler sapıtıyor. Sinirlenen saf çiftçi,’Oha’ diyerek öküzleri durdurur ve sesin geldiği tepeye doğru yönelir. Bu sırada deredeki hırsız da öküzün birini zelveden çözerek dereye doğru götürür. Tepeye ulaşan çiftçi

    —Arkadaş! Sabahtan beri bağırıyorsun. Şaştım bu işe! Şaştım bu işe! Neye şaştın?

    Hırsız;
    —Emmi, sabahtan beri tek öküzle çift sürüyorsun da, O işe şaştım!

    Köylü kafasını çevirip bir bakar. Boyundurukta tek öküz koşulu. Öküzün biri yok. Dönmüş hırsıza;

    -“Vallahi bende şaştım bu işe !”




    Köyün birisinde bulunan su değirmeni taşının eskidiği için yenisi ile değiştirilmesi gerekiyormuş. Yeni bir değirmen taşı yapılmış ama değirmen taşının, yüksekçe bir yerden dere kenarına indirilmesi gerekiyormuş. Öyle ya dik bir yokuş, kırılmadan taşın yerine ulaştırılması gerekli. Köylüler aralarında durumu tartışırken bir tanesi ortaya atılıp;

    - “Ben o taşı değirmene indiririm” demiş,
    -“Nasıl?” diye sormuşlar.
    -“Değirmen taşını yuvarlanacak şekilde kaldırın. Ben de kafamı taşın deliğinden içeri sokayım ve taşla birlikte beni yuvarlayın.”

    Adamın dediğini yapmışlar ve adamla birlikte taşı yuvarlamışlar. Taşla birlikte adam yuvarlanarak dereye inmiş. Köylüler de dere dibine inmişler ama taş bir tarafta adamın gövdesi bir tarafta. Fakat adamın kafası kopmuş yok. Aramış taramışlar ir türlü adamın kopan başını bulamamışlar.

    Aralarından birisinin, adamın evine gidip durumu karısına söylemesi gerekiyormuş. Zar zor birisini ikna etmişler ve seçilen köylü adamın evine gidip kapıyı çalmış. Kapıyı kafası kopan adamın karısı açmış. Köylü büyük bir üzüntü ve şaşkınlık içinde su sözleri söylemiş:

    -“Kocanızın kafasını bulamıyoruz.” Kadın, adamın şaşkınlık ve üzüntü içinde olduğunu görünce biraz su getirip sakinleşmesini beklemiş. Daha sonra köylü tüm olanları kadına anlatmış. Kadın hiç üzülmemiş, aksine öfkeyle;
    -”O kafasızın tekidir. O’nun kafası olsaydı o deliğe sokmazdı zaten.” Demiş.




    Bir keşiş dünyanın en akıllı adamını bulmak için diyar diyar geziyormuş sıra Nasreddin Hocanın köyüne gelmiş ve köylülere sormuş.

    - Sizin köyün en akıllı adamı kimdir?. Köylüler :
    - Nasreddin hoca cevabını vermişler.

    Bunun üzerine keşiş köy meydanında Hoca ile görüşmeye başlamış ve eline bir çomak almış yere bir daire çizmiş. Nasreddin Hoca da çomakla daireyi ortadan ikiye bölmüş, keşiş bir doğru daha çizerek daireyi dörde bölmüş. Hocada dörde bölünmüş dairenin üç dilimine çarpı işareti koymuş. Keşiş elleriyle aşağıdan yukarıya doğru hareket yapmış. Hocada yukarıdan aşağıya yapmış ve keşiş büyük bir hayranlıkla hocayı tebrik etmiş.

    Olup bitenden bir şey anlamayan köylüler keşişe ne olduğunu sormuşlar keşiş;

    - Bu adam gerçekten dünyanın en akıllı adamı. Yere dünya resmi çizdim. O ortadan Ekvator geçer dedi. Ben dünyayı dörde böldüm. O da dört de üçü sudur dedi. Ben yerden buharlaşma sonucunda ne olur dedim o da yağmur yağar dedi.

    Bu sefer hocaya neler olduğunu sorarlar, hoca:

    - Bu adam oburun biri, yere bir tepsi baklava çizdi ben de yarısı benim dedim, daha sonra tepsiyi dörde böldü o zaman dört de üçü benim dedim, o da tepsi altından ateşi hafif hafif almalı dedi ben de üstüne fındık fıstık eklersek daha iyi olur dedim.








    İhtiyar köylü eşeğine binmiş ilçeye inerken ilçenin girişinde trafik polisi çevirmiş ve şakasına;
    -Emniyet kemerin bağlı değil amca! demiş. İhtiyar şaşkın bir şekilde;
    -Eşşeklerde emniyet kemeri zorunluluğu var mı? diye sorunca polis memuru;
    -Elbette var. Ceza yazmak zorundayım. Eğer cezayı sana yazarsam 100 lira eşşeğe yazarsam 20 lira. Hanginize yazayım? diye sormuş. İhtiyar düşündükten sonra;
    -Sen, demiş en iyisi bana yaz evladım demiş. Bu defa Polis memuru şaşkın;
    -Neden? diye sormuş. Niye 20 lira yerine 100 liralık cezayı istiyorsun demiş. İhtiyar köylü ciddi ciddi;
    -Oğlum, demiş. Eşşeğimi polislik sınavına sokacağımda sicili temiz kalsın......







    ELTİMGİLE GİDİYORUM
    Erzurum'un trafik ışıkları yeni konmuş, ışıkların altında bir polis bekliyor ve halkın ışıklara uymasını sağlamaya yani bir çeşit trafik eğitimi vermeye çalışıyormuş.

    O sırada, bakmış ki; bir kadın, elinde tuttuğu çocuğuyla, kırmızı yanarken karşıya geçiyor. Hemen seslenmiş :
    -Hanım, hanım! Nereye?

    Kadın dönüp :
    -Vıy! demiş.Sana ne? Eltimgile gidiyorum.

    TİRYAKİ YOKSA
    Bir köylü telaşla bir başka köylüye koştu:
    -Bana bak, senin inekler sigara içer mi?
    -Çıldırdın mı sen? İnek sigara içer mi hiç?
    -Öyleyse ahırın yanıyor, kardeşim.

    SAKIN YEME
    Diyarbakır tren garından İstanbul'a gelmek için yola çıkmıştı Haso ile Reşo. Trende birlikte yolculuk yaptıkları bir yolcuyu muz yerken gördüklerinde, muzun ne menem bir şey olduğunu merak ettiler. Trenin durduğu ilk istasyonda birer muz satın aldılar. Tedbir olsun diye Reşo :
    -Haso, sen yemeyesen ben yiyacağım bana bir şey olursa sen yardımcı olacaksın, der. Reşo muzu ısırır ısırmaz tren tünele girer. Reşo bağırır :
    -Ula Haso sakın yemeyesen, ben yemişem, kör olmuşam!

    EN İYİ VALİ
    Adamın biri Erzurum'a vali tayin edilmiş. Gitmiş, görevi devralmış. Halkı ve çevreyi tanımak için çıktığı gezilerin birinde köy halkına sormuş :
    -Şimdiye kadar Erzurum'a tayin edilmiş valiler içinde size en çok hizmet eden hangisiydi?
    Köylünün biri cevap vermiş :
    -Sizden iki önceki valiydi; Mehmet Paşa.
    -Yaaaa, öyle mi, peki size ne gibi hizmetler yaptı?
    -Daha Erzurum'a gelirken, yolda, Bayburt'ta öldü!

    "HO!" DİYEMEYECEK KADAR
    Doğu köylerinden birinde, kış kıyamette, adamın birisi ölmüş. Köylüler cenazeyi kızakla mezarlığa götürüyorlarmış. Ama daha mezarlığa varmadan, kızak da, öküzler de çamura saplanmış. Köylüler uzaktan öküzlere bağırmışlar çağırmışlarsa da, kimse çamura girmeyi göze alamamış.
    O sırada, birisi, bakmış ki; dirilerden hayır yok, ölüye seslenmiş:
    -Ulan, öldün öldün de, öküzlere bir "Ho!" diyemeyecek kadar mı öldün, mübarek?

    İŞ İNADA BİNDİ
    Ömründe hiç teravih namazı kılmamış olan bir yörük, bir gün, caminin önünden geçerken, adamın birisi:
    -Namaz vakti nereye gidiyorsun? demiş. Sen Müslüman değil misin?
    Yörük ne desin?"Bari şu namazı kılıvereyim de öyle gideyim" diyerek camiye girmiş. Gelgelelim, aklı dışarıda, hayvanlarında. Üç beş rekat namaz kılmış, bakmış, biteceği yok.
    Dışarı çıkıp oğluna seslenmiş :
    -Oğlum, hayvanlara mukayyet ol. İmamla iş inada bindi.

    İT KIRKIYORUM
    Batı'nın "sinek avlamak" deyimi yerine, Doğuda "it kırkmak" deyimi kullanılır.
    Berberin biri bir müşterisini traş ederken, yoldan geçen biri hal hatır sormuş:
    -İşler nasıl?
    Son zamanlarda işleri kesat olan berber cevap vermiş :
    -Görüyorsun işte; it kırkıyorum.



    Aksak Timur, Nasreddin Hocanın köyüne uğrar. Köylü padişahı layıkıyla ağırlar.
    Padişah da giderken bu konukseverliğe karşılık; "Köyünüze bir fil hediyem olsun" der ve gider. Fil bu zamanla bağ bahçe koymaz her yanı talan eder. Köylü ne yapsın çaresiz padişahın hediyesi diye ses çıkaramaz. Hocaya:
    -Hocam perişan olduk bizi kurtar. Biz bu file bir şey yapsak padişah kellemizi alır derler.Hoca:
    -Benimle gelin padişaha durumu arz edeyim der. Köylüyü arkasına alır huzura çıkar.Timur:
    -Hoca niye geldin? Filim nasıl? diye sorar. Hoca:
    -Padişahım bu filiniz derken bir bakar korkudan arkasında kimse kalmamış herkes kaçmış.Padişah:
    -Eeeee ne olmuş file? Hoca:-Padişahım hediyeniz olan filden çok memnun kaldık. Yalnız kalıyor bir tane daha istiyoruz.




    Köylü, yeni doğan bir sıpayı kucağına almış evine dönerken, iki ortaokul öğrencisi kendisine takılır ve:
    - Hayrola amca, derler. Oğlunu nereye götürüyorsun böyle?
    - Adam, kendine yapılan bu terbiyesizliğe aldırmamış görünerek cevap verir:- Gittiğiniz okula kaydını yaptıracağım der.



    Kayseri'de yol çalışması yapılıyormuş. Köylüler eşeğin birini salıp geçtiği yerden yolu geçiriyorlarmış. O sırada oradan geçmekte olan Amerikalı bir mühendis görmüş bunları.
    Merak etmiş; gitmiş yanlarına.
    —Merhaba dayı ne yapıyorsunuz böyle? demiş.
    Köylü
    —Yol yapıyoruz diye cevap vermiş.
    -"E bu eşek ne" diye devam etmiş mühendis.
    Köylü genel prosedürü şöyle bir anlatmış. Eşeğin yolun nerden geçeceğine karar verdiğini söylemiş.
    Bizim Amerikalı mühendis yerlere yatmış gülmekten, öyle şey mi olur diye.
    Alaycı bir tonla:
    - "Eee demiş, eşek bulamayınca ne yapıyorsunuz?"
    Köylü:
    - "O zaman Amerika'dan mühendis getirtiyoruz.





    Milletvekilinin biri bir köyü gezerken, bağlı olduğu değirmeni döndüren bir eşek görmüş.
    Yanındaki köylüye sormuş:
    -Bu eşeğin boynundaki zil ne işe yarıyor ?
    -Efendim, demiş köylü. O zil sustuğunda eşeğin durduğunu anlıyorum. Müdahale edince tekrar harekete başlıyor.
    -Akıllıca, demiş vekil. Peki, eşek olduğu yerde durup ta başını sağa sola sallarsa nereden anlayacaksın durduğunu?-Anlayamam ama, ne gezer efendim sizin gibi akıllı eşek buralarda...


    İstanbul’un taşı toprağı altındır diyerek memleketinden kalkıp gelen bir köylü, kuyumcu dükkanının vitrinini hayran hayran inceliyormuş. Kuyumcu köylünün kıyafetinden dolayı birazda aşağılayarak:
    "Ne bakıyorsun öyle hemşerim?" demiş.
    "Hiç... Sizin dükkanda ne sattığınızı merak ettim.
    " Adam alay edercesine cevap verir:
    "Biz eşşek kafası satıyoruz."
    Adam: "Allah versin... İşleriniz iyi gidiyora benziyor."
    Kuyumcu: "Nereden bildin iyi gittiğini",Adam: "Baksana, koskoca dükkanda seninkinden başka kalmamış da ondan!"

    http://gizlihazineler.yetkin-forum.com

    4 Geri: CANI GÖNÜLDEN DOYASIYA HAVLAMAK İÇİN Bir Çarş. Ocak 12, 2011 4:56 am

    MAMİ

    avatar



    ev telefonlarında dalga geçme seneleri,biri m i t'i arar,''alo orası m i t merkezimi''- ''evet buyrun nası..''klik, telefon kapanır.
    2 dakika sonra gene arar ''alo orası m i t 'mi'' - ''evet buyr...''klik, gene telefon kapanır
    ,2 dakika sonra ''alo orası m i t 'merkezimi'' demesiyle,omuzuna bir el dokunur,''buyrun bir şey'mi vardı''...
    XXXXXXXXXXXXX
    Telefon çalar,
    A: Kızım benim, hanımı çağırıver sen bana
    H: Bir dakika efendim
    H: AloKaynakwh webhatti.com: -Orası Neresİ-Kaynakwh webhatti.com: -Orası Neresİ-
    A: Ne oldu kızım, hanım nerede?
    H: Ay beyfendi nasıl söylesem, hanımefendi yatak odasında biriyle
    beraber.
    A: Ne, bir adamla mı?
    H: Maalesef, beyfendi.
    A: Ne?!, hem de benim evimde ha! Bana bak kızım, git benim çalışma
    odama, aç masamın çekmecesini ordaki tabancayı al, ikisini öldür,
    emrediyorum sana!
    H: Beyfendi, ben nasıl yaparım öyle şeyi?
    A: Yaparsın, bak telefonda bekliyorum, yürü haydi
    İki el silah sesi duyulur..
    H: Alo, beyfendi
    A: Ne yaptın kızım?
    H: Söylediğiniz gibi silahı aldım, ikisini de öldürdüm efendim. Sonra
    da silahı havuza attım.
    A: Ne havuzu?
    H: Bahçedeki yüzme havuzuna beyfendi, nereye olacak?
    A: Ulan bizim villada yüzme havuzu yok ki, orası neresi Alooo?
    XXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXX
    İstanbul'da universitede okuyan genç kız Ankara'daki babasına telefon etmiş:
    -"Baba, meraba. Ben Lale...."
    -"Ooooo. Güzel kızım benim. N'abersin bakalım?..."
    -"Hiç sorma babacığım. Hiç keyfim yok valla..."
    -"Hayırdır? Bi sorun mu var?... Kiz ağlamaya başlar; babası ise üzüntü ve merakla :
    -"N'ooldu kızım? Anlatsana..."
    -"Murat evi terketti. Boşanmak istiyormuş..."
    -"Ne evi ? Ne boşanması? Sen ne zaman evlendin de boşanıyorsun?..."
    -"Hani senin hiç hoşlanmadığın esrarkeş çocuk vardı ya. Ben onunla evlendim."
    -"Iyi halt ettin. Neyse, artık yapacak bir şey yok. Versin mahkemeye, hemen boşanın..."
    -"Boşanalım ama benden 10 milyar istiyor. Eğer vermezsem, iyi zamanlarımızda çektiği çıplak fotograflarımı Internetten herkese yollayacakmış....
    -"Puuh. Rezil... Çıplak fotograf çektirdin, öyle mi?"
    -"Ama babacığım. O benim kocamdı. Ne biliyim böyle bir şey yapacağını."
    -"Peki. Olan olmuş artık. Yarın havale ederim parayı...öğleden sonra Bankaya gidip çekersin; sonra da alıp yakarsın o kahrolası fotografları..."
    -"Sağol baba. Eeee. Şey...Bir de kurtaj icin 2 milyara ihtiyacım var..." Adam artık iyice fenalaşır. Boğuk bir sesle konuşur:
    -"Kurtaj mı ? Bir de hamile mi kaldın o çocuktan sen?..."
    -"Aslında ondan değil... Zenci bir çocuk vardı...Zaten o yüzden ayrılıyoruz ya...." Adam bayılmak üzeredir. Nabzı yükselir, tansiyonu duşer, artık inleyerek konuşmaktadır:
    -" Biz seni oraya okumaya yollamıştık. Sen ne haltlar çevirmissin. Allahım. Nedir bu başımıza gelenler...Okulu bititir bitirmez Ankara'ya dönüyorsun, yoksa kırarım bacaklarını..."
    -"İstersen hemen dönebilirim babacığım. Ben geçen yıl okuldan atıldım çünkü..." Adam masanın üzerindeki soğuk su dolu sürahiyi başından aşağıya devirir ve ancak bu sekilde konusmasını sürdürebilir:
    -"Okuldan mı atıldın? Hani birlikte avukatlık yapacaktık, zilli?...Eh ulan? Sen hele bi gel buraya. Ben sana yapacağımı bilirim. Evden dışarıya adım attırmıycam sana. İlk isteyenle de evlendiricem...."
    -"O iş zor be baba. Biliyorsun, moda oldu, artık evlenmeden önce eşler birbirlerinden sağlık raporu istiyorlar... Pek iyi bi rapor sunacağımı zannetmiyorum ben..."
    -"Allahım, çıldıracağım... Bir de cinsel hastalıklar haaa.....Kesin o zencidendir..."
    -"Çok pis arkadasları vardı. Bilmem artik hangisinden kapmışımdır..." Güm diye bir ses duyulur. Adam kısa bir süre için kendinden geçmiştir; ancak hemen kendisini toparlayıp tekrar telefonu alır.
    -"Hemen bu aksam dayını yolluyorum oraya. Seni alıp gelecek.."
    -" Mahmutpasa Karakolu'ndayım... Gelirken kefalet icin de biraz para getirsin yanında..."
    -"Karakol mu?...Bir de karakola mı düştün layyynnn? Ne yaptın?...."
    -"Dün kafam çok bozuktu, çok içmişim. Araba kiralayıp dolaşmaya çıktım. O kafayla Arnavutköy'de kokorecci dükkanına girdim. Ama neyse ki kimse ölmedi. Dükkan sahibiyle kiralik araba firmasına biraz para vermek gerekir sanırım..." Adam artık iyice fenalaşmıştır. Hatta fenalaşmak ne kelime; adeta kahrolmuştur. Telefonda kısa bir sessizlik olur. Kız tekrar konuşmaya başlar:
    -"Babacığım. Sakın üzülme. Bütün bunlar bir şakaydı. Ben sadece sınıfta kaldığımı söylemek için aramıştım..." Bunun üzerine adam sevinçle ve mutlulukla haykırır:
    -"Canın sağolsun be güzelim, boşveeerrr. Okul da neymiş? Hiç mühim değil, tatlı canın sağolsun senin....

    XXXXXXXXXXXXX

    Antepli Bir adam ağacın altında namaz kılmaya gidiyomuş. Bunu gören bi çocuk adam ağaca yaklaşmadan ağaca tırmanmış. Adam namazını kılmış bitirmiş ve dua etmeye başlamış. Kaynakwh webhatti.com: 2 çok komik fıkra
    ADAM: Allahım namazımı kabul et .
    Çocuk: ETMEM!
    ADAM: Allahım günahlarımı affet !
    ÇOCUK: ETMEM!!
    adam bi iki kere daha etmem cevabını alınca sinirlenmiş ayağa kalkmış
    " Etmiysen etme ! bende abdestsiz gılıydım zatı namazı " demiş.

    XXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXX

    Şakir ağa dolaşmayı seven bi köy ağasıymış. Bi gün köyden iyice uzaklaşmış bir uçurumun yanında yürüyomuş. Birden ayağı kaymış tam düşecekken bi dal parçasına tutunmuş öylece kalmış. Bağırmaktan başka çaresi kalmamış. "Ula beni duyan kimse yohmii" diye bağırmış ama cevap yokmuş. yine bağırmış ve defalarca bağırmış ama hiç cevap yok. artık akşam olmuş ve ağa cok yorulmuş. Son bi kez var gucuyle bagırmıs. "Ula beni duyan kimse yohmiii" bi ses gelmiş. "Ben varım oglum". aĞa : "ula nerdesun senı goremıym" demıs. Ses: " ben senin yaratanınım" demiş.
    " Artık bırakabilirsin evladım bu kadar dayandın sana cennetten yer açtım hadi kollarıma gel " demiş. Ağa dusunmus ve sonra " Ula baska kimse yohmii" demiş.

    Sayfa başına dön  Mesaj [1 sayfadaki 1 sayfası]

    Bu forumun müsaadesi var:
    Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz