GİZLİHAZİNELER DEFİNECİLER AKADEMİSİ
Arama
 
 

Sonuç :
 


Rechercher çıkıntı araştırma

En son konular
» Koltuk Taşı
Cuma Eyl. 01, 2017 11:19 pm tarafından horosanlı

» Scorpion gpr
Ptsi Ağus. 28, 2017 8:17 am tarafından ramses28

» 2013 -OCAK AYI İŞTİMASI YAPALIM Bİ GARDAŞLARDAN KİMLER VAR.
Çarş. Tem. 06, 2016 10:29 am tarafından korasoglu

» 14-mart-2015
C.tesi Mart 14, 2015 8:32 am tarafından BORAN38

» KARE-DİKDÖRTGEN OYMALAR ve ÇÖZÜM UYĞULAMALARI
Ptsi Eyl. 29, 2014 5:08 am tarafından kılıç3838

» sümbül...
Salı Eyl. 02, 2014 12:36 pm tarafından Battal Ebrail

» taşın üçgen şeklinde delinmesi bir define işareti midir?
Çarş. Ara. 18, 2013 8:05 am tarafından 56476364528

» deneme
C.tesi Kas. 23, 2013 7:54 pm tarafından CANTAR

» buldugumuz bir taş
Ptsi Eyl. 09, 2013 3:54 am tarafından cansu

» Eski rum evleri ve definesi
Ptsi Eyl. 09, 2013 3:46 am tarafından cansu

Kimler hatta?
Toplam 3 kullanıcı online :: 0 Kayıtlı, 0 Gizli ve 3 Misafir :: 1 Arama motorları

Yok

Sitede bugüne kadar en çok 213 kişi C.tesi Tem. 29, 2017 8:28 am tarihinde online oldu.
RSS akısı

Yahoo! 
MSN 
AOL 
Netvibes 
Bloglines 



Bağlı değilsiniz. Bağlanın ya da kayıt olun

NASRETTİN HOCA

Aşağa gitmek  Mesaj [1 sayfadaki 1 sayfası]

1 NASRETTİN HOCA Bir Çarş. Eyl. 22, 2010 9:57 pm

CANTAR

avatar


Nasrettin Hoca, bir gün halkı iyi hesap yapmakla ünlü bir köye gelir. Köylülerden biri onu konuk eder. Sabah olunca, Hoca köyde çeşme olmadığını fark eder. Köylüler, kırbaları eşeklere yükleyip, bir saat uzaklıktaki kaynaktan su almaya gitmektedirler.

Hoca, “Köyde su olsaydı daha iyi olmaz mıydı?” diye sorar.

Köylü, “Elbette, su bana her gün bir eşeğin ve bir oğlumun iki saatlik çalışmasına maloluyor. Bu, yılda 1460 saat eder. Eğer çocuk ve eşek bunun yerine bir balkabağı tarlası işleselerdi, yılda fazladan 457 balkabağı elde edebilirdim” diye cevap verir.

Nasrettin Hoca, “Öyleyse köye su getirmek için niye bir kanal kazmıyorsunuz?” diye bir soru daha sorar.

“Bu o kadar kolay değil” der köylü. “Yol üstünde aşılması gereken bir tepe var. Eğer suya yollamak yerine oğluma ve eşeğe kanal kazdırtsam, günde iki saatten 500 yıl çalışmaları gerekir. Ben en fazla 30 yıl daha yaşarım, öyleyse onları suya yollamak benim için daha kârlıdır”.

Hoca işin ucunu bırakmaz. “İyi, ama kanalı tek başına mı kazacaksın? Köyde bir sürü insan var”.

Köylünün de her şeye cevabı vardır. “Tabii, tam 100 aileyiz. Eğer her aile günde iki saat için bir oğlan ve bir eşek verirse, kanal 5 yılda kazılır. Eğer günde 10 saat çalışılırsa kazma işi bir yılda biter”.

Hoca kararlıdır. “Öyleyse bu işi neden komşularınla konuşmuyorsun?”.

Ama köylü de kararlıdır. “İyi, ama eğer önemli bir şey konuşacaksam komşumu eve çağırırım, ona ikramda bulunurum, bir sürü ıvır zıvır konu konuşur, sonra onu yemeğe bırakırım. Sonra gene ikram ve nihayet konuya geliriz. Bu iş bir gün boyu sürer. Köyde 100 aile olduğumuz için 99 kişiyle konuşmam gerekir. Eğer bunu yaparsam, işler kalacağı için çiftliğim batar. En fazlasından haftada bir komşu çağırabilirim. Bu durumda konuşmalar iki yıl sürer. Komşularımı tanırım, hepsi bu işe razı olacak, diğerleri katılırsa katılacağını söyleyecektir. Bu durumda iki yıl sonra başa dönüp, onları tekrar çağırıp, diğerlerinin katılmaya hazır olduğunu söylemem için bir iki yıl daha gerekecektir.

Hoca kararlıdır. “İyi işte” der, “dört yıl sonra işe başlar, bundan bir yıl sonra da bitirirsiniz”.

Ama köylü bindirir. “Bir sorun var” der. “Kanal açıldıktan sonra, çalışmaya katılmış olsun olmasın herkes oradan su alabilir. Ve hepimiz hesap yapmasını bildiğimizden herkes kaytaracaktır. Bir gün eşek halsiz olacak, bir gün oğlan ateşlenecek, başka bir gün kadın hastalanacak ve eşekle oğlan hekim çağırmak için lazım olacaktır. Ve herkes diğerlerinin kaytaracağını bildiği için, kimse eşeğini ve oğlunu göndermeyecek, kanal kazısı hiç başlamayacaktır.

“Ama” der hoca, son darbeyi vurmak üzere, “dağın öte tarafında bir köy var, sorunları sizinkinin tam aynı, ama onların 20 yıldır kanalları var”.

“Çünkü” der köylü, “onlar hesap bilmez”.

Dünya adlı uzay cisminin bir adı da Mavi Gezegen’dir. Bu maviliği, yeryüzünün dörtte üçünden fazlasını kaplayan su birikim alanlarından ve gene bir su kaynağı olan bulutlarından alır. Su, verili bir kaynaktır, üretimi söz konusu değildir, miktarı hiç değişmez, belli bir doğal çevirinin içinde yenilenip durur.

http://gizlihazineler.yetkin-forum.com

2 Geri: NASRETTİN HOCA Bir Çarş. Eyl. 22, 2010 10:01 pm

CANTAR

avatar


Öküz Ağa
Nasreddin hoca on yıldır ayrı kaldığı köyüne geri dönüyormuş yolda eski tanıdıkları biriyle karşılaşmış. Adam gülümseyerek selam vermiş.

-Merhaba hocam köye hoş geldiniz, demiş. Hoca da;
-Merhaba Öküz ağa hoş bulduk. Demiş.
-Hocam nasıl söz bu öküz ağa’yıda nereden çıkardın.
-Ya ben buralardan ayrılalı sen on iki yaşında bir çocuktun adında tosun du değil mi? Ben buralardan ayrılalı şöyle böyle on yıl kadar oluyor. Eh insaf et artık bu on yılda tosunluktan çıkıp öküz olmadın mı hala?
www.fikrabul.com



Hangisini söyleyeyim?
Nasrettin Hoca bir gün öküzünü pazarda satmaya çıkarmış. Müşterinin birisi hocaya yaklaşmış hocam demiş öküz satılık mı?
Hoca da evet yanıtını vermiş.
Müşteri ise
-Hocam kusuru var mı?
Hoca öküzün kulağına eğilmiş
- Söyle bakayım hangi kusurlarını söyleyeyim.


O zaman iş değişti
Nasreddin Hoca kadılık yaparken bir adam gelir ve derki;
- Kadı efendi, bir öküz bir başka öküzü boynuzuyla vurarak öldürse bunun hukukî hükmü nedir?
Hoca gayet sakin cevap verir;
- Canım, hayvan, hayvanlık yaparak bir başka hayvanı öldürmüş. İsmi üstünde “hayvan”. Hiçbir cezaî müeyyide gerekmez.
Adam, baklayı ağzından çıkarır;
- Kadı efendi, haberin olsun, bizim öküz sizin öküzü öldürmüş, haber vereyim dedim.
Hoca birden değişir ve ciddi bir tavır takınır;
- Haaaa o zaman iş değişti. Kara kaplı kitap bakalım bu hususta ne diyor? der ve raftaki mecelleye sarılır.


Gül!Hoca (rahmetullahialeyh) insanlara hep doğruyu söyler hem de öyle bir şekilde söyler ki kafaya dank ettirir. Kendisinin nasıl bu kadar komik ve nüktedan olmasına gelince bir rivayete göre henüz öğrenciyken hocasının masasında her akşam öğrencilerle beraber et yermiş. Yedikten sonra hocaları bir dua okur ve o kesilen öküz tekrar eski haline gelirmiş bu hep böyle sürmüş gitmiş. Günün birin de öğrencilerden biri hadi demiş o duayı ben de öğrendim öküzü kesip yiyelim sonra o duayı okurum yine eski haline gelir. Öküzü kesmişler afiyetle yemişler. Sıra duayı okumaya gelmiş. Yalnız dua tesirini göstermemiş uğraşmışlar durmuşlar ama nafile. Derken içeriye hocaları gelmiş bu olayı görünce hiddetlenmiş ve söyleyin hanginiz kesti öküzü demiş öğrencilerden biri ben değince sen kesilesin demiş. Söyleyin bakalım demiş hoca derisini kim yüzdü biz demiş diğer iki öğrenci. Hocaları siz de yüzülesiniz demiş. Bir kenarda oturan Nasrettin’e peki ya sen ne yaptın deyince Nasrettin, hocam demiş ben sadece güldüm. Bunun üzerine hocası Nasrettin’e sana da kıyamete kadar gülsünler demiş.


Öküzle Cirit
Timurlenk birgün Hoca Merhum’a:
— Gelsin de cirit oynayalım, diye haber saldı. Hoca gelenlere «hemen geliyorum» dedi ve bir öküzü hazırlayıp üzerine atlayarak cirit meydanına çıktı. Halk toplanmış Timur’la Hoca’nın cirit oynamasını seyredecekti. Baktılar Hoca Merhum öküze binmiş. Ortalığı bir gülüşmedir aldı. Millet kahkahalarla birbirine girmişti. Timur dayanamayıp:

— Hoca cirit süratli koşan atla oynanır, sen ise öküze binmiş gelmişsin, dedi. Hoca Merhum:

— Sultanım biliyorum, biliyorum… Gerçi beş-on seneden beri denemiyorum ama bu da buzağı iken çok süratli koşardı. Hatta at değil it bile yetişemezdi, dedi.


Kabahat Öküzde
Hoca’nın ahırdan kaçan buzağısı, bahçenin altını üstüne getirmiş. Hoca’nın diktiği sebzeleri ezmiş. Hoca kızmış, ahırdaki öküzü dövmeye başlamış.

Görenler:
“Hoca! Öküzün ne suçu var ki dövüyorsun?” demişler.

Hoca:
“Siz karışmayın!” demiş, “Bütün kabahat öküzde… Doğru dürüst terbiye verseydi, buzağı bu işleri yapar mıydı hiç?”


Öküzden Sorun
“Bir gün Nasreddin Hoca, pazardan öküz alıp eve götürürken, yolda rastladığı herkes;
- Öküzü kaç paraya aldınız? Diye sorarak Hoca’yı bezdirmiş. Nasreddin Hoca öküzün ipini beline bağlayıp, öküzün arkasından yürümeye başlamış.

Yolda yine biri:
- Öküzü kaç paraya aldınız Hocam ? diye sormuş.

- Kardeşim öküz beni aldı, fiyatı öküzden sorun.

/Soner Yalçın, Erkin Emet, Nasreddin Hoca


Eski zamanlardan kalan öküzler
Hoca yer altına ahır yapmaya karar vermiş. Toprağı kaza kaza komşunun ahırına girmiş. Bir sürü öküz görünce koşa koşa karısına gitmiş:
- Hanım, hanım! diye bağırmış.
Müjdemi isterim. Eski zamanlardan kalma bir ahır dolusu öküz buldum..


Meğer kayış neler çekermiş
Nasreddin Hoca bir gün çift sürmekteydi; derken boyunduruğun kayışı kopuverdi ve işi yarıda kaldı. Hoca hemen boynundaki tülbendi çıkarıp boyunduruğun yerine sarıp sarmaladı ve öküzlere “ho” deyip sabana yüklendi. Bir miktar toprağı sürmeye kalmadı, ince tülbent cayır cayır sökülüp koptu. Hoca hiç aldırış etmeden yırtık tülbendi eline aldı,

-Sen de gördün işte dedi, “kayış meğer neler çekermiş”


O suçunu bilir
Bir gün Hoca’nın tarlasına bir öküz girmiş. Hoca eline bir sopa alıp, üzerine yürümüş, öküz kaçmış. Aradan bir hafta geçmiş. Hoca bir köylünün arabasında koşulu öküzü görüp tanımış. Eline kocaman bir odun parçası alarak, öküze birkaç defa döşemiş. Köylü, öküzü niçin dövdüğünü sorunca:- Sen aklının yetmediği işe karışma. O suçunu bilir, demiş.

http://gizlihazineler.yetkin-forum.com

Sayfa başına dön  Mesaj [1 sayfadaki 1 sayfası]

Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz