GİZLİHAZİNELER DEFİNECİLER AKADEMİSİ
Arama
 
 

Sonuç :
 


Rechercher çıkıntı araştırma

En son konular
» Koltuk Taşı
Cuma Eyl. 01, 2017 11:19 pm tarafından horosanlı

» Scorpion gpr
Ptsi Ağus. 28, 2017 8:17 am tarafından ramses28

» 2013 -OCAK AYI İŞTİMASI YAPALIM Bİ GARDAŞLARDAN KİMLER VAR.
Çarş. Tem. 06, 2016 10:29 am tarafından korasoglu

» 14-mart-2015
C.tesi Mart 14, 2015 8:32 am tarafından BORAN38

» KARE-DİKDÖRTGEN OYMALAR ve ÇÖZÜM UYĞULAMALARI
Ptsi Eyl. 29, 2014 5:08 am tarafından kılıç3838

» sümbül...
Salı Eyl. 02, 2014 12:36 pm tarafından Battal Ebrail

» taşın üçgen şeklinde delinmesi bir define işareti midir?
Çarş. Ara. 18, 2013 8:05 am tarafından 56476364528

» deneme
C.tesi Kas. 23, 2013 7:54 pm tarafından CANTAR

» buldugumuz bir taş
Ptsi Eyl. 09, 2013 3:54 am tarafından cansu

» Eski rum evleri ve definesi
Ptsi Eyl. 09, 2013 3:46 am tarafından cansu

Kimler hatta?
Toplam 2 kullanıcı online :: 0 Kayıtlı, 0 Gizli ve 2 Misafir

Yok

Sitede bugüne kadar en çok 213 kişi C.tesi Tem. 29, 2017 8:28 am tarihinde online oldu.
RSS akısı

Yahoo! 
MSN 
AOL 
Netvibes 
Bloglines 



Bağlı değilsiniz. Bağlanın ya da kayıt olun

SULTAN MAHMUT VE HIRSIZLAR

Aşağa gitmek  Mesaj [1 sayfadaki 1 sayfası]

1 SULTAN MAHMUT VE HIRSIZLAR Bir Perş. Eyl. 02, 2010 7:36 pm

CANTAR

avatar


SULTAN MAHMUT VE HIRSIZLAR

Sultan Mahmut bir gece tebdili kıyâfet ederek şehri dolaşırken bir grup hırsıza rastladı. Hırsızlar:
-Arkadaş sen kimsin, gecenin bu vakti bu ten­ha yerlerde ne arıyorsun? deyince Sultan Mahmud:
-Ben de sizler gibi hırsızın biriyim, diye cevap ver­di.
Hırsızlar onu aralarına buyur ettiler. İçlerinden biri:
-Dostlar,
diye seslendi, madem bir araya geldik, herkes ne hüneri varsa, elinden
ne geliyorsa anlatsın, dedi. Bu­nun üzerine hırsızlardan biri ayağa
kalktı:

-Ben, köpek havladı mı ne dediğini anlarım, dedi. Öbür­leri gülüşerek:
-Bu mârifet ancak iki metelik eder, dediler. Diğer biri söz aldı:
-Benim bütün mârifetim gözlerimdedir gecenin zifiri karanlığında kimi görsem onu gündüz de tanırım. Bir diğeri:
-Benim hünerim kolumun gücüdür. Onunla istedi­ğim duvarı delerim.
Başka biri:
-Benim mârifetim burnumda, toprağı koklayarak nerde hangi hazîne saklı hemen anlarım.
Hırsızlar böylece mârifetlerini sayıp döktükten son­ra Sultan Mahmud'a döndüler:
-Ey yeni dost söyle bakalım senin ne gibi bir mâri­fetin var?.
Sultan Mahmut:
-Benim hünerim sakalımdadır. Onu şöyle bir oynat­tım mı suçluları cezadan, idamlıkları darağacından kur­tarırım, dedi.
Bunu duyan hırsızlar:
-En
büyük mârifet senin, en çok buna ihtiyaç duyarız; onun için sen bizim
reisimiz olmalısın. Bundan sonra sen ne dersen biz onu yapacağız.
Hepimiz emrindeyiz! dediler.

Sultan Mahmut:
-Mâdem reisiniz benim kalkın gidip pâdişahın hazînesini soyalım, dedi.
Hırsızlar
hiç itiraz etmeden kalkıp sarayın yolunu tuttular. Saraya
yaklaştıklarında bir köpek havlamaya başladı. Köpek sesinden anlayan
telâşla öne fırladı:

-Yahu durun bu köpek: "Pâdişah sizinle berâberdir" diyor, dedi. Diğer hırsızlar:
-Saçmalama yürü işimize bakalım, dediler.
Kokudan anlayan toprağı koklayarak hazînenin yerini tespit etti.
Delik
delen duvarı delerek hazîneye bir yol açtı. Hepsi birlikte hazîneye
girip taşıyabildikleri kadar altını ve mücevheri alıp çıktılar.
Saklandıkları yere geldiler. Sultan Mahmut buraya gelen gizli yolu
iyi­ce öğrendikten sonra sessizce oradan ayrılarak sara­ya döndü.
Sabahleyin askerlerini göndererek hırsız­ları ininde bastırıp yakalattı.
Ellerini bağlayarak hâkimin huzuruna çıkartıldılar. Suçları sabit
olduğundan hepsi cezâlandırıldı. Cezâları infaz edilmek üze­re saray
meydanına getirildiler. Hepsi korkudan titri­yorlardı.

"Geceleyin
kimi görürsem gündüz onu görünce mutlaka tanırım” diyen hırsız,
pâdişahı tahtında görünce hemen tanıdı. Arkadaşlarına:

-Bu gece bizimle arkadaşlık eden adam tahtta oturu­yordu, dedi.
Hırsızları infaz yerine doğru götürürlerken Sultan Mahmut, onlara seslendi:
-Herkes mârifetini gösterdi şimdi sıra bende, diye­rek, bir baş işareti ile onları cezâdan kurtardı. (Mesnevî, c. VI, beyit: 2816 vd.)

AÇIKLAMA
Mevlânâ'nın
amacı sâdece hikâye nakletmek değildir. Onun için konuyu yayarak
anlatır. Aralarda ilgi çekici hatırlatmalar yapar, mesajlar verir. Bu
hikâyede toprağı koklayarak içinde ne var anlayan hırsızı anlatırken
şöyle der:

“Benim mârifetim burnumda. İşim toprakları koklamaktır. Ben Hz. Peygamber'in “İnsanlar mâdenlere benzerler” hadîsinin sırrına ermişim.”
Burada söz konusu edilen hadis şöyledir: “İnsanlar
gümüş ve altın mâdenine benzerler. Câhiliye devrinde hayırlı olanlar,
îmânının şuuruna ermek şartıyla İslâm'da da hayırlı olanlardır.” (Müslim, Fedailü's-sahâbe,199)

Mevlânâ o kişiyi konuşturmaya şöyle devam eder:
“Mecnûn gibi toprağı koklarım, yanılmaksızın Leylâ'nın bulunduğu toprağı bulurum.”
“Her
gömleği koklar, içinde Yusuf mu var şeytan mı anlarım. Hz. Muhammed
gibi, hani, o da Yemen'den koku alırdı ya. Benim de şu burnum o nasîbe
ermiştir işte.”

Bu son beyitte Yâkup peygamber ve Uveys el-Karenî'ye atıfta bulunulur.
Yâkup
peygamber ve Hz. Yûsuf'un hikâyesi Kur'an-ı Kerim'de ayrıntılı biçimde
anlatılır. Yusuf kardeşleri tarafından kuyuya atılıp ortadan kaybolunca
babasının gözleri kör olmuştu. Yûsuf'un kardeşleri kendisine tuzak
hazırlamışlar, uzun süre babasından ayrı kalmasına sebep olmuşlardı.
Hz. Yakup evlat acısı ve evlât ihanetiyle imtihan edilmiş, sabrıyla ve
ümidiyle bu imtihanı başarıyla atlatınca oğlu Yusuf'a kavuşmuştu.
Sonunda Yusuf'un gömleği getirilip onu yüzüne sürünce gözleri açılmıştı:
“Yusuf'un müjdecisi gelir gelmez gömleği Yâkub'un yüzüne sürdü ve gözleri açılıverdi.”(Yusuf sûresi, 12)

*
Halk
arasında Veysel Karanî diye anılan zat Yemen'li olup, anne sevgisini ve
Peygamber aşkını sembolleştiren önemli biridir. Târihî bilgilere göre
Yemen'de yaşamış, ihtiyar annesini yalnız bırakamadığı için sağlığında
Hz. Peygamber'i görmeye gelememiştir. Hayâtı hakkında daha sonra bir çok
renkli menkıbe oluşmuştur. Atar Tezkiretül-Evliyâ'da şöyle der.

“Kâinâtın efendisi, zaman zaman yüzünü Yemen tarafına çevirir ve: “Rahmân'ın nefesini Yemen cihetinde buluyorum”
derdi. İşte Mevlânâ'dan alıntıladığımız son beyitte buna işâret
edilmektedir. Tasavvuf edebiyatımızda Veysel Karanî geniş yer bulmuştur.
Âşık Yûnus şöyle der:

Hakk'ı habîbibinin sevgili dostu
Yemen illerinde Veysel Karanî
Söylemez yalanı yemez haramı
Yemen illerinde Veysel Karanî

Anasından destur aldı durmadı
Kâbe yollarından gözün ırmadı
Eve geldi Muhammed'i bulmadı
Yemen illerinde Veysel Karanî.

http://gizlihazineler.yetkin-forum.com

Sayfa başına dön  Mesaj [1 sayfadaki 1 sayfası]

Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz