GİZLİHAZİNELER DEFİNECİLER AKADEMİSİ
Arama
 
 

Sonuç :
 


Rechercher çıkıntı araştırma

En son konular
» Koltuk Taşı
Cuma Eyl. 01, 2017 11:19 pm tarafından horosanlı

» Scorpion gpr
Ptsi Ağus. 28, 2017 8:17 am tarafından ramses28

» 2013 -OCAK AYI İŞTİMASI YAPALIM Bİ GARDAŞLARDAN KİMLER VAR.
Çarş. Tem. 06, 2016 10:29 am tarafından korasoglu

» 14-mart-2015
C.tesi Mart 14, 2015 8:32 am tarafından BORAN38

» KARE-DİKDÖRTGEN OYMALAR ve ÇÖZÜM UYĞULAMALARI
Ptsi Eyl. 29, 2014 5:08 am tarafından kılıç3838

» sümbül...
Salı Eyl. 02, 2014 12:36 pm tarafından Battal Ebrail

» taşın üçgen şeklinde delinmesi bir define işareti midir?
Çarş. Ara. 18, 2013 8:05 am tarafından 56476364528

» deneme
C.tesi Kas. 23, 2013 7:54 pm tarafından CANTAR

» buldugumuz bir taş
Ptsi Eyl. 09, 2013 3:54 am tarafından cansu

» Eski rum evleri ve definesi
Ptsi Eyl. 09, 2013 3:46 am tarafından cansu

Kimler hatta?
Toplam 2 kullanıcı online :: 0 Kayıtlı, 0 Gizli ve 2 Misafir :: 2 Arama motorları

Yok

Sitede bugüne kadar en çok 213 kişi C.tesi Tem. 29, 2017 8:28 am tarihinde online oldu.
RSS akısı

Yahoo! 
MSN 
AOL 
Netvibes 
Bloglines 



Bağlı değilsiniz. Bağlanın ya da kayıt olun

KEÇİ YETİŞTİRİCİLİĞİ

Aşağa gitmek  Mesaj [1 sayfadaki 1 sayfası]

1 KEÇİ YETİŞTİRİCİLİĞİ Bir Paz Ağus. 01, 2010 8:41 pm

CANTAR

avatar






KEÇİ YETİŞTİRİCİLİĞİNİN ÖNEMİ VE
SINIFLANDIRILMASI:


Süt üretimi milattan önce 6000 yılında
başlamıştır. Bugünkü sütçü hayvanlar yıllar önce yerli ırkların
seleksiyon ve melezleme yoluyla geliştirilmesiyle elde edilmiştir.
Evcil hayvan türleri arasında keçinin önemli bir yeri vardır.
Ekonomik önemi fazla olan türlerden birisidir.
Bunu keçinin ilk
evcilleştirilen hayvan türlerinden birisi olmasına, cüsselerinin
küçük, selülozca zengin kaba yemleri yüksek oranda
sindirebilmeleri ve değişik çevre koşullarına kısa sürede uyum
göstermesine bağlayabiliriz. Keçiler daha çok merada otlamaya
elverişli ise de entansif bakım ve beslemeye de iyi cevap veren
hayvanlardır.
Tropik ve subtropik iklimlerdeki keçi ırkları,
genellikle yüksek süt verim kapasitesine sahiptir.

M.Ö. 9000-7000 yıllarında Orta Doğu’da
evcilleştirildiği düşünülmektedir. Halen dünyada yetiştirilmekte olan
evcil keçi ırklarının 3 yabani keçiden köken aldığı kabul edilir.
Bunlar;


  • Capra prisca adamets (kılıç boynuzlu)
  • Capra
    falconeri (burgu boynuzlu)

  • Capra aegagrus (hilal boynuzlu) yabani keçi
    ırklarıdır.


Bazı Yabani Keçi ırkları:


Bazı Evcil Keçi ırkları:


http://gizlihazineler.yetkin-forum.com

2 KEÇİ BARINAKLARI Bir Paz Ağus. 01, 2010 8:42 pm

CANTAR

avatar


KEÇİ BARINAKLARI:

Keçi barınakları
planlanırken dikkate alınması gereken kriterler vardır. Bunlar
aşağıda sıralanmıştır.

Güvenlik: Ağıl planlarken üzerinde en
önemle durulması gerekli olan konuların birisi yetiştirilen hayvanların,
vahşi hayvanlardan, hırsızlıktan, gürültüden ve sağlık üzerinde
olumsuzluk yaratabilecek faktörlerin etkilerinden uzakta
tutulabilmesidir. İşletme ekonomisi açısından oldukça büyük zararlara
neden olacak bu konu çok yönlü olarak düşünülmelidir. Özelikle yarı-açık
olarak inşa edilen işletmelerde koruyucu çitlerin yapılması ve düşük
voltajlı elektrik verilmesi, merkez binanın ya da bakıcı bölmesinin
işletmenin tamamına hakim bir yerde bulunması ve son olarak çoban köpeği
bulundurulması gibi farklı yöntemler uygulanarak işletmede ki güvenlik
sorunu çözümlenebilmektedir. Buna ek olarak, şehir merkezinden uzak
alanlara kurulacak işletme, hem güvenlik konusunda oluşabilecek
sıkıntıların önlenmesi hem de koku bakımından ortaya çıkabilecek
sorunların giderilmesi bakımından önem taşımaktadır.

Arazi yapısı ve
vejetasyon: Yetiştirme yapılacak bölgenin vejetasyonu, hangi tip
tarım merkezi olduğu, taban suyu yüksekliği, eğimi ve boyutları ilk
aşamada ağıl planlamada dikkate alınması gerekli olan faktörlerdir.
Vejetasyon özelikle süt keçisi yetiştiriciliğinde büyük önemi olan mera
alanları ile ilgilidir. Her hayvan türü kendine has özelikler
taşımaktadır, koyun dipten otlamaktadır; keçi ise kemirme eğilimi olan
ve selülozu yüksek bitkileri değerlendiren bir türdür. Bu nedenle
bulunduğunuz bölgede özelikle süt keçiciliği yapılacaksa meraya dayalı
bir beslenme rejimi uygulanması önerilmektedir. Mera alanları doğal
olabileceği gibi suni de olabilir. İkinci dikkat edilmesi gereken
faktör, arazinin 3. sınıf tarım arazisi olmasıdır. Eğer yem bitkileri
yetiştirilecekse 2. sınıf tarım arazisi de tercih edilebilir. Arazinin
bitkisel üretime uygun 1. sınıf tarım arazisi yapısında olması durumunda
burada yapılabilecek bitkisel üretim ile hayvansal üretim ekonomik
açısından karşılaştırılarak bir değerlendirme yapılmalıdır. Hayvansal
üretim yapılabilecek arazilerin taban suyu yüksek olmamalıdır. Ağıllarda
özelikle drenaja dikkat edilmelidir. Genellikle eğimi %15’den daha fazla
olmayan araziler hayvansal üretim için uygundur. Arazinin ana yola yakın
olması ya da bir bağlantı yol olması, hayvanda strese sebep olabilecek
gürültülü ortamlardan ve yerleşim alanlarından uzak olması, meraya giden
yolun otoyoldan geçmemesi sürü idamesi bakımından önemlidir.

Ayrıca hangi sistemde hayvancılık yapılacağı
da yer seçiminde önemli faktörlerden birisidir. Eğer entansif sistemde
yetiştiricilik yapılacaksa suni mera oluşturmak için bitkisel üretime
uygun bir arazi olması gerekmektedir. Bu konu özelikle süt keçiciliğinde
önem arz etmektedir. Burada vurgulanması gerekli olan başka bir konu ise
işletmenin gelecekte ki gelişme durumudur. Bu konu dikkate alınarak
sürünün büyütülmesi ya da ek bina yapılması sırasına ortaya çıkabilecek
yer sorunu, projeksiyon yapılarak giderilebilecektir.

İşletmenin kurulacağı ve hayvanların
otlayacağı arazinin su biriken sulu ve çamurlu arazi olması istenmez.
Taban suyu düşük olan araziler hayvansal üretim için uygundur. Islak
toprak ve çamur olan bir araziye bina inşa edilemez hayvanlar böyle
merada otlatılamaz. Ayrıca su biriken yerlerde mikrop üremesi daha
fazladır. Tırnak kesimi gecikmiş ayağında yara olan hayvanların bu
mikroplarla bulaşması ve hayvanların daha çabuk hasta olması söz
konusudur. Su içerisinde hayvan sürekli ıslak kalır yine buda hayvanın
hasta olmasına neden olur.

İşletmenin Kurulacağı arazinin
Diğer Yerlere Yakınlığı: İdeal özeliklere sahip bir arazinin ayrıca ana
yola, pazara, ürünü işleyecek ya da değerlendirecek fabrikalara yakın
olması gerekmektedir. İşletmenin daha etkin çalışabilmesi içinde
elektrik, su, telefon, ulaşım gibi olanaklara sahip bölgelerde olması
istenir. Ayrıca ağaçlık alanlara inşa edilen işletmelerin yaz aylarında
serinletilmesi daha kolay olacaktır.
Barınakların İnşası: Barınak planlarken öncelikle bölge iklim
koşullarında göre işletmenin nasıl inşa edileceği üzerinde
durulmaktadır. Soğuk iklimlerde tamamen kapalı, sıcak iklimlerde yarı
açık ya da açık işletmeler inşa edilmektedir. İnşaat yapılırken tamamen
ekonomik koşullar dikkate alınmalıdır. Boşuna masraf yapılarak yatırım
maliyetleri artırılmamalıdır. Kapalı alanın iki katı büyüklüğüne gezinme
alanı (padok) denilen açık alanlarda işletmelerde yer almalıdır.

Arazi yapısına ve yetiştiricilik amacına göre
barınaklar aşağıda ki şekillerde inşa edilebilirler;






İşletme içerisinde servis kolaylığını
sağlayabilmek amacı ile her kapının genişlik ve yüksekliğinin bir
traktörün sığmasına olanak tanıyacak şekilde yapılması gerekmektedir. Bu
şekilde yapılmış kapılardan geçebilen traktörler, işletme içinin
temizlenmesi, yem dağıtımı vb gibi işlemlerde kolaylık sağlayacaktır.

İşletme tabanı farklı malzemelerden
yapılabilmektedir. Bunlar sıkıştırılmış toprak, beton, ızgara ya da
plastik zeminler olarak sınıflandırılabilir. Sıkıştırılmış toprak
maliyeti en az olan ve ekstansif sistemde sıkça kullanılan bir zemin
çeşididir. Drenaj sorunu yoktur, suyu hemen emer ancak ıslak kalarak
çamurlu ve kaygan bir zeminin oluşmasına neden olmaktadır. Ayrıca
temizliği zordur, hijyen açısından sıkıntılar yaratmaktadır.

Beton zeminlerin masrafı yüksektir ve sürekli
altlıkla kullanılmak zorundadır. Temizlenmesi kolaydır ancak %2-5’lik
eğim verilmezse atık sular ve idrar birikebilir. Buda istenmeyen bazı
hastalıklara neden olabilmektedir. Ayrıca altlık yeteri kadar temiz ve
güçlü olmazsa özelikle genç hayvanların üşümesine neden olmaktadır.

Izgaralı sistemde hayvanın anatomisine uygun
metal demirler kullanılarak her türlü pisliğin aşağıda toplanması ve
hayvanı rahatsız etmemesi sağlanır. Bu sistem oldukça pahalıdır. Ancak
temizliği kolay, sağlam ve hayvanın altı devamlı kuru ve temiz kaldığı
için entansif sistemde tercih edilmektedir.

Son dönemde kullanılan plastik
altlıklar ızgaralı sistemde benzerlik göstermektedir. Ancak daha
dayanıksız ve ucuz malzemelerden yapılmaktadır. Ayrıca ekolojik tarım
içerisinde kullanılmamaktadır. Ağıllar ayrıca şu şekilde de
sınıflandırılmaktadır.
Açık Ağıllar: Bu ağıllar barınaklarda büyük
değişikliklere gidilmeksizin yeniden düzenlenmesine izin verilebilecek
şekilde yapılmalıdır. Ön cepheleri açık olarak planlanır. Keçiler
genelde fazla hareketli olduklarından zamanlarının büyük bir kısmını
barınak dışında geçirirler. Açık ağıllarda, barınak dışında elle yemleme
yapılabileceği gibi mekanik yemlemede yapılabilir. Açık ağıllar doğal
havalandırılmalıdır. Barınak içi sıcaklığı kış mevsiminde dışarıdakinden
1–2 derece sıcak, yaz aylarında ise yine 1–2 derece serin olmalıdır.
Taban sıkıştırılmış topraktır. Bu tip ağıllar egemen kış rüzgarlarından
etkilenmeyen yerlere inşa edilir. Çatı, kışın çiğleşmeyi önleyici ve
solar radyasyonu yansıtacak malzemelerden yapılmalıdır.



Normal Tabanlı Ağıllar:
Bu tip ağıllar, daha çok entansif keçi yetiştiriciliği yapılan
işletmelerde söz konusu olmaktadır. Bu ağıl tipinde hayvanlar gruplara
ayrılarak yemleme yapılabilir. Yemleme mekanik olarak yapılabildiği
gibi, ağıl dışından ya da ağıl içinden de yapılabilir. Taban
sıkıştırılmış toprak ya da beton olabilir.

Izgara Tabanlı Ağıllar: Izgaralar
ahşap, metal ya da betondan ahşap ızgarada çıta kesitleri 4x5 cm, 5x5 cm
dir. İki çita arası uzaklık 1,5–2,0 cm olabilir. Bu çitalar 10x5 cm lik
kalaslar üzerine çakılır.

Metal ızgaralar yassı demirden ya da
galvanizli telden yapılabilir. Örgüler arası açıklık 2x2 cm ya da
7,5x1,2 cm ve alt genişlik 38 cm dir. Açıklık 2,5 cm dir. Izgara
tabanlar yerden 50–70 cm yukarda olmalıdır. Bu yükseklik yıl boyunca
gübre birikimine yeterli olacaktır. Entansif sistemde yaygındır. Yatırım
maliyeti oldukça yüksektir.

İklim ve yön: Hayvan
barınaklarının planlanması ve projelenmesi sırasında üzerinde önemle
durulması gereken konuların başında iklim faktörleri gelmektedir. İklim
faktörleri, yörenin iklim koşulları ve barınak içi iklim koşulları olmak
üzere iki grupta incelenmelidir.

En önemli iklim faktörleri; sıcaklık,
nem, rüzgâr ve radyasyon durumudur. Hijyen koşullarına uygun bir ağılda
aranması gereken en önemli özellik, ağılın bölgenin iklim koşuna uygun
olmasıdır.

Ağılın şekli ve konumu bölgenin iklim
faktörleri ile yakından ilgilidir. Ağılın ve dış bölmelerini bölgenin
hakim rüzgarlarından soğuktan korunması gerekir.

Kışları ılıman geçen bölgelerde, yarı açık
sundurma şeklinde ki ağıllar sağlık koşullarına daha uygundur. Böyle
yerlerde ağılın güney cephesi açık, kuzey cephesi kapalı olmalıdır.

Kışı sert ve yağışlı geçen
bölgelerde kapalı ağıllar amaca daha uygundur. Böyle yerlerde arkası
kuzeye ve doğuya bakan ‘’L’’ veya ‘’U’’ tipi ağıllar tercih edilmelidir.
Böylece güneye ve batıya bakan bu ağılların hem içi hem de avlusu daha
sıcak olur. Ağıl içi sıcaklık dışarıda ki havanın sıcaklığından 2–3
derece daha sıcak olmalıdır.

Keçiler ve özelikle kültür ırkları neme karşı
çok duyarlı oldukları için, ağılın taban suyu derin bir yerde yapılması
gerekir. Böylece, özelikle tabanı beton olmayan ağıllarda iç ve dış
bölmelerin kuru ve temiz tutulması sağlanır. Ağıl içi nem en fazla
%50–60 olmalıdır.

Ülkemizde uygulamalara
bakıldığında barınak tipinin belirlenmesinde yörenin iklim koşullarının
hemen hemen hiç dikkate alınmadığı, çok farklı iklime sahip bölgelerde
bile barınakların aynı tip de yapıldığı ve benzer olarak
boyutlandırıldığı görülmektedir. Yetiştirici, hayvan barınağını inşa
ederken genellikle çevrelerindeki gezip gördükleri barınakların aynısını
uygulamaktadır. Bu şekilde daha önce yapılan hatalar aynı şekilde
yeniden yapılmaktadır. Bu yanlıştır.

Çevre koşulları dikkate alınarak hazırlanmış
ağıllar verimliliğin artırılmasını büyük ölçüde etkilemektedir.
Genellikle sıcaktan çok soğuktan korumak yönündedir. Ağıl inşaatı
yapılırken bölgenin hakim koşulları dikkate alınmalıdır. Bölgenin
rüzgârları, güneş alma durumu, ışık alma durumu en önemli
faktörlerdendir. Özelikle hakim rüzgarlar, yazın serinletebilecek, kışın
ise üşümeyi önleyebilecek şekilde olmalıdır. Bu özelikle yarı-açık
barınaklarda daha önemle üzerinde durulması gerekli olan bir konudur.
Subtropik iklim koşullarında doğu batı doğrultusunda güney cephesi açık,
kuzey cephesi kapalı barınaklar inşa edilmelidir. Böylece yazın güneyden
esen rüzgârlar serinletecek, kışın batı ve kuzeyden esecek rüzgârlar ise
önünde duvarlar olduğu için üşütemeyecektir. Bu aynı zamanda
barınakların güneş alması ile ilişkilidir.

İşgücünden tasarruf, ağılların
düzenlenmesinde önemli bir etmendir. Ağıllar işgücü, yemleme ve oğlak
doğumu, muayene ve seçme, kırkım ve altlıklar için geçerlidir. Yemi
uzun mesafelere taşımak, hayvanları yemliklere sürmek, sağım yapmak gibi
olaylar işgücü kaybına neden olur. Bu nedenle işletme içi trafiğin
işgücünü minimum düzeyde tutacak şekilde düzenlenmesi gerekmektedir.

Keçi barınakları inşa edilirken keçilerin 2 m
yüksekliğe kadar tırmanabilmeleri, atlayabilmeleri, kemirme eğilimleri
ve hareketli oluşları dikkate alınmalıdır.

Bir ağılda olması gerekli olan bölmeler:

Sağmal hayvan bölgesi Teke bölmesi Doğum bölmesi
Yem deposu Silaj çukuru Gübre çukuru
Sağım bölmesi Banyoluk Revir
Oğlak bölmesi Bakıcı bölmesi, lojman

Ağıl planlanırken dikkate alınması gerekli olan
ölçümler şunlardır;



  • Yıllık sürü yenileme oranı ayıklama oranı
    ile aynıdır yani %20’dir.

  • Oğlaklama oranı bir anaya 1–2 oğlak olacak
    şekilde düşünülmelidir.

  • Sürüde ki çebiç sayısının %10’u kadar doğum
    bölmesi düşünülmelidir.

  • Doğum bölmesinde her ana için 1,5–2 m2 yer
    ayrılmalıdır.

  • Her keçi yaklaşık olarak 700–800 kg gübre
    verir. Buna uygun bir çukur düşünülmelidir.

  • Keçi başı 75 kg yataklık gerekmektedir.
  • 1,5 oğlaklık keçi yıl içerisinde değişmekle
    birlikte 0,5 m3 balyalı kuru ot, 0,6 m3 silaj, 0,25 m3 kesif yem 0,5
    m3 saman tüketmektedir.














Çağ


Taban alanı (m2)


Yemlik uzunluğu (cm)






Su tüketimi (lt/gün) (cm)



Suluk yüksekliği (cm)



Suluk uzunluğu (cm)
Normal
taban




Izgara taban




Kaba yem




Kesif yem




Silaj


Keçi


1,1–1,4


0,9–1,1


40–60


40–55


10


4


40


30–35





Oğlaklı keçi





1,4–1,6





1,2–1,6





40–60





40–55





10





6







40





30–35


Teke


1,8–2,6


-


40–60


50–60


10


6


40


30–35


Çebiç


0,6–0,9


0,5–0,6


40–60


30–40


10


2


40


25–30

Küçükbaş hayvanlar için gerekli olan taban alan ve suluk ölçütleri
Yükseklik soğuk iklimlerde 2,7–3 m sıcak
iklimlerde ise 3–4 metre olabilmektedir. Doğum bölmesinin sıcaklığı
12–18 derece olmalıdır. Her zaman havalandırılmalıdır ve birikmiş olan
gazların uzaklaştırılması gerekmektedir. Bunu yaparken hava akımının
istenmeyen hastalıkların özelikle yavrularda ortaya çıkmasını
engelleyecektir. Sütten kesilen oğlaklar özel bölmelerde yine dikkatle
bakılmalıdır.

Ağıl Ekipmanları
Yemlikler: Yem kayıplarını önleyecek
yetiştirici tarafından yapılabilecek basitlikte ve biçimde olmalıdır.
Yemlikler kolaylıkla yem konulabilecek bir şekilde duvar kenarlarına ya
da bölmelerin orta kısımlarına yerleştirilmelidir. Yemliklerin temiz
tutulmasına özen gösterilmelidir. Yemlikler, kaba yem yemlikleri,
kombine yemlikler, kesif yem yemlikleri, hareketli silaj yemlikleri ve
mineral yem yemlikleridir.

Kaba Yem Yemlikleri: Kaba yem
yemlikleri düzenlenirken keçilerin davranışları dikkate alınmalıdır.
Keçiler kaba yem yemliklerinde fazla zaman geçirirler. Bunun nedeni yem
seçmeleridir. Bunun sonucu fazla yem kaybı olur. Yem kaybını azaltmak
için keçiler yemliklere başlarını soktukları zaman, başlarının geri
çıkmasını engelleyecek bir yemlik önü düzeneği yapılmalıdır. Bir başka
düzenleme, kaba yem yemliklerinin altına, dökülen yemleri tutmak için
bir tabla yerleştirilmelidir. Keçilerin beslenmesinde kullanılan kafes
şeklindeki kaba yem yemlikleri oğlaklar için uygun değildir. Kaba yem
yemliklerinde, keçi başına yemlik uzunluğu 45cm, oğlak başına yemlik
uzunluğu ise 30–40 cm olarak hesaplanmalıdır.

Yoğun Yem Yemlikleri: Ters
çevrilebilen, kolaylıkla temizlenebilen ve taşınabilen özelliklere sahip
genellikle oluk biçiminde elemanlardır. En üst yoğun yemlikler kovalar
olup bunları tekne şeklinde olanlar izler. Daha gelişmiş şekli ise bölme
dışından doldurabilen keçinin hafifçe yemliğe dokunması sonucu yemlik
haznesinin bölme içine açılmasını sağlayan düzenek biçimidir.

Kombine Yemlikler: Kombine yemlikler
basit ya da taşınabilir şeklinde yapılabilir. Taşınabilir olanı yaygın
kullanılır. Temizleme kolaylığı bakımından düz altlıklı olanlar ve ters
çevirebilenler önerilir. Kombine yemliklerde oğlak başına 25–30 cm, keçi
için 30–45 cm yemlik uzunluğu hesaplanmalıdır. Yemlik genişliği 50–100
cm olabilir.

Hareketli Yemlikler: Keçilerin
silajdan kendi kendilerine yem yemelerine olanak verecek şekilde
düzenlenmiş çit şeklindeki yemliklerdir. Keçi başına 10cm yemlik
uzunluğu yeterlidir.

Suluklar
Keçilerin su tüketimi, suyun sıcaklığına,
hayvanın canlı ağırlığına, rasyon tipine, mevsime bağlı olarak
değişiklik gösterir. Keçi başına su tüketimi 2–8 litre arasında
değişmesine karşın, sıcak havalarda süt verimi yüksek keçilerde günde 18
litreye çıkabilir.

Keçi ağıllarında yalak tipi,
otomatik ve damla suluklar kullanılabilir. Yalak tipi suluklar,
galvanizli saç ya da betondan yapılabilir. Bu tip suluklarda şamandıra
kullanılabilir. Yerden yüksekliği 40 cm olmalıdır. Her 10 keçiye 30–35
cm suluk uzunluğu ayrılmalıdır. Otomatik suluklarda ise 25–40 keçiye bir
otomatik suluk hesaplanmalıdır. Suluklar keçinin dinlenme yerlerine
yerleştirilmelidir. Ayrıca suluklar yemliklerden en az 25–30 cm
uzaklıkta olmalıdır.

http://gizlihazineler.yetkin-forum.com

3 KEÇİLERDE DAMIZLIK SEÇİMİ Bir Paz Ağus. 01, 2010 8:46 pm

CANTAR

avatar


KEÇİLERDE DAMIZLIK SEÇİMİ:

Damızlık Seçerken
Dikkat Edilmesi Gerekli Olan Faktörler: Özellikle süt
keçiciliğinde damızlık seçimi 2 yöntemle yapılabilir. Birincisi
verim kayıtlarından yararlanılarak yapılan damızlık seçimi,
ikincisi ise dış yapıya bakılarak yapılan damızlık seçimidir.

Verim kayıtlarına göre
yapılacak damızlık seçiminde; genellikle entansif sistem dediğimiz
kontrollü yetiştiricilikte kayıt tutulması söz konusudur. Böyle
işletmelerde tutulan ( pedigri ) genellikle her hayvanın kendisine ve
akrabalarına ait verim özellikleri bulunmaktadır. Bu kayıtlarda canlı
ağırlık, büyüme hızı, oğlak verimi, süt verimi veya üzerinde durulan
diğer verim kayıtları dikkate alınır. Örneğin oğlak veriminin
kalıtsallığı düşüktür. Bu verim bakımından yapılacak uygulamada ikiz,
üçüz doğuran anaçların seçilmesine gayret edilir. Büyüme hızı ya da
canlı ağırlığın kalıtsallığı ise yaşa bağlı olarak artacaktır. Bu
durumda erken yaşta seçim yapılabilmesi için en uygun ölçüt sütten kesim
ağırlığıdır. Keçilerde 6 ve 7. ay canlı ağırlığı ile oğlakların yaşına
bakılarak yapılan seçimlere güvenirliliği daha yüksek düzeydedir.

Dış Yapıya Göre Damızlık
Seçimi: Daha çok kontrolsüz doğaya bağlı sistemde yetiştirilen
sürülerde uygulanan bir yöntemdir. Ancak pedigri yani soy kütüğü dikkate
alınarak yapılan seçimlerde kullanılmaktadır. Damızlık seçiminde vücudun
bazı parçalarının veya organlarının görünümü ile verimler arasındaki
ilişkiler esas alınmaktadır. Örneğin, süt tipi bir keçide, baş, boyun,
vücut yüksekliği, omuzlar, sırt, bel, sağrı, karın, meme, göğüs, deri ve
bacaklarının durumu dikkate alınarak bir seçim yapmak mümkündür.

Sütçü işletmelerde
tekelerin seçiminde dış görünüşe bakarak seçim yapmak mümkün olup bir
kısım ölçütler dikkate alınır. Bunlar tekelerin sağlıklı bir erkek
görünümüne sahip olması ve ırk özelliklerini taşıması, boynuzlu olması,
vücut bölümleri arasındaki uyum, yumurtalıkların iyi gelişmiş, eşit ve
sağlıklı biçimde çalışması ile hayvanın çiftleşme isteği içerisinde
bulunmasıdır.

Seleksiyon
Seleksiyon bir
sürüde gelecek jenerasyonun ebeveynlerinin seçme işlemidir. Sürüde
istenilen özelliklere sahip bireyler damızlık olarak tutulmaktadır.
Bilinçli bir şekilde süt keçiciliği yapılan ülkelerde dişilere bağlı
olarak uygulanan seleksiyon uygulamalarının amaçlarını aşağıdaki gibi
özetleyebiliriz.




  • Boynuzsuzlukla ilişkili
    üreme kusurlarını ortadan kaldırmak suretiyle döl verimini artırma;
    bunu sağlamak için, ilk yıl kısırlık oranı düşürme ve ikinci yıldan
    itibaren doğumda oğlak sayısını artırma ve oğlaklama aralığının
    kısaltılması gereklidir


  • Birim hayvan başına elde
    edilen süt verimini artırma; bu amaçla ilk laktasyonda en yüksek süt
    verimine sahip keçilerin damızlık olarak seçilmesi önerilmektedir.


  • Üretilecek peynirin
    kalitesini yükseltmek için sütteki protein oranı dikkate
    alınmalıdır.


  • Sağım koşullarını
    iyileştirmek için memenin yapısı, lopların simetrisi,
    sağılabilirlik, meme başlarının düzgün yerleşmiş ve simetrik yapıya
    sahip olması istenir.


  • Adaptasyon (uyum)
    yeteneği yüksek hayvanlar bulunmalıdır. Özellikle sıcak ve nemli
    koşullara ve su kaynaklarının kısıtlı olabileceği ortamlara uyum
    sağlayabilen ve bu koşullarda üreyip verim verebilen hayvanlar
    tercih edilmelidir.


Tekelerin seçiminde ise;
gelişme yeteneği, eşeysel davranış özellikleri, boynuzluluk ile sperma
verim özellikleri dikkate alınmaktadır. Bu özelliklerin seçiminde
bireysel seleksiyondan yararlanılır.

Ayıklama
Keçilerin verim
düzeyleri veya dış yapılarına bakılarak yapılacak olan damızlık
seçiminin dışında yaşlılık, hastalık, kazalar vb. nedenlerden dolayı
sürüden çıkarılması gerekli hayvanlar her zaman bulunmaktadır. Oğlak,
keçi veya tekelerin ayıklanmasında dikkate alınması gerekli bazı
noktalar şunlardır:




  • Alt çenenin üst çeneden
    kısa olması, topallık, duruş bozukluğuna sahip ayak yapısı, zayıf
    doğan ve hızlı gelişemeyen dişi veya erkek oğlaklar sürüden
    ayıklanırlar.


  • Süt keçiciliğinde
    boynuzsuzluğa bağlı olarak ortaya çıkan üreme kusurları
    gözlemlenebilir. Bu durumdaki çift cinsiyete sahip hayvanlarda
    damızlık olarak sürüde tutulmazlar.


  • Analık yeteneği gelişmemiş
    dişiler oğlaklarını emzirmeyeceği için ayıklanmalıdırlar.


  • Meme yapısında kör meme
    başı olan, meme gövdesi simetrik olmayan ve meme başları eşit
    olmayan dişilere damızlık şansı verilmez.


  • Düşük süt verimli ve çabuk
    kuruya çıkan keçiler de sürüde tutulmazlar.


  • Aşırı yaşlı dişiler ile
    aşım yeteneğini kaybetmiş tekelerde sürüden ayıklanmalıdırlar.

http://gizlihazineler.yetkin-forum.com

4 KEÇİLERİN BESLENMESİ Bir Paz Ağus. 01, 2010 8:58 pm

CANTAR

avatar


KEÇİLERİN BESLENMESİ
Keçiler tür olarak
yetersiz bakım ve beslenme koşullarını tolere edebilen düşük
değerli kaba yemleri et, süt, kıl vb. gibi ürünlere
dönüştürebilen ve de diğer türlerin değerlendiremediği alanlar
ile bu alanlardaki bitkileri tüketebilme yetenekleri ile
tanınırlar. Nitekim dünya üzerinde kurak, yarı kurak iklimlerle
dağlık arazilerde daha çok yetiştiriliyor olmaları da bu
avantajlarının bir kanıtıdır. Bu avantajlarına karşılık geçen
süreç içerisinde geliştirilen yüksek verimli keçi ırkları
özellikleri gereği belirli dönemlerde daha itinalı bir bakım ve
beslemeye ihtiyaç duymuşlardır. Bu durum özellikle sütçü tip
keçilerin beslenmesinde kendini gösterir.

Süt keçilerinin beslenmesinde kritik sayılan
başlıca 3 dönem vardır. Bunlar; teke katımı ya da çiftleştirme dönemi,
gebeliğin son 1–1,5 ayı ve oğlaklamayla başlayan süt verme dönemi ilk 2
ayıdır.




Çiftleştirme Döneminde Besleme

A) Keçilerin Beslenmesi: Teke katım
döneminde gerek keçilerin gerek tekelerin beslenmesi başarılı bir
çiftleştirmenin temelini oluşturmaktadır. Bu süreç yaklaşık4–6 haftalık
bir süreyi kapsar. Bu süre içerisinde süt keçilerine 1–1,5 kg kadar kuru
ot ve 250–300 gr arpaya denk gelecek karma yem verilebilir. Keçiler
dışarıda otluyorlarsa ek olarak kuru ot vermeye gerek yoktur.

B) Tekelerin Beslenmesi: Tekelere özellikle
çiftleşme döneminde yapılacak bir ek besleme sperma (döl suyu)
kalitesini artırmak sureti ile aşımda zinde olmalarını ve döllülüğü
artıracaktır. Bu amaçla; aşım döneminden önce başlanarak verilecek olan
toplam yemin %10–15 düzeyinde artırılması tavsiye edilir. Bu uygulama
aşım dönemi boyunca hatta aşım sonrası 4–5 hafta devam ettirilir. Genç
tekelere ilave olarak günde 1 yumurta ve kuru üzüm yedirilmesi yaygın
olan uygulamalardandır. Teke başına kuru ota ek olarak 300–500 gr tahıl
ilavesi olumlu sonuçlar vermektedir.




Gebeliğin Son Döneminde Besleme:
Gebeliğin son döneminde uygulanacak besleme sağlıklı bir doğumun
gerçekleşmesi ve yaşama gücü yüksek bir yavrunun elde edilmesi için
büyük önem taşır. Gebeliğin son 1,5 ayı oğlağın ana karnında en hızlı
geliştiği dönemdir. Bu dönemde yeterli ve sağlıklı bir besleme programı
uygulanan analardan elde edilen yavrular iri doğar. Ayrıca ananın güçlü
kalması sağlanacağından ikiz doğma ihtimali yüksek süt keçilerinde bu
durum önem kazanır. Sütçü keçilerde bu dönemde hayvan başına kesif yem
miktarı canlı ağırlık hesabı ile 200 gr.dan başlayarak 600–700 grama
kadar yükseltilebilir. Ayrıca 500–800 gr civarında kaliteli kuru ot
verilmesi de tavsiye edilmektedir.

Laktasyonda Keçilerin Beslenmesi: Süt
keçiciliğinde süt veriminin en yüksek olduğu dönem doğumu takip eden 6–8
haftalık dönemdir. Bu dönemde uygulanacak olan beslenme büyük önem
taşımaktadır. Sağmalı keçilerde uygulanacak olan besleme yöntemi 2
farklı şekilde olabilir.

1-Sarmal keçiler süt verimleri yönünden
gruplara ayrılırlar ve isteğe bağlı olarak sağım öncesi veya sonrası
yemleme yapılır.

2-Keçiler ferdi verimlerine göre
yemlenirler ki bu yöntem yüksek verimli keçilerle çalışan işletmelerde
otomasyon uygulamaları ile başarılı bir biçimde uygulanabilir.

Pratik bir yöntem olarak her bir litre süt için
400–500 gr karma süt yemi hesaplanabilir. Verilecek karma yemin ham
protein seviyesi %16–17, enerji düzeyi ise 700 kcal enerji içerecek
şekilde olmalıdır.

http://gizlihazineler.yetkin-forum.com

5 KEÇİ BAKIM İŞLEMLERİ Bir Paz Ağus. 01, 2010 9:09 pm

CANTAR

avatar


KEÇİ BAKIM İŞLEMLERİ:

Kırkım: Kırkım keçilerde kıl ve ya tiftik elde edilmesi amacıyla ya da
hayvan sağlığı açısından yapılması zorunlu bir uygulamadır.
Vücudu örten kıl kışın ısı kaybını önlerken yazın vücut ısısının
dengelenmesinde sorun çıkarır. Kırkım, tüm vücudun kırkılması
şeklinde yapılabileceği gibi sütçü keçilerde hijyenik süt elde
edebilmek için hayvanın belirli bölgelerinin kırkılması gibi
veya tekelerde olduğu gibi boyun altından başlayarak karın
altına kadar devam eden bir alanda uygulanmak suretiyle koku
problemlerinin azaltılması için uygulanabilir.

Keçilerde kırkım kırklıkla veya makine ile olmak
üzere iki şekilde yapılabilir. Ekonomik olması açısından kırklık adı
verilen makasla yapılan kırkım şekli daha çok küçük işletmelerde tercih
edilirken, usta olmayan kırkımcının hayvana zarar vermesi en büyük
problemlerden biridir. Büyük sürülerde ise gerek zaman gerek işgücünün
tasarruflu kullanılması amacı ile makine ile kırkım tercih edilmektedir.

Tırnak Bakımı: Özelikle kış ayları
boyunca meraya çıkmayan süt keçilerinde tırnaklar uzayabilir ve sonuç
olarak da duruş bozuklukları kaçınılmaz olur. Özellikle tekelerde
meydana gelebilecek bu tip bozukluklar aşımda problemler çıkmasına neden
olur. Tırnak kesimi tırnak bıçağı ya da tırnak makası ile olur. Tırnak
kesilirken canlı dokuya zara vermeden yapılmalıdır. İstenmeden oluşan
yaralanmalarda yaralı bölge dezenfekte edilmelidir veya o bölgeye
ardışık katranı sürülmelidir.

Boynuz Köreltme: Sürü idaresinin kolay
olması açısından ve sürü içerisinde saldırgan davranışların meydana
getirebileceği yaralanmaların önüne geçmek için özelikle sütçü keçilerde
boynuz köreltme uygulaması yapılır. Boynuz köreltme uygulanacaksa
doğumdan sonraki 3-4 gün içerisinde işlem tamamlanmalıdır. Oğlakların
ileriki yaşlarında boynuzlu veya boynuzsuz olacakları boynuz
düğmelerinin kontrolü ile anlaşılır. Boynuzsuz olacak oğlakların
başlarındaki kıllar düzgün, boynuz düğmeleri ise dokunulduğunda kaygan
bir his verir. Boynuz düğmelerine uygulanacak köreltmede kimyasal
maddeler ( kostik = sodyum hidroksit = Na2OH, potas kostik = Potasyum
hidroksit = K2OH ) veya dağlama yöntemi uygulanır. Boynuz düğmelerinin
etrafına vazelin uygulanması hayvanın zarar görmesini engeller. Dağlama
yöntemi tercih edildiğinde kor haline gelmiş kızgın demir fazla
bastırılmamalı işlem esnasında uygulama alanından sağa sola
kaydırılmamalıdır.

Meme Bakımı: süt keçiciliğinde temel amaç
temiz ve bol miktarda süt elde etmek olduğu için sağım öncesi ve sonrası
meme bakımı büyük önem taşımaktadır. Sağım öncesinde ve sonrasında
memenin ıslak bir bezle yıkanması, mümkünse antiseptikli su ile
dezenfekte edilmesi en ideal olan uygulamadır. Meme başlarının kuruyup
çatlamalarını engellemek için antiseptik sağım gresleri kullanılmalıdır.

Kastrasyon (Eneme): Keçi
yetiştiriciliğinde teke veya erkek oğlakların üreme (eşeysel)
faaliyetleri özel amaçlar için kastre ( eneme, burma )edilmek suretiyle
durdurulur. Keçi Yetiştirmede kastre edilmiş erkek oğlakların canlı
ağırlık artışı ile yemden yararlanma seviyeleri, kastre edilmeyenlere
göre daha yüksektir. Ayrıca ileri yaşlarda ortaya çıkması muhtemel
etteki teke kokusunu önlemek için Kastrasyon yaygın olarak kullanılan
bir yöntemdir. Tiftik keçisi ( Ankara keçisi ) yetiştiriciliğinde de
kastrasyonun tiftik miktar ve inceliğine olumlu etkisinden söz
edilebilir. Tekelerin kastrasyonun da en fazla tercih edilen yöntem
kuru yöntem olup burdizzo pensi yardımıyla kan damarlarının bağlanması
suretiyle uygulanır. Elastratör ( lastik halka ) ve kimyasal madde
enjeksiyonu ile de aynı işlem uygulanabilir.

http://gizlihazineler.yetkin-forum.com

6 HASTALIKLARA KARŞI KORUNMA Bir Paz Ağus. 01, 2010 9:11 pm

CANTAR

avatar


<tr></tr>


HASTALIKLARA KARŞI KORUNMA:


Hayvansal üretimde
ağılların temizliği ve bakımına sürekli önem vermek suretiyle
hastalıkların ortaya çıkmasına meydan verilmemelidir. Bu amaçla
ağıl temizliği ve dezenfeksiyon uygulamaları keçi
yetiştiriciliğinde de en önemli işlerin başında gelir. Hastalığa
neden olan bakteri ve virüsler nemli ortamlarda, özellikle gübre
ve idrar ile ıslanan ağıl tabanı ile duvardaki çatlak ve
yarıklarda kolayca ürerler. Bu nedenle mümkün olduğunca ağıl
tabanı kuru tutulmalı ve olanaklar elverdiğince gübre tabandan
uzak tutulmalıdır. Yataklık uygulaması bulunan bir kısım süt
keçiciliği yapılan işletmeler yaz başı ve kış başında bu
altlıkları dışarı çıkarmalıdırlar. Ağıl tabanı temizlendikten
sonra duvarlardaki çatlak ve yarıklar kapatılmalı ve tüm ağıl
sönmüş kireçle badana yapılmalıdır. Ağılda bulunan metal
aksamlar yağlı boya ile boyanmalı pencere ve havalandırma
bacaları yazın sinek ve benzeri parazit ve asalaklara karşı
telle kapatılmalıdır. Meraya çıkan hayvanların dış parazitlere
karşı ayak banyolukları uygulaması yapılmalı, oluşabilecek ayak
hastalıklarının önüne geçilmelidir. Keçilerde rastlanan bazı
asalaklar ve hastalıklar şunlardır: kelebek hastalığı, kum
kelebeği hastalığı, akciğer kıl kurtları, delibaş hastalığı,
bağırsak şeritleri ile mide ve bağırsak kıl kurtları, kanlı
ishal ( Koksidiyoz ) , bit, kene, uyuz ve nokra.

Keçi salgın hastalıkları arasında ise;
Keçi çiçek
hastalığı
, şap hastalığı,
kuduz hastalığı, Ektima sayılabilir. Bakteri
kökenli keçi hastalıklarından en fazla yaygın olanları arasında ise;
yumuşak böbrek hastalığı ( Enterotoksemi ) , yavru atma ( Burcella
melitensis, malta humması ),
Şarbon (Antrax), keçi ciğer ağrısı, yalancı verem ( paratüberküloziz ) sayılabilir.


Sağlık Koruma Amacı İle Mutlaka Uygulanması
Gerekli Olan Aşılar; bir işletmede sağlık koruma işletme ekonomisi
ve sürü idamesi bakımından mutlaka dikkate alınması gerekli olan
işlemlerden birisidir. Zamanında yapılan aşılar sürünüzün sigortasıdır.
Nasıl araba ya da evler olası bir soruna karşı cüzi bir miktara
sigortalanıyorsa, hayvanlarda yine sadece bir hayvan fiyatına her yıl
aşılanmalı ve tüm sürüyü etkileyebilecek olumsuzluklar bertaraf
edilmelidir. Sürünüzdeki sağlık koruma işlemleri için uzman veteriner
hekimi müdahale etmesi sürü sağlığı açısından çok önemlidir. Ancak
uzamana ulaşamayacak durumda iseniz aşağıdaki uygulamaları yapmanız
önerilmektedir.





  • Şap: 2,5 yaşından büyük, 6 aydan sonra
    yapılır. Tipleri A,O,C,AS, A,SOTE1,SOTE2


  • Enterotoksemi
    (Çelerme): Halk arasında yem aşısı da
    denmektedir. Ani yem değişikliklerinden önce yapılır. Bağırsaklarda
    saprofit bakteriler vardır. Ani yem değişikliklerinde bu bakteriler
    hayvanları zehirlemektedir. Buna bağırsak zehirlenmesi denir. Oğlaklara
    ve kuzulara 1,5 aylıktan sonra 21 gün arayla 2 kere yapılmaktadır.
    Antikor titresini artırmak için yapılır. Keçilere 3 hafta ara ile 2 kez
    yapılır.


  • Ektima: Deri altına Ektima gözükmeden
    yapılmalıdır.


  • Brucella: Erkeklerden dişilere bulaşan
    zoonoz bir hastalıktır. Hasta olan keçiler 4,5 aydan sonra yavru
    atmaktadır. Aşılama 3 aylığa kadar olan oğlaklara yapılır. Ergin aşı
    hastalık görülen sürülerde kullanılır. Deri altına yapıldığında 3 saatte
    yayılır, kas içine yapıldığında ise 1 saatte yayılmaktadır. Genellikle
    aşılar deri altına yapılmaktadır.



  • Agalaksiya: Keçi ciğer ağrısı aşışsıda
    denir. Keçi güneşe yatar ve kesik kesik öksürür. Ciğerlerde yapışma
    vardır. 4 aylık büyük oğlaklara kuyruk derisi altına ya da kulak
    derisinin altına yapılır. Aktif bir aşıdır.


  • Pseudotüberküloz: Halk arasında patlak
    veya çatlak denilmektedir. Çene altı lenf yumrularının şişmesidir. Lenf
    yumruları apseleşir. Bulaşıcıdır. Direk etki ile bulaşır. Hayvanlar
    birbirlerine kolay bulaştırırlar. Tedavi; düzenli olarak 5 sene aşı
    yapılmalıdır.


  • Koksidiyoz (Cocsidiosis):
    Protozoon bir hastalıktır. Kandaki hücreleri parçalayan bir hastalıktır.
    Tavuklarda daha yaygındır. Bazı hayvanların bağırsakları koksidiyoza
    karşı daha duyarlıdır. Değişik tipleri vardır. Keçilerdeki,
    kanatlılardakinden farklıdır. Protozoonlar kan hücrelerini parçalarlar.
    Özellikle sütten kesim sırasında oğlaklarda kanlı ishal görülür. Yemlere antikoksidiyal ilaçlar katılması tavsiye
    edilmektedir. Fakat ekonomik değildir. İlacın yem içerisine çok iyi
    karışması gerekir.


  • İç ve Dış Parazitler: Dönüşümlü olarak 1
    sene enjeksiyon yoluyla, 1 sene oral yolla ilaç kullanılır.1 sene
    ivermektin grubu, 1 sene solüsyon halinde bovifor kullanılır.




http://gizlihazineler.yetkin-forum.com

7 KEÇİLERİN ÜREMESİ Bir Paz Ağus. 01, 2010 9:12 pm

CANTAR

avatar


KEÇİLERİN ÜREMESİ:


Eşeysel Olgunluk ve Damızlık Çağı: Dişi oğlaklar
açısından eşeysel olgunluk ya da ergenlik, üreme organlarının
gelişmesi sonucu olgunlaşmış yumurtayı oluşturması ve çiftleşme
isteği ya da kızgınlık göstermeleri durumudur. Dişi oğlakların
bu şekilde ilk kızgınlık gösterdikleri zaman ise eşeysel
olgunluk olarak adlandırılır. Dişi oğlaklar eşeysel olgunluk
yaşı, ırk, canlı ağırlık, besleme, kuzulama zamanı, yıl ve doğum
tipi gibi etmenlere bağlı olarak değişir. Genelde dişi oğlaklar,
ergin yaş ağırlığının yüzde 40–60’ ını kazandıkları zaman
ergenliğe ulaşırlar. Ay olarak ortalama ergenlik yaşı 5–7 ay
dolaylarındadır. Damızlıkta kullanma yaşı ise yerli ırklar için
15–18 ay, kültür ırkları için 8–9 ay olarak kabaca verilebilir.
Damızlıkta kullanma için ise ergin yaş ağırlığının %70-75’ne
ulaşılması yeterlidir.

Kızgınlık,
Çiftleşme ve Teke Katımı: Keçilerde kızgınlık süresi ortalama 24–48
saattir. Kızgınlık süresi, ırk, yaş, çiftleşme mevsimi dönemleri (baş,
orta ve son) ve tekenin uyarıcı etkisine göre ayrım gösterir. Keçilerde
yumurtlama, kızgınlık süresinin sonuna doğru şekillenir. Başka bir ifade
ile kızgınlığın oluşumundan 30–36 saat sonra olur. Keçilerde kızgınlık
belli zaman aralıklarıyla yinelenir (tekrarlanılır). Bu zaman sürecine
kızgınlık döngüsü denir. Keçilerde kızgınlık döngüsü uzunluğu 18–22 gün
arasındadır, ortalama 21 gün olarak kabul edilir. Kızgınlık döngüsü
uzunluğu yaş, ırk, çiftleşme mevsimi dönemi, besleme gibi etmenlere
bağlılık olarak değişir.

Keçilerde, yüksek seviyede
gebelik sağlamak için çiftleştirme kızgınlık süresinin ikinci yarısında
yapılmalıdır. Bu neden pratik olarak, sabah kızgınlık gösterenler akşam,
akşam kızgınlık gösteren dişiler sabah tekeye verilir.

Kızgın hayvanların
belirlenmesinde arama tekelerinden yararlanılabilir. Teke başına genç
tekelere 30–40 baş dişi, ergin tekelerde ise 50–70 baş dişi hesaplaması
uygundur.

Teke katımı, bölgelere göre
değişmekle birlikte günlerin kısalmaya başladığı ve kızgınlığın yoğun
olarak ortaya çıktığı sonbahar aylarında olur. Ülkemizde teke katımı iki
şekilde uygulanmaktadır. Entansif sürülerde uygulanan elden teke katımı
ve kontrolsüz sürülerde uygulanan serbest teke katımı şeklindedir. Son
dönemlerde küresel iklim değişikliğine bağlı olarak çiftleşme sezonunda
değişimler meydana gelmiştir. Bazı bölgelerde çiftleşme mevsimi ekim
başına kadar sarkmıştır.

Doğal veya serbest teke
katımı: En ilkel yöntem olup ekstansif yetiştiricilikte uygulanır. Bu
yöntemde 30–35 keçiye 1 ergin teke veya 15 keçiye 1 genç teke hesap
edilir.

Elden teke katım yöntemi:
Bu yöntemde önceden bir aşım planı hazırlanır ve hangi tekenin hangi
dişiyle çiftleştirileceği bilinir. Doğacak oğlakları anası ve babası
bilindiğinden ıslah çalışmaları yapmak olanaklı hale gelir. Tekeler bu
yöntemle daha az yıpranacağından teke başına 60–90 baş keçi ayrılabilir.

Çiftleşme sezonunda dikkat
edilmesi gereken en önemli konulardan biriside tekelerin damızlık vasfı
taşımasıdır. Genellikle genç, üreme kusuru olmayan tekeler tercih
edilmelidir. İklim koşulları, bakım ve besleme tekelerin performansını
direkt olarak etkilemektedir. Bu nedenle çiftleşme döneminden önce
tekeleri çok yağlandırmadan ek besleme yapmalı ve bu çiftleştirme
boyunca da devam edilmelidir. Çok yaşlı tekeler kullanılmamalıdır.
Ayrıca tekelerin atlamasını engelleyecek tırnak sorunları ya da
sakatlıklar dikkate alınmalıdır. Çok sıcaklık teke performansı ve sperma
kalitesini olumsuz yönde etkilemektedir. Bu nedenle çiftleştirme sabah
erken saatlerde ya da akşamüstü saatlerinde yapılmalıdır.


Gebelik: Keçilerde gebelik süresi ırka, yaşa, doğacak oğlağın
doğum tipi ve cinsiyetine ve enlem derecesine göre değişir. Örneğin
erken gelişen ve döl verimi yüksek keçi ırkları geç gelişenlerden ikiz
doğum yapanlar tek doğum yapanlardan tropik de yetişenler ılıman iklimde
yetişenlerden daha kısa süren gebelik sürelerine sahiptirler.

Keçilerde gebelik süresi 144–157
gün arasındadır, ortalama 5 ay olarak kabul edilir. Gebeliğin ilk 2
ayında hücre çoğalması çok hızlı olmakta, yavrunun rahim içerisinde
büyümesi ise 4. ve 5. aylarda
hızlanmaktadır. Bu nedenle bu dönemlerde keçilerin bakım ve beslenmesine
dikkat edilmelidir.
Keçilerde gebeliğin ilk
belirtisi kızgınlığın aşımdan sonra tekrarlanmayışıdır. Bu amaçla
keçilerde arasına katımdan 18–22 gün sonra arama tekesi konur. Gebe
kalmış keçi bir daha kızgınlık göstermez dolayısıyla tekeden kaçar.
Bunun dışında diğer belirtiler arasında dayanışmalarında meydana gelen
değişimler söylenebilir. Hayvan sakinleşir, çiftleşme isteği yok olur
daha sonra yem yeme isteği artar.

http://gizlihazineler.yetkin-forum.com

8 DOĞUM ( OĞLAKLAMA ) Bir Paz Ağus. 01, 2010 9:14 pm

CANTAR

avatar


DOĞUM ( OĞLAKLAMA )
Keçilerde oğlaklama,
hazırlık aşaması ( 2–6 saat ), yavrunun dışarıya çıkartılması
(0,5–2.0 saat) ve plasentanın atılması (0,5–8 saat ) olmak üzere
3 aşamada gerçekleşir.


Keçilerde doğumun
yaklaşması ile meme gelişimi hızlanır ve vulva dudakları ödemli bir
görünüm kazanır. Keçilerde doğumda 48 saat önce vücut sıcaklığı 0,5
derece düşer. Rektal sıcaklığı 39,2 dereceden aşağı keçiler seçilerek
%80 ninin 2 gün içerisinde doğum yapmadığı tespit edilmiştir. Doğumu
yaklaşan keçiler daha çok göğüsleri üzerine yatarlar. Memelerden süt
sızdırmaya başlar. Bu sırada özelikle oksitosin hormonunun etkisi ile
uterus kontraksiyonları (kasılmaları) oluşur. Amnion kesesi ile vaginaya
itilen yavru döl yolunda kasılmaların etkisi ile ilerlemeye devam eder
ve vulvanın ağzında görülür. Ayaklar vulvadan dışarıya çıkmaya başladığı
anda amnion kesesi de yırtılır ve yavrunun döl yolundan geçmesini
kolaylaştıran sıvı kayganlığı sağlar. Ön ayaklardan sonra onların
arasında baş göğüs ve kalça sırası ile dışarı çıkar. Keçilerde gebeliğin
son iki haftasında uterus saatte bir kez 5 dakika süreli kontraksiyonlar
gösterir. 12–24 saat önce kontraksiyonların sıklığı artar ve doğumun
gerçekleşmesine 2–8 saat kala keçide artık doğumun ilk aşaması
başlamıştır ve kontraksiyonların sıklığı ve gücü artar. Doğumdan hemen
sonra yavru zarları ayrılmaya başlar birkaç saat sonra atılır. Yirmi
dört saat içinde atılmamış ‘’eş’’ için müdahale gerekmektedir. Aktif
abdominal kontraksiyonlar başladıktan 1 saat sonra yavru doğmaz ise güç
doğum olarak nitelenir. Oğlak genellikle doğumdan sonra 10–30 dakika
içerisinde ayağa kalkar. Keçilerde ikiz doğumlar tek doğumlardan daha
hızlı olur. Çoğuz doğumlar ortalama 30 dakika ara ile gerçekleşir.
Oğlakların %70’i ön geliş %30’u ise arka geliş durumunda doğarlar.
Oğlaklama sırasında ya da hemen sonrasında göbek kordonu kendiliğinden
kopar. Plasenta da oğlaklamadan 1–2 saat sonra düşer ve uterus
involusyonu genellikle 1 ay sürer. Keçilerde doğum zamanı belirli
saatlerinde yoğunlaşabilmektedir. Keçilerin çoğu sabah 6,30 ile öğlenden
sonra 14,30 arasında doğurmaktadır. Öğlenden sonra ile gece saatleri
arasında doğumlar daha az görülmektedir. İki normal doğurma pozisyonu
vardır. Burun ön iki ayağın arasındadır ya da arka iki ayak bir
aradadır. Yavru doğru tarafta ve yüz üstü pozisyonda olmalıdır


Güç doğumlar için uzman
veteriner hekimin müdahale etmesi anaç ve yavru sağlığı açısından çok
önemlidir. Ancak durum acil ya da uzmana ulaşamayacak durumda iseniz
aşağıdaki uygulamaları yapabilirsiniz. Doğum başladıktan sonra 1 saat
içinde sona ermiş olmalıdır. Eğer hala yavru doğmamışsa, ellerinizi
yıkayın ve yavaşça rahmin içine sokun ve neyi aksi gittiğini anlamaya
çalışın. Mümkünse yanınızda keçiyi tutmak için bir yardımcı olması
işinizi kolaylaştıracaktır. Yavruyu normal doğum pozisyonuna getiren
kadar hareket ettirin. Zor doğum durumlarında, ellerinizin temiz
olmasına ve tırnaklarınızın kısa olmasına dikkat edin.


Ön ayaklar geride ise:
Elinizi içeriye sokarak yavrunun boynuna, daha sonra göğsüne ve sonra da
ön ayaklarından birinin dirseğine ulaşın. Bir parmağınızla ön bacağı
çekin ve ileri doğru yavaşça düzleştirin. Eğer başarılı olamadıysanız
diğer ön ayağını deneyin. Bir omzunu ve daha sonra diğerini yavaşça
keçinin dışına almaya çalışın.

Ayaklar hazır fakat kafa geriye
bükülmüşse: ayakları
tekrar rahime itin. Elinizi rahmin içine kaydırın. Ve başı elin avucu
ile kavrayın ve bacakları dalış pozisyonuna getirirken, başı hava
kaldırın. Avuç içi ile ve parmaklarla kafaya yol gösterin, eklemlerdeki
araya girinceye kadar devam edin. Kordonu,
yavrunun vücuduna giren öldürücü mikroplardan arınmak için iyodine
batırın. Göbeği iyodin içeren bir kapla kaplayın. Açık olan yeri
yavrunun vücuduna tutun ve 1 dakika bekletin. Eğer yavru cansız
görünüyorsa arka ayaklarından tutun, hızlı ve sertçe çekin. Kalbin
ortasına parmaklarınızla yavaş dokunuşlar yapın. Burnunu ve boğazını
temizleyin. Suni solunum yapmayı deneyin. Doğumdan hemen sonra
yavruların ağız sütünü almaları çok önemlidir. Öncelikle annenin meme
başlarını temizleyin ve memedeki ilk sütü dışarı akıtın. Daha sonra
yavrunun anne memesini tutmasına yardım edin. Bu konu özelikle ilk
doğumunu yapan annelerde ve çoğuz doğumlarda oldukça önemlidir.


Doğumda ve doğumdan sonra meydana gelebilecek
olaylar:




  1. Oğlakların tırnaklarındaki
    beyaz renkli tabaka doğumdan sonra soyulabilir.



  2. Oğlakların dışkıları zift
    gibi olabilir.



  3. Oğlağın dışkısı doğumundan
    sonraki 10 gün içerisinde ‘’mekonyum’’denilen sarımsı ve
    cıvık bir kıvamdadır.



  4. Oğlak doğumundan sonra,
    emmeden önce bile dışkılayabilir.



  5. Bazen oğlakların
    bacaklarının tam olarak düzelmesi ve uyumlu olarak çalışması birkaç
    gün sürer.



  6. Genellikle her oğlak için
    bir plasenta vardır. Ama bazen de iki oğlak olsa bile sadece bir
    tane plasenta vardır. Bazen doğumdan sonra anası plasentayı
    yiyebilir.



  7. Analarda doğumdan 2 hafta
    sonrasına kadar kanama ve yapışkan madde görülebilir.



Oğlak büyütme: Bir
hayvancılık işletmesinde yavruların büyütülmesi o işletmenin verimliliği
açısından üzerinde önemle durulması gerekli bir konudur. Bir işletme
kaynakların doğru kullanılması ekonomik kayıpların önüne geçilmesi
açısından önem taşımaktadır. Büyütme sırasında yavruların gereksinim
duyduklarından daha fazla süt emmelerine izin verilmesi ana ürünü süt
olan bir işletmede karlılığı azaltacaktır. Bu bağlı olarak yetiştirme
amacına göre kuzu ve oğlaklar farklı sistemler kullanılarak
büyütülmelidir. Burada vurgulanması gerekli olan bir konu tüm yavruların
ilk hafta kolostrum denilen ağız sütünü almalarının sağlanmasıdır. Bu
sütün, hem içerdiği önemli maddeler ( mineral madde vitamin ve
bağışıklığı güçlendirici maddeler ), hem de gebelik yavruların
bağırsaklarında biriken pisliklerin dışarıya atılımı için yavrulara
emdirilmesi zorunludur. Bu dönemi takiben aşağıda önerilen sistemlerden
herhangi birisi yetiştirme amacına göre uygulanabilmektedir.


Analı Büyütme: Bu
sistem genellikle ekstansif koşullarda uygulanmaktadır. Bu sistemde
yavrular gece ve gündüz sürekli anası ile tutulmaktadır. Yaklaşık olarak
4–5 ay süren emişmeleri sağlanan yavrular, bu yaşlarda analarından
ayrılmaktadır. Bu yöntemle büyütülen yavrulan gereğinden fazla
emiştikleri için sağım çok az ya da söz konusu olmamaktadır. Genellikle
1,5 aylık yaştan itibaren yavrular fenni yem ve kaba yem tüketmeye
başlarlar. Dolayısıyla bu yöntemde yavrular gereksiz yere fazla miktarda
emiştirilmiş olmaktadır. Çok fazla uygulanmasına rağmen önerilmeyen bir
sistemdir.


Kalıntı Sütle Büyütme:
Bu özelikle sütlü işletmeler tarafından tercih edilen bir yöntemdir.
Ağız alındıktan sonra 1–1,5 aylık olana kadar anaları ile birlikte
tutulur ve emişmeleri sağlanır. Ancak bu süreç içinde mutlaka kaba ve
fenni yeme alıştırılmaları gerekmektedir. Bu aylardan sonra farklı
yöntemler uygulanabilir. Bu yöntemler aşağıda maddeler halinde
açıklanmıştır.


Akşam kalıntı sütle
büyütme: 1,5 aylık yaştan sonra gece anaları ile tutulmakta, sabah
ayrılmakta, akşam ise anaları sağıldıktan sonra emişmeleri
sağlanmaktadır. Yani akşam kalıntı süt emmektedirler. Yavrular geceyi
anaları ile birlikte geçirmektedirler. Bu uygulama yavrular 3 aylık
yaşına ulaşana kadar devam etmekte, daha sonra analarından yavaş yavaş
ayrılmaktadırlar. Önerilen bir sistemdir. Bu sistemde yavrular kaba ve
fenni yem yedikleri için daha iyi büyümekte ve gelişmektedir.

Sabah kalıntı sütle büyütme: Bu
sistem akşam ile benzerlik göstermektedir. Bu kez akşamları tam
emişmekte, sabahları kalıntı süt emmektedir. Ancak burada önemle üstünde
durulması gerekli olan konu büyütme
döneminin hangi mevsimde gerçekleştiğidir. Eğer yavrular gece
analarından ayrılıp sabah sağımından sonra tüm gün anaları ile
tutuluyorsa mutlaka korunaklı ve yavruların üşümesinin engellendiği bir
ortamda büyütülmelidir. Bu uygulamada yavrular 3 aylık yaşa
ulaştıklarında yine aniden değil 1 hafta içinde sona erdirilmelidir.


Sabah-akşam kalıntı
sütle büyütme: bu sistemde yavrular 1,5 aylık yaşa ulaştıklarında
analarından ayrılmakta, sabah ve akşam sağımdan sonra belirli bir süre
memede kalan kalıntı sütü emmekte ve sonra analarından ayrılmaktadırlar.
Bu sistemde de yavruların mutlaka korunaklı ve yavruların üşümesinin
engellendiği bir ortamda büyütülmelerinin zorunlu olmalarıdır. Ayrıca
fenni ve kaba yem tüketmeye de başlamış olmaları gerekmektedir. Bu
uygulamada yine 3 aylık yaşta sona ermekte ve yavrular 1 hafta
içerisinde yavaş yavaş sütten tam olarak kesilmektedir.


Karma sistemde büyütme:
Bu sistemde yavrular 1,5 yaşa ulaştıklarında akşam kalıntı, sabah
emişmekte,1,5–2 aylık sabah akşam kalıntı süt emmekte, 2–3 ay arası ise
sadece akşam kalıntı süt emmektedir. Bu da yine işletme ekonomisi ve
yavru büyümesi açısından önerilen bir sistemdir.


Yapay Büyütme:
yavrular kolostrumu almalarından hemen sonra anasından tamamen ayrılarak
süt ikame yemler ile büyütülmektedir. Bu sistem entansif keçi
yetiştiriciliğinde çok yaygındır. Keçi mandıracılığı yapan çiftçiler
için çok uygun olmasına rağmen ekonomik gücün yüksek olmasını gerektiren
bir sistemdir. Çok fazla temizlik, hijyen, doğru iş ve kapsamlı yönetim
beklenilmektedir. Oğlaklar 3. haftada iyi kalitede kaba yem
tanıştırılmalı ve serbest yemlemeye alıştırılmalıdır. Oğlaklar 2,5 aylık
yaşa ulaştıklarında verilen süt ikame yemi yarı yarıya azaltılır ve
bundan 2–4 hafta sonra oğlak sütten tamamen kesilir. 13 haftadan sonra
oğlaklar çok oranda iyi kalitede kaba yem ve birazda konsantre yem
verilmesi yeterli olacaktır. Eğer birbirine yakın zamanda doğan oğlaklar
varsa onların sosyalleşmesi için her gün oğlaklar bir araya getirilir.
Aynı zamanda anaların sürü ile dışarı çıkmalarına izin verilebilir.
Analarının yayılmakta oldukları zamanda oğlaklara tahıl ve mineraller
verilir.

http://gizlihazineler.yetkin-forum.com

9 KALITSAL KUSURLAR Bir Paz Ağus. 01, 2010 9:15 pm

CANTAR

avatar



KALITSAL KUSURLAR:

Tüm hayvancılık faaliyetlerinde
olduğu gibi kalıtsal kusurlar keçi yetiştiriciliğinde de
istenmeyen bir durumdur. Kalıtsal kusurları oluşturan genler ise
yavrulara ana ve babadan geçerler. Bu kusurlardan bazıları
öldürücü bazıları ise yarı öldürücüdür. Başarılı bir
yetiştiricilikte bu kusurlara sahip ana ve babalardan doğan
yavrular ayıklanarak bu özelliklerin devamını engellerler.
Keçicilikte ortaya çıkan yarı öldürücü genlerin sebep olduğu
kusurlar arasında; cücelik, kısa alt çene, kulaksızlık
sayılabilir. Öldürücü etkiye sahip genlerin oluşturduğu kusurlar
ise 2 ana gruba ayrılırlar. Bunlar; vücut kusurlar ve üreme
kusurlarıdır.


Vücut Kusurları:
Vücut kusurları arasında sırasıyla; kulaksızlık, cücelik, kılsızlık, diş
sayısında görülen anormallikler, fazla meme başlılık ile memelerin kanal
tıkanıklığı, sinirlilik, kısa alt çene, eklem anormallikleri
sayılabilir. Bu kusurların bir kısmı ölüme sebebiyet vermese de bir
kısmı zaman içerisinde yavrunun ölümüne neden olmaktadırlar. Örneğin,
kısa alt çenelilik veya papağan çenelilik düşük bir dudak şeklinde
ortaya çıkar. Anormal bu ağız yapısı oğlağın anasını emmesini
engelleyeceğinden kısa ir süre sonra ölüm ortaya çıkar. En önemli
kusurlardan sayılan fazla meme başlılıktan özellikle süt keçisi
yetiştiren ve otomasyona dayalı sağım yapan yetiştiriciler için
istenmeyen bir durumdur. Yine meme kanallarının tıkanıklığı durumunda
memede süt üretilmesine karşın meme bezlerinden akıtıcı kanala süt
inmediğinden süt elde edilemez.


Üreme Kusurları:
Üreme kusurları başarılı ve karlı yetiştiricilik yapmak isteyen
hayvancılık işletmeleri için en istenmeyen durumlardan bir tanesidir.
Örneğin tekelerde yumurtalıklardan birisinin veya ikisinin karın
boşluğunda sıkışıp kalması ( kriptorşizm) dölleme yeteneğini
kaybetmesine neden olacağından en istenmeyen durumlardan birisidir. Eğer
testislerden birisi dışarıda olursa teke dölleme yeteneğinde olur. Fakat
her ikisi de karın boşluğu içerisindeyse vücut ısısı sperm üretmesine
engel olacağında kesinlikle dölleme yeteneğinde değildir.


Bir başka üreme kusuru ise,
skrotum fıtığı olup skrotumun dışarıdan çok büyük bir görüntü vermesi
ile ortaya çıkar. Testisler körelerek asıl görevlerini yapamaz olurlar
ve tekelerde dölleme yeteneğini kaybederler. Testislerin gelişememesi de
bir başka kusur olup yine dölleme yeteneğinin kaybolmasına neden
olmaktadır.

Keçilerdeki üreme kusurları ise
çift cinsiyetlilik, ikiz doğumlarda farklı cinsiyete sahip oğlaklar
doğmuşsa cinsiyet bozuklukları dolayısıyla kısırlık, yumurtalıkların
gelişememesi gibi durumlar sayılabilir. Bilinçli bir yetiştiricilikte bu
özellikleri taşıyan gerek erkek gerek dişi hayvanların döl verimlerine
olanak sağlayacak bir ayıklama yapılır.

http://gizlihazineler.yetkin-forum.com

10 KEÇİ SÜTÜNDEN ELDE EDİLEN ÜRÜNLER Bir Paz Ağus. 01, 2010 9:16 pm

CANTAR

avatar


KEÇİ SÜTÜNDEN ELDE EDİLEN ÜRÜNLER:

Bu bölümde öncelikle
neden keçi sütü? sorusunun
cevabı irdelenecektir. Keçiler vücut ağırlıklarına göre daha büyük ve
daha aktif tiroit bezine sahip oldukları için, yemle aldıkları karotenin
daha etkin olarak vitamin A ya çevirerek süte geçirmektedir. Bu nedenle
diğer hayvan türleri ile kıyaslandığı zaman keçi sütünün rengi daha
beyaz görünümdedir. Keçi sütünün yağ ve proteinleri inek sütüne göre
daha küçük ve yumuşak yapıda olduğu için daha kolay sindirilmektedir. Bu
nedenle birçok Avrupa ülkesinde özellikle bebeklerin ve hastaların
beslenmesinde yaygın olarak kullanılmaktadır. Ayrıca b vitaminleri ve
fosfor bakımından oldukça zengin olan, özellikle sindirim sistemi
hastalıklarını ve süte alerjisi olan kişiler tarafından yoğun olarak
tüketilmektedir. Keçi sütünde üretilmiş bazı peynir çeşitleri Avrupa ve
Amerika’da özel dükkânlarda (Health shop) satılmaktadır. Belli oranda
sulandırılmış keçi sütü anne sütüne oldukça benzerlik göstermektedir.

Keçi sütünün kuru madde oranı ineklere çok
benzerdir. Hatta bazı ırklarda laktasyonun son dönemlerinde %15–18
düzeyine kadar artış göstermektedir. Bu nedenle 1 kg peynir yaparken
gereksinim duyulan süt miktarı sığırınkine yakın hatta bazen daha az
miktarda olabilmektedir.

Keçi sütünden imal edilmiş peynirler yüksek düzeyde
pazarı olan ürün çeşididir. Gelişmiş olan birçok Avrupa ülkesine keçi
sütünden imal edilmiş peynirler pahalı peynirler arasında yer
almaktadır. Bu ülkeler içerisinde Fransa, Keçi peyniri üretimi
bakımından lider ülke konumundadır ve tüm dünya ülkelerine ürettiği " chevres
"
denilen peynirleri ihraç etmektedir. Özellikle Fransa’nın Berri
bölgesinde imal edilen " Corritin de Chavignal " adı verilen peynir
çeşidi dünyanın en pahalı peyniridir. Fransız keçi peynirleri
Türkiye’deki süper marketlerde 35–40 USD/kg olarak satılmaktadır. Keçi
peynirleri; taze yada olgunlaştırılmış olarak pazarlanmakta ve yarı
yumuşak sert ya da çok sert olarak sınıflandırılmaktadır. Türkiye’de de
" Davar peynirleri " özellikle Akdeniz bölgesinde yoğun olarak üretilmek
de ve oldukça düşük fiyatlarda pazarlanmaktadır. Daha çok tulum peyniri
olarak imal edilen bu peynirler ilkel koşullarda işlenmektedir.

Keçi sütünden imal edilen yoğurt da 4 farklı
şekilde pazarlanmaktadır. Bunlar; süzme yoğur, normal yoğurt, katı
yoğurttur. Bazı ülkelerde keçi yoğurdu meyve ile karıştırılıp farklı
teknolojiler kullanılarak ‘’frozen yoğurt’’ adı altında dondurma benzeri
olarak satılmaktadır. Özelikle katı yoğurt uzun süre dayanması nedeni
ile çok fazla tercih edilen bir yoğurt çeşididir. Ülkemizde de özelikle
Hatay’da üretilen yöresel ‘’tuzlu yoğurt’’ un ham maddesi de keçi
sütüdür.

Dondurma imalatın da keçi sütünün ülkemiz için
özel bir önemi vardır. Çünkü ünü ülke sınırlarını aşmış ‘’Maraş
dondurmasını’’ ham maddesi de yine keçi sütüdür. Keçi sütü gerek kolay
dondurması ve kuru madde içeriğinin yüksel olması gerek aroması yönünden
Maraş dondurmasının vazgeçilmez ham maddesidir. Ancak keçi sütünün ancak
mevsimlerde üretilmesi sonucunda dondurma imalatçılarının diğer sütlere
yönelmesine neden olmaktadır.

http://gizlihazineler.yetkin-forum.com

11 KEÇİ KILINDAN ELDE EDİLEN ÜRÜNLER: Bir Paz Ağus. 01, 2010 9:20 pm

CANTAR

avatar


KEÇİ KILINDAN ELDE EDİLEN ÜRÜNLER:

Endüstride ve
tekstil de doğal hayvansal liflerin çok önemli bir yeri vardır.
Keçi kılından elde edilen ürünler Tiftik (angora de moher de
denilir), kaşmir (pashmina), kaşgora ve kaba üst kıllardır.
Kaba üst kıllar daha çok koruma amaçlı alt kıllar ise (kaşmir
üretilen) ısı yalıtımı için kullanılırlar. Alt kıllar fiziki
çevre koşullarından çok fazla etkilenmezler.

Anavatanı Anadolu olan Ankara keçisi geçmiş
dönemlerde İngiltere ABD ve Güney Afrika’ya ihraç edilmiş ve yanlış
uygulamalar sonucunda bu yerli gen kaynağı korunamayarak
tiftik kalitesi
ve kantitesi azalarak günümüzde neredeyse tamamen yok olma noktasına
gelmiştir.

Moher yani tiftik Ankara keçisinden elde edilen
yumuşak parlak beyaz ve kemp kıl içermeyen bir hayvansal liftir. Genç
hayvanlar en yüksek kaliteli moheri üretirler. Bu tip yünler tekstil
firmaları tarafından tercih edilen ve pazarda da yüksek fiyata satılan
ürünler arasında yer almaktadır. Ancak gerek Ankara keçisinin oldukça
duyarlı oluşu ve yetiştiriciliğinin çok emek ve dikkat istemesi gerek
kırkımdan sonra elde edilen yünün doğru bir şekilde depolanması bu
konuda karşılaşılan bir handikaptır. Kaliteli moher üretimi için kırkım
yapağı dökümünde önce belirli dönemlerde yapılmalıdır. Özelikle gebelik
döneminde keçilerin bakım ve beslenme koşulları iyileştirilmelidir.
Manejmanın elde edilen ürünün kalitesi ve dolayısıyla fiyatı üzerine
önemli etkisi vardır.

Kaşmir yünü hayvansal liftlerin en değerlisidir.
Ankara keçisi dışında kalan tüm keçi ırklarından
kaşmir elde edilir. Bu
tip kıllar hakiki kıl dediğimiz ve kaba üst kılların altında kalan ince
parlak oldukça yumuşak olan kıllardır. Kaşmir, kırkım yapılmadan önce
özel taraklarla taranarak toplanabilmektedir. Bu işlemi her dönemde sık
aralıklarla tekrarlamak gerekir. Ancak en ideal zaman ilkbahar aylarında
ki döküm zamanıdır. En kaliteli lif Asya’nın yüksek kesimlerinde
yetiştirilen kaşmir keçilerine aittir. Kaşmir yünü daha çok dokuma
sanayisinde saf olarak kullanılmaktadır ve yüksek fiyatlarda
pazarlanabilen Şal, kazak, kumaş gibi tekstil ürünlerine
dönüştürülmektedir. Ülkemizde kaba üst kıllarda daha çok güney ve doğu
Anadolu bölgesinde dokunan tanınmışı ‘’Siirt battaniyesi’’ olan bir
çeşit dokumanın ham maddesidir. Daha çok dağlık bölgelerde yaşayan
halkın çadır, kilim, halı ve bazı giyim eşyaları yapımında
kullanılmaktadır.

http://gizlihazineler.yetkin-forum.com

12 KEÇİ CİNSLERİ Bir Paz Ağus. 01, 2010 9:23 pm

CANTAR

avatar



AFRİKA CÜCE

KEÇİSİ:













Afrika kıtasında ortalama 15
ülkede yetiştirilmektedir.













Görünüm Özellikleri :
Renkleri kahverengi siyah karışımı , siyah, beyaz,
kızıl ve bu renklerin karışım renginde olabilir. Erkeklerde
boynuzlar dışa ve geriye doğru, dişilerde daha uçlu , yukarı ve
geriye doğrudur. Kulaklar kısa, alın tüylü, dar ağızlı alt
çenesi üst çenesinden biraz daha dışarıda dır.






Verim Özellikleri :


  • Cidago yüksekliği: ortalama 30 - 50 cm.
  • Canlı ağırlık: Erkek: 20 - 25 kg; Dişi: 18 - 22 kg
  • Yılda 2 kez doğum yaparlar.
  • 4 ayda kızgınlık gösterirler.
  • Gebelik süresi: 145 - 150 gün.
  • İyi bakımda 15 yıl yaşarlar.










ALPİN KEÇİSİ:








Alpin keçilerinin değişik variyetleri
bulunmaktadır ve en ünlüsü Fransız Alpini ve daha az bilineni ise
Amerikan ve İsveç alpin'idir.















Görünüm Özellikleri:


Bu keçi ırkının her türlü iklim
ve işletme koşullarına adaptasyonu yüksektir. Alpin keçilerinde baş
ve kulaklar orta büyüklükte, kulaklar diktir. Bu keçi
ırkında vücut rengi bakımından bir standart yoktur. Vücut
renkleri beyazdan geyik yavrusu rengi, gri, kahverengi,
siyah, kırmızı ve bileşimlerinden oluşan hayvanlardadır.









Verim Özellikleri:





  • Canlı Ağırlık: Erkek: 80 - 90 kg; Dişi:
    60 - 80 kg




  • Süt verimi: 500 - 800 Lt



  • Laktasyon süresi: 200 - 250 gün



  • Süt yağ oranı: % 3 -3.7



  • Cidago yüksekliği: Erkek: 90 - 100 cm,
    Dişi: 70 - 80 cm




  • Bir batında oğlak sayısı: 2



  • Meme sütçü tip özelliklerine uygundur.













APPENZEL KEÇİSİ










İsviçre keçi ırklarındandır. Appenzel
keçisinin vücudu orta uzunlukta beyaz kıllarla kaplıdır. Güçlü
bir vücut yapısına sahiptir. Bacakları güçlü yapıda ve vücuda
iyi konumlanmıştır. Vücut yapısı saanen keçisini andırsa da
vücut yapısı saanen keçisine göre daha geniş ve küçük yapılıdır.
Boynuzları yoktur. Vücut yüksekliği erkek keçilerde 75–85 cm
iken dişiler de 70–80 cm dır. Vücut ağırlıkları erkeklerde 65kg,
dişilerde 45kg dır.














Appenzel keçisi süt verimi açısından diğer İsviçre
ırklarına göre farklı bir özelliği yoktur. Sütçü verimi iyi bir
ırktır. Süt verimi ortalama 700-800kg arasındadır. Sütte ki Yağ
oranı %2,9 protein oranı %2,7, laktasyon süresi 270 gündür.















Verim Özellikleri:




Canlı Ağırlık (ort.): Erkek: 65 kg
Dişi: 45 kg
Süt verimi: 250 - 700 kg
Laktasyon uzunluğu: 270 gün
Yağ oranı: %2.9
Protein Oranı: %2.7
Vücut Yüksekliği : Erkek: 75-85 cm
Dişi: 70-80 cm









http://gizlihazineler.yetkin-forum.com

13 KEÇİ CİNSLERİ Bir Paz Ağus. 01, 2010 9:27 pm

CANTAR

avatar


BAKIR (KUPFER) KEÇİSİ










Anavatanı İsviçre'dir. Bu ırk bakır çağından daha
önceleri varlığı bilinmekteydi. 1890 yılında Bakır keçisi olarak
adlandırılmıştır. "Siyah boyun" (Norduz)
ırkı keçiler ile akraba oldukları sanılmaktadır. Siyah boyun
keçilerinden farkı renginin bakır oluşu, başındaki yoğun
tüylerdir. Bu ırk Pro specia raka türündendir.













Günümüzde bu ırk yetiştiriciler tarafından tercih
edilmediği için 1968'den itibaren sayıları azalmıştır. 2007
yılında bakır keçisi koruma programına alınmıştır.













Görünüm
Özellikleri:






  • Baş kısmından gövdenin yarısına kadar bakır, geri kalan
    kısım beyaz'dır.




  • İri yapılıdırlar.




  • Erkek ve dişileri boynuzludur.




  • Uzun tüylüdür.




  • Et özelliğinden dolayı yetiştirilir.




  • Yavaş gelişme gösterir.
















BEETAL KEÇİSİ:












Anavatanı Hindistan'dır. Beetal iyi bir süt keçisidir. Genel
olarak jamnapari'ye benzer fakat
jamnapari'ye göre çevre koşullarına
daha kolay adapte olabilir. Ayrıca
jamnapari
'ye göre döl verimi daha yüksektir.













Görünüm
Özellikleri:






  • Değişik renk tonlarında keçiler görülebilir. Genel olarak
    ana renkler siyah ve kahverengidir.




  • Yüz hatları dış bükey dir.




  • Kulaklar uzun ve düzdür. Kulak uzunluğu ortalama 24cm dir.




  • Dişileri ve erkekleri boynuzludur. Boynuzları orta
    kalınlıkta, hafif kıvrımlı ve arkaya doğru yönelir. Boynuz
    uzunluğu ortalama 11 cm dir.




  • Kuyruk küçük ve incedir.




  • Meme büyük ve iyi gelişmiştir. Meme uçları koni
    biçimindedir.












Verim Özellikleri:





  • Canlı ağırlık: Erkek: 60 kg ;
    Dişi: 35 kg




  • Vücut uzunluğu: Erkek: 85.5 cm ; 70.5
    cm




  • Cidago yüksekliği: Erkek: 91.5 cm ;
    Dişi: 77.5 cm




  • Göğüs çevresi: Erkek: 86 cm ; Dişi:
    73.5 cm




  • Süt verimi: 177 kg



  • Laktasyon süresi: 187 gün





















BEYAZ ALMAN ASİL KEÇİSİ



Beyaz Alman Asil keçilerde
vücut rengi genellikle beyaz renktedir. Vücut kısa ve düz kıl
örtüsüne sahip kuvvetli ve sağlamdır. Boynuzsuzluk aranan bir ırk
özelliğidir. Sütçü bir ırk olması nedeniyle meme çok iyi
gelişmiştir. Almanya’da Saanen ve
Appenzel keçilerinin melezlenmesi ile elde
edilmiştir. Adaptasyon yeteneğinin iyi olması nedeniyle pek
çok ülkeye götürülmüştür. Türkiye’ye 1971 yılında
getirilmiştir.






Verim Özellikleri:


Ergin tekeler 70-80 kg, keçiler ise 60-70 kg
canlı ağırlığa sahiptir. Ortalama %3-4 yağlı ve bir Laktasyon da
700-950 kg süt verimine sahiptir. Elit sürülerde 1000-1200 kg süt
elde edilebilir. Keçiler yaklaşık olarak 240-300 gün sağılabilir.
Beyaz Alman Asil keçileri yüksek döl verimine ve oğlakların erken
gelişme yeteneğine sahip oluşu nedeniyle yemden yararlanama
yeteneği yüksektir.






http://gizlihazineler.yetkin-forum.com

14 KEÇİ CİNSLERİ Bir Paz Ağus. 01, 2010 9:49 pm

CANTAR

avatar


BOER KEÇİSİ










1900 yıllarında Güney Afrika'da Namaqua ve Fooku
halkı tarafından Hindistan ve Avrupa keçi ırkları ile melezleme
sonucu elde edildiği sanılmaktadır. Dünyanın birçok yerinde en
sevilen etçil keçi ırkıdır. Bu keçi ırkı ilk zamanlar Yeni
Zelanda üzerinden ihraç ediliyordu. Daha sonraları Güney
Afrika'dan ihraç edilmiştir.













Etçil keçi ırkları doğa'da bakımı en az zahmetli
hayvanlardır. Bu bol merada daha iyi anlaşılır. Dikkat edilmesi
gereken olay yetirince Bakır alabilmeleridir. Bu doğru ve
sağlıklı keçi yetiştiriciliği için gereklidir. Yeterince bakır
alamazsa anemi (Kansızlık), ishal, döl verim özelliğinde azalma,
abort (Düşük yapma), Lethargy (Kas uyuşukluğu) sebep olur. Keçi
yetiştiriciliğinde hazır yem ve mineral destekli özel yapım
katkılı gıdalardan uzak durulmalıdır.













Görünüm Özellikleri:






  • Baş ve boyun kahverengi, yüzde beyaz akma, vücut beyaz
    renktedir.




  • Erkek ve dişileri boynuzludur.




  • Uzun sarkık kulaklar.




  • Kurak ve yarı çöl bölgelerine olağan üstü dayanıklıdır.




  • Hastalıklara karşı dayanıklıdır.




  • Hızlı gelişim özelliği




  • Yüksek kalitede karkas randımanı




  • Yüksek döl verim özelliği




  • İkizlik oranı yüksektir.




  • Annelik iç güdüsü iyidir. (İlk doğumunda dikkatli olunmalıdır.)












Verim Özellikleri:






  • Canlı ağırlık: Erkek: 110 - 135 kg ; Dişi: 90 - 100 kg




  • Kızgınlık görülme yaşı: 5 ay




  • Gebelik süresi: 149 - 155 gün




  • Bir batında oğlak sayısı: 2.0




  • Boer keçisi X İspanyol Keçisi,
    Tiftik Keçisi, Kiko Keçisi,
    Nubiya Keçileri ile melezlemede
    oluşan F1 ler 7/8 Boer özelliği taşır.

















CHEVRE DES FOSSES KEÇİSİ









Anavatanı Fransa'dır. 1 milyon'dan az kalmıştır. Her
geçen gün sayıları azalmaktadır.













Görünüm
Özellikleri:






  • Orta boyludur.



  • Belirgin özellikleri 1 yılda kendi
    ağırlıklarının 10 katı süt vermesidir.




  • Hem etçil hem de sütçü özelliğinden
    dolayı yetiştirilir.




  • Erkek ve dişilerin boynuzları kısa ve
    incedir.




  • Kulaklar öne doğru düşüktür.









Verim Özellikleri:






  • Cidago yüksekliği: Erkek: 90 - 100 cm ; Dişi: 70 - 80 cm




  • Canlı ağırlık: Erkek: 90 - 100 kg ; Dişi: 50 - 80 kg




  • Süt verimi: 800 - 1000 Lt/yıl




  • ortalama yaşam süresi: 15 yıl




  • Bir batındaki oğlak sayısı: 1.0




  • 6 aylık oğlaklar kesime uygundur.




  • ilk kızgınlık yaşı: 5. ay








DAMASCENE KEÇİSİ:









Bu ırk Suriye ve Lübnan'da süt keçisi olarak
yetiştirilir. Aleppo, Baladi, Shami ve Chami olarak da
bilinmektedir.











Görünüm
Özellikleri:






  • Orta ve yüksek boyludur.



  • Kahverengi - kızıl, gri ve beyaz
    renktedirler.




  • Hem boynuzlu hem de boynuzsuz tipte
    olabilirler.




  • Çok evcil ve insana yakın yapıdadır.



  • Sürü hayvanı olduğundan genelde
    yayılımı severler. Bundan dolayı geniş alanda yayılırlar.




  • Orta uzunlukta ve sarkık kulaklara
    sahiptir.




  • Alt çene üst çeneden belirgin şekilde
    dıştadır.




  • Burun dışbükey ve yoğun tüylüdür.



  • Kısa kuyrukludur.






































http://gizlihazineler.yetkin-forum.com

15 KEÇİ CİNSLERİ Bir Paz Ağus. 01, 2010 9:54 pm

CANTAR

avatar


DAMASCUS KEÇİSİ:









Suriye, Arap ülkeleri ve Türkiye’de
yetiştirilir. Damascus yada Şam keçisi olarak bilinen kahverengi
veya kırmızı renkte sütçü bir varyetesinin yanında Halep, Member
yada Filistin keçisi olarak bilinen başka bir varyetesi vardır.
Genellikle ova arazilerde yetiştirilir. Yüksek ve soğuk yerlerde
adaptasyon sorunları gözlenir. Damascus keçilerinde hem
boynuzluluk hem de boynuzsuzluk ırk özelliğidir. Vücut uzun
kıllarla kaplıdır. Kulaklar uzun, geniş ve sarkıktır. Boyun
altında küpeler vardır.










Verim Özellikleri:





  • Canlı ağırlık: Erkek: 60 -90 kg; Dişi:
    40 - 65 kg




  • Süt verimi: 250 - 700 Lt



  • Laktasyon süresi: 200 - 290 gün



  • Bir batımdaki oğlak sayısı: 1.5 - 2.2







GİRGENTANA
KEÇİSİ :






Anavatanı
İtalya'nın Sicilya adasıdır. Aslında çok değerli bir ırktır.
Girgentana keçilerine ilk bakışta başka bir zamandaymış gibi
hissettirir. İlk başta 50 cm uzunluğunda kıvrık boynuzlar dikkati
çeker. Bu görünüm keçiye ayrı bir hava vermektedir. Tüyleri uzun ,
beyaz veya beyaz - kahve karışımı renklerdedir.Girgentana
keçilerinin ırkı çok eskilere dayanmaktadır. Bazı varsayımlara göre
çoğu evcil keçi ırklarının Asya'daki yabani keçilerden
Bezoar
türünden
olduğu sanılmaktadır. Ancak kimi uzmanlarca Girgentana keçisinin
Afganistan'daki Markhor keçi ırkından türediği sanılıyor.




Markhor Keçisi

Girgentana keçisi daha çok süt üretimi ve et üretimi
için yetiştirilir. Bu ırk yılda 400 Lt süt vermekle beraber en iyi
bakımlı keçileri bu miktarın 2 katına çıkabilmektedir. 1970'li
yıllara kadar Sicilya'da sadece evcil hayvanı olarak
yetiştirilirken. İlerleyen zamanda bu ırkın ciddi süt verim özelliği
fark edilmiştir; Ama ticari işletmelerde aşırı kesimden dolayı nesil
tükenme riski ile karşı karşıya kalmıştır.





1990'lı yıllara gelindiğinde girgentana keçisinin
nesli neredeyse tükenmekteydi. 1992'de saf girgentana keçisi 5000
adet iken 1996 yılına gelindiğinde bu sayı 50 adet'e kadar
düşmüştür. Son birkaç yılda koruyucu vakıflar nesli tükenmekte olan
bu ırkı koruma programına alıp; İsviçre'de tekrar üretilmeyi
başarıyla koordine etmiştir. Yıl 2004'e gelindiğinde İtalya da 750 adet , Almanya
da 130 adete ulaşılmıştır.


Verim Özellikleri:


  • Vücut ağırlığı: Erkek: 70 - 80 kg; Dişi: 40 -50 kg
  • Cidago yüksekliği: Erkek: 70 - 80 cm; Dişi: 40 - 50 cm
  • Boynuz uzunluğu: Erkek: 60 cm; Dişi: 40 cm


HONAMLI
KEÇİSİ :











Akdeniz Bölgesi toros dağları etekleri, Antalya, Konya ve Isparta
üçgeninde bulunur.




Görünüm
Özellikleri:






  • Beden çoğunlukla siyahtır. Antalya yöresinde yetiştirilen
    saf Honamlı keçilerinde alın ve ayaklar beyaz veya kahverengi vücut
    siyahtır. Bazen kırçıl renkte olanlarına da vardır.




  • Erkekte boynuzlar dişilerden daha iyi gelişmiş kendi ekseni
    etrafında kıvrılmış, kulak etrafında yay çizerek geriye
    doğru uçları aşağıya ve öne doğru uzar.




  • İri yapılı, uzun vücut yapısına sahip bir ırktır.



  • Kuyruk,
    kıl
    keçi
    'den daha uzun ve püskül görünümündedir.




  • Kulaklar küçük ve kalındır.



  • Saflık nişanelerinden biri alnındaki boynuzlar arası
    mesafedir. Bu mesafe 2 parmak (2 cm.) olmalıdır.




  • Dikkat çeken en önemli özelliği kemerli bir burun yapısıdır.




  • Analık yeteneği yüksektir.




  • Özellikle zayıf meraları iyi değerlendiremezler.




  • Gözler belirgin şekilde iri ve canlı renktedir.




  • Bakıcısı ile oynamayı çok severler.











Verim
Özellikleri:






  • Canlı ağırlığı: Erkek: 70 - 90 kg ; Dişi: 50 - 60 kg




  • Bir batındaki oğlak sayısı: 1.5




  • Oğlak doğum ağırlığı: 3- 4 kg




  • Sütten kesim ağırlığı: 16 kg (90.gün)




  • Süt verimi: 135 - 216 Lt




  • Kıl verimi: 0.5 kg





http://gizlihazineler.yetkin-forum.com

16 KEÇİ CİNSLERİ Bir Paz Ağus. 01, 2010 9:58 pm

CANTAR

avatar


İSPANYOL KEÇİSİ



İspanya kökenli bir keçi
ırkıdır. 1500 lü yıllarda İspanya’dan karayip adalarına getirilen
keçi daha sonra ABD ve Meksika’ya yayılmıştır. İspanyol keçi Amerika
kıtasında gelişti. Süt ve et Yönünden yetiştirilmiştir. Kuzey
Amerika, Orta Amerika ve Güney Amerika kıtasında yayılmıştır.
İspanyol keçinin süt verimini artırmak amaçlı birçok melezleme
çalışmaları yapılmıştır.






Günümüzde safkan İspanyol keçinin
varlığı azalmıştır. Süt verimini artırmak amaçlı melezleme
çalışmalarının artmasıyla bu ırkın genetiğinde değişiklikler
olmuştur.




İspanyol keçilere ilginin artması keçi eti
sektöründeki gelişmeler ve keçi etinin öneminin artmasıdır. İspanyol
keçiler sağlam yapılı ve çevre koşullarına dayanıklıdır. Kaba yem
yeme ve zor ortamlarda yaşama kabiliyeti yüksektir. Bu özelliği onu
uzun ömürlü ve verimli kılar. İspanyol keçilerin et verimleri
iyidir.






İspanyol keçinin değişik melezleri
bulunmakla beraber bu ırkın canlı ağırlığı 50-200kg arasında
değişir. Genellikle boynuzludur ve erkeklerde boynuzlar büyük
olabilir. Boynuzları uzundur ve kıvrılmış vaziyettedir. Kulakları
büyüktür ve yatay bir şekilde ileriye dönük olarak kafanın yanı
başında tutulur.






İspanyol keçiler ABD için benzersiz global
kalıtsal bir kaynaktır. Bu ırkın tahmin edilen nüfusu 8000
civarındadır.


JAMNAPARİ KEÇİSİ:














Adını Hindistan'daki Uttar Pradesh bölgesindeki Jamna Par
(Jamna Nehri) dan almıştır. Jamnapari Hindistan'ın büyük keçi
ırklarındandır. Yetiştirilme amacı et ve süt tür. Diğer ülkelere
bu sebepten dolayı yayılmıştır. Günümüzde saf jamnapari ırkı
keçilerin sayısı 5000 i geçmez.











Görünüm Özellikleri:



En tipik görüntüsü kafadan boyuna kadar yünlerinde
beyaz üzerinde kahverengi küçük lekeler olmasıdır. Diğer
belirgin özelliği kıvrık tüylü ve dışa doğru burun yapısıdır.
Kulaklar çok uzun , düşük ve sarkıktır. Kulak uzunluğu 25 - 30
cm arasındadır. Erkek ve dişi de boynuzludur. Boynuz uzunluğu
8-10 cm arasındadır. Kuyruk ince ve kısadır. Sırt bölgesinde
yoğun kıl yapısına sahiptir. Meme yapısı uzun yuvarlak ve şişe
görünümündedir. En uygun yaşam koşulları 19 - 32.5
°C dir















Verim Özellikleri:






  • Canlı ağırlığı: Erkek: 44.5 kg; Dişi: 38 kg




  • Vücut uzunluğu: Erkek: 77.5 cm; Dişi: 75 cm




  • Süt Verimi: 201 Lt




  • Laktasyon Süresi: 191 gün






KALAHARİ KEÇİSİ










Anavatanı güney Afrika'dır. Aslında kabul etmek lazım
ki doğada her zaman güçlüler kazanır. Bundan yola çıkarak
melezler safkan ırklara göre daha hassastır. Kalahari keçileri
genetik olarak olağan üstü dayanıklı olduklarını
ispatlamışlardır.













Görünüm
Özellikleri:






  • Renkleri kızıldır.




  • İri ve sallı yapıdadır.




  • Kulaklar uzundur.




  • Aşırı zor şartlara dayanıklıdır.(Çöl, kuraklık, sıcak iklim)




  • Neredeyse sağlık sıkıntısı yaşanmaz.




  • Eti az yağlı ve tam tadındadır.




  • Annelik içgüdüsü çok iyidir.




  • Yüksek döle verim özelliğindedir.




  • Süt verimi iyidir.




  • Diğer ırklarla et özelliği için melezlemeye çok uygundur.




  • Oğlaklar hızlı gelişme gösterir.




  • Parazitlere karşı dayanıklıdır.




  • Erkek ve dişileri boynuzludur.









Verim
Özellikleri:






  • Canlı ağırlık: Erkek: 115 kg ; Dişi: 75 kg




  • Yılda 2 kez doğum yapar 3 yavru verir.




  • Oğlaklarda haftada 1.5 kg canlı ağırlık artışı görülür.




  • İyi bakımla oğlaklar günde 400 gr canlı ağırlık artışı
    sağlanabilir.















http://gizlihazineler.yetkin-forum.com

17 KEÇİ CİNSLERİ Bir Paz Ağus. 01, 2010 10:01 pm

CANTAR

avatar


KAMORİ KEÇİSİ:












Pakistan'ın Dadu, Larkana ve Nawab shoh bölgesine ait
keçi ırkıdır.











Görünüm
Özellikleri:






  • Kızıl-kahve veya beyaz ve siyah lekeli
    renktedirler.




  • Orta ve Yüksek boyludurlar.



  • Uzun gövdeli (sallı)



  • Sağlam meme yapılıdır.



  • Erkek ve dişileri boynuzludur. Yapısı
    spiral ve geriye doğru diktir.










Verim Özellikleri:





  • Süt verimi: 1.5 Lt/gün










KAŞMİR KEÇİSİ:





Kaşmir'in
anavatanı Pakistan-Hindistan ortak bölgesi kaşmir eyaletidir.
Günümüzde Çin , Moğolistan , İran , Afganistan ve Himalaya bölgesinde
yetiştirilir. Avrupa'ya 200 yıl önce getirilmiştir. Avrupa da en çok
İskoçya da yetiştirilir. 1970 yılında Avustralya ve Yeni Zelanda
da
büyük kaşmir çiftlikleri kurulmuştur. 1989 yılında Amerika ya kadar
uzanmıştır.







Görünüm Özellikleri:
Kaşmir keçileri beyaz'dan gri'ye , kahve'den siyah'a çalar renktedir. Kaşmir keçisinde 2 çeşit tüy yapısı bulur.
Üst tüyler ortalama 10-30 cm arasındadır. Alt tüyler 4-6 cm'dir.
Kaşmir keçisi bu alt tüyleri için yetiştirilir. Kaşmir keçilerinin kulakları sarkıktır.
Boynuzları kıvrık yapıdadır. Genelde sakin yapıya sahip olmalarına
rağmen liderlik mücadelesi için kavga ederler. Tırmanmayı ve
zıplamayı çok severler.





Bakımı:
Diğer keçi ırklarından yetiştirilme açısından çok bir
farkı yoktur. Kış şartlarına dayanma gücü diğer ırklara göre daha
yüksektir. Rakım 4000-5000 m. de yaşayabilirler. Kaşmir keçileri
ahır hayatına uygun değildir. Yaz aylarında yayılımda kalırlar ancak
şiddetli yağmurlarda ve aşırı soğuklarda barınağa ihtiyaç duyarlar.








Verim Özellikleri:



  • Canlı ağırlık: Erkek: 70 kg; Dişi: 40 -50 kg
  • Cidago yüksekliği: 60 cm
  • Alt yün miktarı: 150 - 300 gr/yıl
  • Tüy inceliği: 14 micron




Kaşmir Yünü:
Kaşmir Keçisinin üst tüyleri aslında normal koyun
yününden çok bir farkı bulunmamaktadır. Hacmen koyun yününe kıyasla
daha incedir. Bu onu daha kaygan ve yumuşak yapar. Keçinin ağır kış
şartlarına dayanmasını sağlayan aslında alt tüyleridir. Üst tüyler
bu alt tüyleri sarıp bizim için değerli olan alt tüyleri korumaktır.
Üst tüyleri ip,çuval ve kilim üretiminde kullanılır.

Üst ve Alt tüylerin ayıklanması ve alt tüylerin
kalite oranına ulaşmak için özel mekanik işlemlerden geçmektedir. Bu
makineler en az 100 kg kaşmir tüyü ile çalışmaktadır. Bu da ortalama
500 keçi'ye tekabül eder. Makinelerin çok pahalı olmasından dolayı
küçük işletmelerde bu mümkün değildir. Buna rağmen küçük işletmeler
için daha basit makineler vardır. Ancak çok daha zahmetlidir. Bu
makinelerle 1 saatte ancak 10 gr yün ayıklanabilir.

İlkbaharda keçi kış tüylerini atar. Bu tüyler bu
dönemde elde edilir. Bu tüyler tıraş edilerek yada özel
taraklarla taranarak elde edilir. Taramak daha uzun ve zahmetlidir.
Ancak bu işlem keçinin daha çok hoşuna gider. Elde edilen değerli
alt tüyleri güvelenmeye karşı korumak için hava geçirmez ağzı kapalı
plastik torbalara konur. Kış mevsimi ne kadar uzun ve sert geçerse
kaşmir keçisinin değerli alt tüyleri de o kadar güzel ve parlak
olur.





Kaşmir kumaşı nemi emme oranı çok yüksektir. Kaşmir
en hafif doğal tüy özelliğine sahiptir. Kaşmir yününden elde edilen
kumaşlar diğer yünlere göre 6 kat daha sıcak tutar.

Kaşmir kumaşının daha dayanıklı ve yumuşak hissi
verebilmek için kaşmir ipliğine %25 ipek katılır.

Gerçek kaşmir kumaşı anlamak için:

  1. Kaşmir kumaşından elde edilmiş ürünü esnetip bırakıldıktan
    sonra hemen eski halini hemen alacaktır.

  2. Saf kaşmir vücudunuzda batma ve kaşınmaya neden olmaz.
  3. Saf kaşmir kullanıldıkça mutlaka tüylenme yapar.





Süt: Tadı ilkbaharda yeşil ot yemiş inek sütünü andırsa
da hazmı daha kolaydır. Kaşmir keçisi sütünden elde edilen peynir
özel ve eşsizdir. Sadece laktik asit bakterileri ve tuz kullanılır.
Kullanılacak sütün Yağı alınmaz Pastörize edilmez. Peynir
yapıldıktan sonra serin bir yerde 4 ay olgunlaşması sağlanır. Bu
sütten krem peynir yapılması uygun değildir.

Et: Kaşmir keçisinin etinin yağı azdır. Kaşmir keçileri
yavaş büyürler. Bundan dolayı oğlaklarının kesimi önerilmez.


KIL
KEÇİSİ :











Türkiye’de en yaygın olarak yetiştiriciliği yapılan keçi
ırkıdır. Halk arasında “Kara Keçi” olarak da bilinir. Tüm
bölgelere yayılmış olmakla birlikte, denize yakın ormanlık,
çalılık bölgelere yaygın olarak bulunmaktadır. Fundalık ve
makiliklerden iyi faydalanabilen, meyilli ve kayalık arazilere
iyi tırmanabilen ve sert iklime dayanıklı bir ırktır.




Görünüm
Özellikleri:






  • Renk genellikle siyahtır. Gri tonları ile kahverengi ve
    alacalara da rastlanır.




  • Vücudu örten kıllar kısa yada uzun olabilmektedir.




  • Derileri de koyu renklidir.



  • Hem keçiler hem de
    tekeler büyük çoğunlukla boynuzludur.Tekelerde boynuzlar oldukça
    gelişmiştir.




  • Kıl Keçilerinde vücut sağlam ve dayanıklıdır.




  • Baş orta büyüklükte ve düzgün profile sahiptir.




  • Geniş bir varyasyon görülmekle birlikte genellikle iri ve
    sarkık kulaklıdırlar.Ancak daha kısa kulaklılara da
    rastlanır.




  • Kıl Keçilerinde her iki cinsiyette de sakal vardır. Küpeli
    olanlarına pek rastlanmaz.




  • Vücudu kaplayan kıl örtüsü üstte kaba ve uzun örtücü kıllar,
    altta ise ince yumuşak alt kıllardan oluşur. İlkbaharda
    taranarak toplanabilen bu ince alt kıllar "
    Kaşmir Yünü "tipindedir.



Verim
Özellikleri:






  • Ege ve Akdeniz Bölgesi sahil kuşağı, Marmara Bölgesi,
    Güneydoğu, Doğu ve İç Anadolu Bölgesinde yetiştirilir.Süt,
    et ve kılı için yetiştirilir.





http://gizlihazineler.yetkin-forum.com

18 KEÇİ CİNSLERİ Bir Paz Ağus. 01, 2010 10:06 pm

CANTAR

avatar


KİLİS KEÇİSİ










Güney Doğu Anadolu Bölgesinde
özellikle Hatay, Gaziantep ve Urfa dolaylarında yetiştirilen bu
ırk Suriye’den getirilen Damascus (Halep)
keçileri ile kıl keçileri arasında yapılan melezleme ile ortaya
çıkmıştır. Sayıları 100 bin dolayında olan Kilis keçileri, Türkiye
yerli ırkları içerisinde süt verimi en yüksek olan ırktır.





Görünüm
Özellikleri:






  • Her türlü iklim koşullarına iyi uyum sağlar.




  • Ekstansif ve entansif koşullarda, küçük
    aile işletmeleri halinde veya sürüler halinde
    yetiştirilebilir.




  • Sağlam vücut yapısına sahiptir.



  • Uzun mesafe yürüyüşe yeteneklidir.



  • Süt ve döl verimi yüksek bir keçi
    ırkıdır.




  • Vücut çok uzun ve genellikle siyah
    renkli kıllarla kaplıdır.




  • Kulaklar çok uzun, geniş ve sarkıktır.



  • Kilis keçileri genellikle boynuzludur. Ancak,
    boynuzsuz erkek ve dişi hayvanlarda bulunmaktadır.




  • Meme
    iyi gelişmiş olup iki bacak arasında öne doğru uzanmaktadır.










Verim Özellikleri:





  • Canlı ağırlık: Erkek: 60 - 90 kg ;
    Dişi: 45 - 65 kg




  • Süt verimi: 200 - 350 kg



  • Laktasyon süresi: 250 - 300 gün



  • Süt yağ oranı: %4.3 - %4.7



  • Bir batımda oğlak sayısı: 1.2 - 1.6


MALTA (MALTIZ) KEÇİSİ




Anavatanı Malta'dır. İtalya'da en çok yetiştirilen
keçi ırkıdır. Nubiya ve
Damascus keçisi ile
Nursiye keçilerinin süt verimini artırmak amacıyla yapılmış
melezleme sonucu geliştirilmiş bir keçi ırkıdır. Akdeniz
ülkelerinde küçük gruplar halinde yetiştirilir. Türkiye’de Ege
ve Marmara kıyı şeridinde, özellikle İzmir çevresinde Çeşme ve
Kuşadası'nda bulunur.











Görünüm Özellikleri:






  • Baş ve kulaklar siyah renktedir. Yüzünden
    enli çizgi şeklinde beyazlık vardır.




  • Vücut genelde beyazdır.



  • Uzun yünlüdür.



  • Kulaklar uzun ve sarkıktır.



  • Memeler iyi gelişmiş olup, üzerindeki damarlar belirgindir.




  • Dişileri boynuzsuzdur.



Verim Özellikleri:





  • Canlı ağırlık: Erkek: 70 kg; Dişi:
    46 kg




  • Cidago yüksekliği: Erkek: 87 cm ; Dişi:
    55 - 60 cm




  • Süt verimi: 500 - 600 Lt



  • Laktasyon süresi: 270 - 300 gün



  • Süt yağ oranı: %3.5 - 4.5



  • Bir batında oğlak sayısı: 2 - 5


NİJERYA CÜCE (NİGERİAN DWARF) KEÇİSİ







Afrika kökenli Nijerya keçi ırklarındandır. Küçük vücut
yapılıdır fakat vücudu dengelidir. Burun yapısı düz, kulakları
diktir. Vücudunu örten kıllar yumuşak ve kısadır. Karakteristik
bir rengi yoktur. Değişik renk kombinasyonları görülebilir. Bu
cüce keçi ırklarında çok renk kombinasyonları görülmekle
birlikte ana renkler siyah ve altın rengidir. Beyaz ile altın
rengi karışık, beyaz ya da siyah renk üzerinde kırmızı ya da
siyah noktaların olduğu renk kombinasyonları görülebilir.
Değişik renk türlerinde olmaları onların yetiştirilme
nedenlerine dahi etki etmektedir.












ABD ve Nijerya’da bulunur. 1930–1950 yılları arasında
ABD’ye getirilen bu cüce keçiler yaygınlaşarak ilk başta
hayvanat bahçelerinde sergi hayvanı olarak kullanılmaya
başlandı. Daha sonra ise zarif görünüşleri ile insanlar arasında
arkadaş hayvanı olarak popüler oldu. Bu cüce cinsinin süt
üretimi yinede dikkati çekti. Süt verimi küçük boyutlarına
rağmen oldukça gelişmiştir. Süt kalitesi yüksektir ve cüce keçi
ırkının sütünden mükemmel peynir ve tereyağları üretilir. Küçük
ölçekli süt üretimi için bu ırk idealdir.










Bir batımda ikiz, üçüz, dördüz hatta beşiz yapabilir.
Annelik duyguları çok iyi gelişmiştir. Yavrularına çok özenli
bakabilmektedir. Yavruları için süt üretimi küçük boyutlarına
rağmen çok şaşırtıcıdır. Yeni doğmuş oğlaklar 2kg canlı
ağırlığında doğarlar ve hızlı bir şekilde büyürler. Cinsel
olgunluğa kısa sürede ulaşırlar. Cinsel olgunluğa 7–8 aylık iken
erişirler. Erkekler ile dişi keçilerin birbirinden ayrı
büyütülmesinde yarar vardır.












Nijeryalı cüce keçi ırkının
sayıları günümüzde az olmasına karşın ilerisi için parlak ve
kazançlı bir geleceği olduğu söylenebilir.







NORDUZ
KEÇİSİ:











Van ili Gürpınar ilçesi köylerinde, Norduz olarak tanınan yörede
yetiştirilir. Bu ırkın kaşmir keçisi olarak bilinen Morghose
keçisinin yerli keçi ırkları ile doğal melezlenmesi sonucu ortaya
çıktığı sanılmaktadır. Yaz ve kış aylarında ek yemleme yapılmadan
bölgedeki meralarda beslenmektedir.




Görünüm
Özellikleri:






  • Beden esas rengi siyah olmakla birlikte beyaz, krem,
    siyah-beyaz, gri, kül, kahverengi ve süt kahvesi renklerde
    görülür.




  • Erkekler sağlam boynuzlu olup, boynuzlar görkemli, sağlam,
    uzun ve yukarı doğru, her iki yanda arkaya doğru hafif
    eğimlidir.

http://gizlihazineler.yetkin-forum.com

19 KEÇİ CİNSLERİ Bir Paz Ağus. 01, 2010 10:16 pm

CANTAR

avatar


NUBİYA KEÇİSİ










Akdeniz çevresi keçi ırklarının en önemlisi
olan Nubiya keçisi, yüksek süt yağı ve kalitesi ile bilinen doğu
orijinli, daha çok zarif ve mağrur bir süt keçisidir.











Görünüm
Özellikleri:






  • Renkler beyaz da siyaha a kadar
    değişir.




  • Kulaklar uzun ve sarkıktır.



  • Kuyrukları kısadır.



  • Burun dışbükey yapıdadır.



  • İri vücutlu ve sağlam yapıdadır.










Verim Özellikleri:





  • Canlı ağırlık: Erkek: 75 - 80 kg; Dişi:
    55- 60 kg




  • Süt verimi: 880 Lt



  • Laktasyon süresi: 250 - 280 gün



  • Süt yağ oranı: % 7 - 8



  • Cidago yüksekliği: Erkek: 85 - 90cm;
    Dişi: 70 - 75 cm












Irkın döl verimi yüksektir. Yılda iki doğum
yapabilir ve ikiz ve üçüzlük sık görülür. Sütçü bir keçi olması
nedeniyle meme çok iyi gelişmiş ve vücuda olan bağlantısı
sağlam, meme başları uzun ve simetriktir.












OBERHASLİ KEÇİSİ







İsviçre keçi ırklarındandır.
İsviçre’nin dağlık Bern kantonları, Freiburg, Glarus'ta
geliştirilen süt keçisidir. Oberhasli keçileri 1900’lerde
birleşik devletlere ilk ithal edilen keçi ırklarındandır. Bu
ırkın özellikleri diğer İsviçre ırkı keçilerin özelliklerine
benzerlik gösterir. Fakat 1977 yıllarında bu ırkın ismi diğer
İsviçre ırklarından ve Alpines’ten ayrıldı.








Oberhasli keçileri insana
dost canlısı bir yakınlıktadır, uyanıktırlar ve nazik yapıları
vardır. Olgun keçiler orta boyuttadırlar.






Cinsin renk deseni dağ keçilerinin renk
desenini andırır. Keçiler kahverengidir; hafif güneş yanığı ve
derine kırmızımsı kahverengindedir. Aralarında hafif den siyah
noktalar vardır. Gözlerden yüze doğru bir çizgi şeklinde siyahlık
net bir şekilde ayrılır. Yine sırt ve karın altında da siyah renk
hakimdir. Ayaklarda da siyah renk hakimdir. Bacaklar, dizler ve
hayvan iç dizlerinin aşağısında da siyah renk vardır.





Oberhasli keçilerinin burun yapısı
düzdür. Dünya çapında bilinen iyi cins İsviçre ırklarındandır.







PYGMY KEÇİSİ










Anavatanı Kamerun'dur. Bu ırk Afrika'nın güneyinde
daha yaygındır. O bölgede yaşayan birçok cüce tiplerinden
birisidir. Bu cüce Pygmy keçisi Kamerun'dan ilk önceleri İsviçre
ve Almanya'nın hayvanat bahçelerine götürülmüştür. Buralardan
İngiltere, Kanada ve ABD ye ihraç edilmiştir.













Zaman içinde bu ırk bir takım araştırmacılar ve
halktan bazı kişiler çok sevimli buldukları için yetiştirmeye
başlamışlardır. Bu şekilde Pygmy keçisi yaygınlaşmıştır.













Aslında diğer keçi ırklarına göre çok küçük olsalar
da kendi çaplarına göre iyi süt verirler. Kimileri bu
hayvanların eti ve sütünden faydalanmak için yetiştirir.
Kimileride evcil hayvan olarak beslemektedir.













Görünüm
Özellikleri:






  • Değişik renklerde olabilirler.



  • En belirgin özellikleri burun, göz,
    alın ve kulak daha açık renktedir.(Siyah renkli olanlar
    hariç)




  • Yünleri orta boydadır. İklime göre
    değişiklik gösterir.




  • Erkekler uzun sakallıdır ve daha
    yünlüdür.




  • Erkekler dişilere göre renkleri daha
    koyudur.




  • Yüksek döl verim özelliğindedir.



  • Her türlü iklime uygundur.










Verim
Özellikleri:






  • Canlı ağırlık: Erkek: 27 - 39 kg ; Dişi: 23-34 kg




  • 12 ayda doğum yapmış olurlar.


















ROVE KEÇİSİ:










Gerçek anavatanı asla bilinmemektedir. 19. yy'ın
başlarından beri Fransa'nın güneyindeki Marseillers adında küçük
bir köyünden yaygınlaşmıştır. 1960 yılında Fransa'da 18.000adet
varken, 1979 500 adet kalmıştır. Aynı yıl koruma programına
alınıp 2.000 adete kadar çoğaltılmıştır.













Görünüm
Özellikleri:






  • Renkleri kızıl, kahverengi, gri ve
    siyah'dır.




  • Erkek ve dişileri gösterişli
    boynuzludur.




  • Boynuz uzunluğu: Erkek: 90 cm ; Dişi:
    30 cm'dir.









Verim
Özellikleri:






  • Cidago yüksekliği: Erkek: 85 - 95 cm ; Dişi: 70 -80 cm




  • Canlı ağırlık: Erkek: 80 - 90 kg ; Dişi: 50 - 60 kg











http://gizlihazineler.yetkin-forum.com

20 KEÇİ CİNSLERİ Bir Paz Ağus. 01, 2010 10:20 pm

CANTAR

avatar


SAANEN (SANEN) KEÇİSİ:










Görünüm Özellikleri:



İsviçre’nin Saanen vadisinde yetiştirilen ve
buradan yayılan bir keçi ırkıdır. Bu ırk dünyanın hemen hemen her
tarafına götürülmüştür. Genel olarak adaptasyon yeteneği yüksek,
sağlam konstitüsyonlu bir ırktır. Saanen keçileri kabak
(boynuzsuz),
erkekleri boynuzludur.

















Genel olarak keçiler
küpeli, kısa ve beyaz tüylüdür. Meme iki but arasına iyi yerleşmiş
olup koltuk tipi bezel memedir. Gelişme hızı, süt ve döl verimi
yüksektir. Genellikle 2-5 başlık gruplar halinde aile
işletmelerinde yetiştirilir. 1959’lı yılların başında Türkiye’ye
de getirilmiş ve halen saf ve melez olarak yetiştirilmektedir.











Verim Özellikleri:





  • Canlı ağırlık: Erkek:70 kg; Dişi: 50 kg



  • Süt verimi: 750 - 1000 Lt



  • Laktasyon Süresi: 280 - 300 gün



  • Süt yağ oranı: %3.4 - 3.6



  • Bir batındaki oğlak sayısı: 1.7 - 1.8









Saanen ırkının en önemli özelliklerinden
birisi olan farklı iklim koşullarına uyma yeteneği sayesinde,
götürüldüğü yerlere çok çabuk adapte olabilmektedir. Saanen
keçileri yemleme ve mera koşullarına karşı çok duyarlıdır. Yüksek
verim yeteneği ancak iyi bakım ve besleme koşullarında ortaya
çıkar. Saanen keçilerinde yemden yararlanma yeteneği yüksektir ve
erken çağda cinsi olgunluğa ulaşırlar ve hızlı ürerler. Bu da,
Saanen ırkının yetiştirme yönünden en önemli avantajlarındandır.
Döl verimi yüksek olan ırk, genellikle ikiz yada üçüz doğum
yaparlar.










SAVANNAH KEÇİSİ










Anavatanı güney Afrika'dır. 1955 yılında güney
Afrika'nın yerli ırkları ile melezleme yöntemiyle elde
edilmiştir. Bu şekilde etçil özellik kazandırılmış yeni ırk elde
edilmiştir. Savannah ırkı ile diğer etçil keçi ırkları ile
melezlemelerde doğan oğlaklar hızlı gelişimiyle dikkati çeker.
1990 yılında ABD ye ihraç edilmiştir.













Görünüm
Özellikleri:






  • Yününün rengi beyaz, Derisi siyah'tır.



  • Erkek ve dişileri boynuzludur.



  • Büyük başlı ve enli yüzlüdür.



  • Kalın derili ve kısa yünlüdür.



  • Güçlü kemik ve kas yapısına sahiptir.



  • Uyumlu davranışı ile kolay bakım
    sağlar.




  • Sıcak ve kuraklığa dayanıklıdır.



  • Parazitlere karşı dayanıklıdır.



  • Sağlam diş yapısına sahiptir.



  • Uzun ömürlüdürler.



  • Annelik içgüdüsü iyidir.



  • Yavruları hızlı gelişir.



  • Erkekler sakallıdır.










Verim
Özellikleri:






  • Canlı ağırlık: Erkek: 100 - 110 kg ; Dişi: 55 - 60 kg




  • İkiz ve üçüz doğum özelliğindedir.


















SKOPELOS KEÇİSİ




Anavatanı Yunanistan'dır. Adını Skopelos adasından
almıştır. Allonisos, Skiathos, Kyra Panagia, Peristera, Gioura,
Skantzovra, Piperi ve Psathoura bölgesinde yetiştirilmektedir.
Damascus ve Malta
keçisine göre süt verimi yüksektir. Yunanistan'da Skopelos keçi
ırkının yeri ayrıdır. Toplam 5.4 milyon keçi bulunan ülke'de 11
bin Skopelos keçisi bulunmaktadır.











Görünüm
Özellikleri:






  • Açık toprak rengindedir. Gri - beyaz
    lekeli olabilir.




  • Diğer yunan keçilerine göre tüyleri
    daha kısa ve düzdür.




  • Baş üçgen görünümdedir.



  • Erkek ve dişileri boynuzludur.



  • Kulaklar ufak ve diktir.



  • Yüksek döl verim özelliğindedir.




Verim
Özellikleri:






  • Canlı ağırlık: Erkek: 70 - 75 kg ; Dişi: 50 - 60 kg




  • Laktasyon süresi: 192 gün




  • Süt verimi: 329 Lt/Laktasyon



TAUERNSCHECKE KEÇİSİ










Avusturya'nın yüksek dağlarında yaşarlar. 1884
yılından beri bilinmektedir. 1941 - 1944 yıllarında çoğunlukla
tek tip kahverengi ırklarla melezleme yapılmıştır. Günümüzde
sayısı azaldığından koruma programına alınmıştır. 2002 yılında
250 adet kalmıştır.













Görünüm
Özellikleri:






  • Renkleri kahverengi, beyaz ve siyah
    karışık.




  • Erkek ve dişileri boynuzludur.



  • Uzun ömürlüdürler.



  • Düzgün meme yapılıdır. Meme sarkık
    olmadığından zedelenme ve yaralanma riski azdır.




  • Süt verimi iyidir.



  • Sağlam ve güçlü bacak ve tırnak
    yapısına sahiptir.




  • Dayanıklılığı yüksek olduğundan
    hastalanma riski azdır.










Verim
Özellikleri:






  • Canlı ağırlık: Erkek: 60 - 85 kg ; Dişi: 50 - 70 kg




  • Cidago yüksekliği: Erkek: 75 - 90 cm ; Dişi: 70 - 80 cm




  • Laktasyon süresi: 280 gün




  • Süt verimi: 720 - 880 Lt




  • Bir batında oğlak sayısı: 2.0




  • Oğlak doğum ağırlığı: 3.5 kg




  • Cinsel olgunluk yaşı: 5.5 - 6 ay




  • Erkek oğlaklar 2 aylıkken ortalama 14 - 16 kg canlı ağırlığa
    ulaşırlar.







http://gizlihazineler.yetkin-forum.com

21 KEÇİ CİNSLERİ Bir Paz Ağus. 01, 2010 10:42 pm

CANTAR

avatar


TİFTİK (ANKARA - ANGORA) KEÇİSİ










Anavatanı Türkiye'nin Ankara bölgesidir. İnsanoğlunun
bilinen en eski keçi ırklarından biridir. V. Charles, Holy Roman
Emperor 1534 yılında ilk kez Türkiye'den Avrupa'ya bu ırkı
götürmüşlerdir. Fakat hepsi telef olmuştur.














1849 yılında Sultan Abdülmecit'in hediyesi olarak Dr.
James P. Davis'e 7 adet Ankara keçisi hediye edilmiştir. İlk kez
bu sayede ABD'ye götürülmüştür. Orada çok beğenildiğinden zaman
içinde birçok kez tekrar götürmüşlerdir. 1838 yılında Güney
Afrika'ya da ihraç edilmiştir.













Günümüzde Türkiye dışında kaliteli tiftik üretimi
yapan Güney Afrika ve ABD'dir. 1998 yılında ABD'de "Angora Goat
Breeders Association" birliği kurulmuştur.













Büyük çoğunluğu
Ankara başta olmak üzere İç Anadolu bölgesinde ve Türkiye
genelinde Konya, Karaman, Eskişehir, Afyon, Çankırı, Çorum,
Kastamonu, Kırşehir, Kütahya, Niğde, Yozgat, Bolu, Siirt,
Mardin, Bitlis ve Van illerinde yetiştirilir. Tipik ırk
özelliklerini üzerinde toplayan en saf örnekler Ankara Yöresinde
yetiştirilmektedir.











Görünüm Özellikleri:






  • Renk çoğunlukla beyazdır.
    Ankara yöresinde yetiştirilen saf Ankara Keçilerinde baş ve
    ayaklar dahil tüm vücut beyazdır. Konya ve yöresi keçileri
    krem ve sarı renkli, Doğu ve Güneydoğu illerinde
    yetiştirilenler gümüşi gri, kahverengi ve siyah renktedir.




  • Ufak yapılı, ince ve zarif
    vücut yapısına sahip bir ırktır.




  • Saflık nişanelerinden biri
    alnındaki boynuzlar arası mesafedir. Bu mesafe 1-1.5 cm
    olmalıdır.




  • Yüz ve bacaklar dışında
    bütün bedeni tarsal ve carpal mafsallara kadar ince yumuşak
    parlak ve lüleli tiftikle örtülüdür.




  • Alnında kakülü bulunan ve
    karın altı tamamen tiftikle örtülü olanlarda tiftik verimi
    yüksektir




  • Sağrı omuzdan biraz
    yüksektir, arka bacaklar önlerden biraz daha uzundur.




  • Başın yandan görünüşü
    dişilerde hafif iç bükey ya da düz, tekelerde ise dış
    bükeydir.




  • Erkek ve dişileri genelde boynuzludur.
    Boynuzlar iyi gelişmiş kendi
    ekseni etrafında kıvrılmış, geriye doğru yatıktır.




  • Soğuklara dayanıklıdır.




  • Tiftik kalitesi beslenme ile doğru orantılıdır.




  • Dış parazitlere karşı hassastır.




  • Sakin yapılıdır.






Verim
Özellikleri:






  • Canlı ağırlık: Erkek: 33 - 62 kg (42.Cool ; Dişi: 22 - 45 kg
    (33.5)




  • Cidago yüksekliği: Erkek: 61 - 73 cm (66.4) ; Dişi: 45 - 64
    cm (51.4)




  • Göğüs çevresi: Erkek: 75 - 93 cm (85.2) ; Dişi: 67 - 88 cm
    (74)




  • Vücut uzunluğu (Sal): Erkek: 61 - 72 cm (67.4) ; Dişi: 51 -
    69 cm (57.7)




  • Sürü doğum oranı (Ort): % 85.5




  • Bir batında oğlak sayısı: 1.06




  • Oğlak doğum ağırlığı: Erkek: 2.6 kg ; Dişi: 2.4 kg




  • Oğlak yaşama gücü: %92.6




  • Sütten kesim zamanı (Ort): 120 - 135 gün




  • Süt verimi (Ort): 25 - 50 Lt




  • Tiftik verimi: 1.3 - 6.5 Kg (2.75)




  • Tiftik randımanı: %65.1 - 88.4 (%75.6)




  • Lüle uzunluğu: 9.5 - 16.4 cm (14.6)




  • Canlı ağırlık artışı: 106.9 gr/gün




  • Karkas ağırlığı (Ort): 12.4 kg




  • Karkas randımanı (Ort): %42.5




  • Yılda 2 kez kırkım yapılır.







TOGGENBURG KEÇİSİ:









Görünüm Özellikleri:




İsviçre keçi ırklarındadır. Vücut
kahve-kırmızı karışımıdır. Gözlerden ağza kadar, sağ ve soldan
aşağı doğru inen beyaz renkli iki adet akıtması vardır. Süt
keçilerinin genel dış yapı özelliklerine sahiptir. Çok çeşitli
iklim ve çevre koşullarına kolaylıkla uyum sağlayabilmektedirler.
Erkek ve dişiler boynuzsuzdur. Memeler iyi gelişmiştir. Gerdanın
her iki yanında yer alan ve “küpe” adı verilen birer deri uzantısı
vardır. Gerdandaki bu küpeler ırk için karakteristiktir.











Verim Özellikleri:





  • Canlı ağırlık: Erkek: 65 - 75 kg; Dişi:
    45 - 50 kg




  • Süt verimi: 700 kg



  • Laktasyon süresi: 275 gün



  • Döl verimi yüksek ve
    ırk erken gelişme yeteneğine sahiptir.









ZALAWADİ KEÇİSİ:










Hindistan ın Surendranagar eyaletinin Gujarat Rajkot şehrine ait
keçi ırkıdır.










Görünüm
Özellikleri:



İri yapılıdır. Erkek ve dişileri
boynuzlu, kıvrık ve yukarı doğrudur. Boynuz uzunluğu: 16.5 - 17
cm. Siyah renkli kaba yünü vardır. Kulaklar beyaz, uzun, geniş,
sarkık ve yaprak şeklindedir. Kulak uzunluğu 19 - 20 cm dir.











Verim Özellikleri:





  • Canlı ağırlık: Erkek:40 kg; Dişi: 33 kg




  • Vücut uzunluğu: Erkek: 75.6; Dişi: 71.8




  • Cidago yüksekliği: Erkek: 83.3 cm; Dişi: 78.5




  • Göğüs çapı: Erkek: 76.8; Dişi: 74.2




  • Günlük süt verimi: 2 - 2.5 Lt




  • Laktasyon süresi: 197 gün




  • Yün verimi: 250 gr / Yıl

http://gizlihazineler.yetkin-forum.com

Sayfa başına dön  Mesaj [1 sayfadaki 1 sayfası]

Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz